Ana içeriğe atla

WhatsApp ve Jan Koum.

Sevgili dostlar,

Ben cep telefonu kullanmaya 1999 senesinde başladım ve ilk telefonum bugünkü gençlerin görseler kötü bir bilimkurgu filminden çıkmış zannedeceği kocaman bir Ericsonn telefondu. O dönemler cep telefonu kullanmak bir tür “seçkinlik” işaretiydi çünkü telefonla konuşmak çok pahalı hele sağa sola birkaç tane mesaj sallamak büyük müsriflikti. Biz ilk dönem kullanıcıları cep telefonlarını konuşmak ve mesajlaşmak için değil hem biraz hava atmak hemde acil bir durum olursa bulunabilmemiz kolay olsun diye taşırdık. Telefonla mesaj atmayı öğrenmem telefonu cebime koymamdan iki sene kadar sonra oldu çünkü mesaj “çok yazmasın” diye pek kullanılmazdı.

Sonra yıllar yılları kovaladı , şimdiyse burnundan sümüğü akan minicik çocukların bile ellerinde son model telefonları , çantalarında tabletleri bulunmakta ve herkes sürekli bir iletişim halinde. Hatta o kadar iletişim halindeyiz ki bazen cafelerde oturan insanlara bakıyorum elli santim ötelerindeki arkadaşlarıyla konuşmak yerine ellerindeki telefondan dünyanın bir ucuna WhatsApp mesajı sallıyorlar.

Bu WhatsApp denen programı ilk gördüğüm zaman bedava olduğuna inanmamıştım çünkü en büyük alerjim olan “kontür yiyen mesaj” meselesini çözmüştü ve dünyanın her yerine tamamen bedavaya mesajlar atabiliyor ve sohbetlerde bulunabiliyordum. WhatsApp’ın aslında bedava olmadığını ve bir sene kullandıktan sonra üç lira kadar bir paramı ceplediğini daha sonradan öğrenecektim, ancak bu bir sene içinde kendisine o kadar bağımlı hale gelmiştim ve o kadar işime yaramaya başlamıştı ki kendisinin kestiği paraya ancak “helal olsun” denebilirdi.

Biz millet olarak “üzümünü ye bağını sorma” felsefesini içselleştirdiğimiz için genelde kullandığımız ürünler kimler tarafından hangi sıkıntılarla ortaya çıkarılmış pek sormayız. Bu sebeple herkes WhatsApp programını kullanarak etrafa çekirdek çitler gibi mesaj atmasına rağmen bir durup acaba bunu yapan kimdir diye düşünmez. İşte bu bilgi açığını gidermek için bugün sizlerle hem WhatsApp mucidi Jan Koum’un ilginç hayatından birkaç kesit sunmak hem de bizlerinde örnek alabileceği birkaç başarı sırrını paylaşmak istiyorum.

Efendim, WhatsApp denen bu program esas olarak Jan Koum ve yardımcı oyuncu olarak da Brian Acton tarafından ortaya çıkartılmıştır. Şu anda bu iki zeki ve girişimci arkadaşımız tam anlamıyla birer dolar milyarderi olmuşlardır çünkü Facebook firması WhatsApp’daki cevheri görüp kendilerine 19 MİLYAR Amerikan doları ödemiştir. Banka hesabınıza bu kadar paranın yatırıldığını ve bunun sebebininde aslında son derece basit mantığa sahip minik bir program olduğunu düşünürseniz bu iki arkadaşın başarılarının boyutunu anlarsınız. Şu an 39 yaşında olan Jan Koum WhatsApp firmasını çok uzun süre önce değil 2009 senesinde arkadaşı Brian Acton ile kurdu ve beş sene dolmadan milyarderliğe adımını attı. ( Düşünün bakalım siz son beş senede hangi başarılara imza attınız? Facebook üzerinde oynadığınız ve tüm arkadaşlarınızı bıktırana kadar paylaştığınız oyun başarıları hariç)

Bugün bir dolar milyarderi olan Jan Koum öyle zengin bir aileden falan gelmiyor hatta bırakın zenginliği bir dönem fakirlikten devletin verdiği gıda yardımınca muhtaç olacak kadar kötü şartlarda yaşamış bir göçmen. O zamanlar Sovyetler Birliğine bağlı olan Ukraynadan Amerikaya annesiyle birlikte göç eden bir Yahudi genci olan Jan Koum kendilerine bedava yiyecek yardımı için gereken kuponları almak için gittiği Sosyal Güvenlik bürosunda o kadar çok sıra beklemiş ve bu kendisinde öyle büyük bir sıkıntı yaratmış ki, yıllar sonra Facebook şirketinin kendisine milyar dolarlar verdiği ve hayatını değiştiren sözleşmeyi o yıllarca kuyruk beklediği Sosyal Güvenlik Bürosunda imzalamış.

Düşünebiliyormusunuz tüm gençliğiniz fakirlik içinde geçiyor,masanıza yemek koyabilmek için bile devlet yardımına muhtaç garip bir göçmensiniz ve yıllar sonra büyük sıkıntılar geçirerek gittiğiniz Sosyal Güvenlik bürosunda milyar dolarlık bir anlaşma imzalıyorsunuz. Bu sahne bir filmde olsa çoğu kişi hüngür hüngür ağlar. Tabi Koumun bu imza törenine altında muhteşem Porsche bir arabayla geldiğini de ekleyelim. ( BAŞARI İPUCU: Durumunuz ne olursa olsun ve nasıl zor şartlarda yaşarsanız yaşayın gelecekte ne olacağınızı ve hangi başarılara imza atacağınızı kimse bilemez bu yüzden sakın moralinizi bozmayın çünkü şu anda büyük ihtimal en azından fakirlikten devletten yiyecek yardımı alma aşamasında değilsiniz ki öyle bile olsanız bu bir gün trilyoner olmayacağınız anlamına gelmez)

Jan Koumun ortağı Brian Acton hakkında fazla bir şey bilmiyoruz çünkü kendisi hakkında bilgi vermeyi çok seven bir insan değil. Stanford Üniversitesi mezunu ve Appl,Yahoo gibi şirketlerde çalışmış klasik bir bilgisayar kurdu. Actonun hikayesindeki ilginç olan nokta gün gelip kendisini milyarder yapacak şirket Facebook’un iş başvurusunu red etmiş olması. (BAŞARI İPUCU: İş görüşmelerinde aldığınız red cevapları moralinizi bozmasın çünkü gün gelir bugün sizi red eden şirketler size büyük paralar ödemek zorunda kalabilirler hatta başarıya ulaşmanızın sebebi zaten red edilmenizde yatabilir) Bu arada Actonun iş başvurusunu red eden ikinci şirketTwitter.

Acton ve Koum arkadaşları zengin eden WhatsApp çok akıllıca bir fikre dayanmakta. Bir kere kesinlikle reklam almıyor ve size ürününü çok cüzi fiyatlara sunuyor. Üzerinden neredeyse tüm işlerinizi hallettiğiniz bir WhatsApp programı için ilk seneden sonra ödemeniz gereken miktar bir dolar bile etmiyor. Peki bu kadar az paraya bu iş nasıl dönüyor derseniz şu an dünyada 250 milyon insanın WhatsApp kullandığını bilmeniz gerekir. Basit bir çarpım işlemiyle bile bu işin ne kadar karlı olduğunu kendiniz anlayabilirsiniz. (BAŞARI İPUCU: Bazen çok düşük fiyatla verdiğiniz bir hizmet bile eğer yeterince fazla sayıda insana ulaşabilirseniz sizi zengin edebilir)

Jan Koum verdiği bir röportajda WhatsApp’ın yazım aşamasında, ürünlerini insanlara bedavaya verirmiş gibi yapıp sonra onları reklamlara boğmak yerine insanlara gerçekten fayda veren ve hayatlarında olumlu değişimler yaratan bir ürün için direkt olarak para alabileceğini düşündüğünü söylemiş. Gördüğünüz gibi hepimizde sesimizi çıkarmadan paralarımızı veriyoruz demek neymiş : (BAŞARI İPUCU: İnsanlara gerçek anlamda katkı sağlayan bir ürününüz ve hizmetiniz varsa bunun karşılığını almanız hiç de zor değildir)

Biraz daha Jan Koumun hayatına odaklanalım isterseniz. Ukraynada Kiev yakınlarında haritada bile zor görünen bir köyde doğan Jan Koum fakirlik ve yokluklarla dolu bir hayat geçirmiş ve hatta evinde bile doğru dürüst elektrik bulunmadığı söyleniyor. Ev kadını bir anne ve inşaatçı bir babanın tek çocuğu olan Koum doğru dürüst elektrik ve suyu bile olmayan bir evde Sovyetler Birliğinin son dönemlerinde insanların ve özellikle Yahudi asıllıların korku içinde yaşadığı ve korkudan telefonda bile konuşmaktan çekindiği bir ortamda doğdu ve büyüdü. Şartlar iyice zorlaşınca 1992 senesinde soluğu annesiyle birlikte Amerikada alıyor.

Jan Koum ve ailesi öyle bir yokluktan geliyorlar ki annesi yola çıkmadan önce 20 tane defter ve bir çok kalemi belki Amerikada bunları alamayız ve oğlum okuyamaz diye düşünerek çantalarına dolduruyor. (Bu defterlerin Koum için önemini yazının sonraki kısmında paylaşacağım) Koumun annesi Amerikada çocuk bakıcılığı ve evlerde temizlikçilik yapmaya başlıyor ki daha sonra kendilerine katılacağını düşündükleri babası Ukraynada hastalanıp ölüyor ve hemen arkasından da annesi hastalanarak bir süre sonra hayatını kaybediyor. Bu aşamada Koum yeni geldiği Amerikada fakirliğin dibine vurarak devletten gıda yardımı almaya başlıyor.

Lise dönemlerinde okulda sürekli başını belaya sokmasına rağmen kendi kendine bilgisayar programlamayı öğreniyor. Bunu da parası olmadığı için kullanılmış kitap satan sahaflardan eski püskü programcılık kitapları alarak ve okuduktan sonra geri iade ederek beceriyor. (BAŞARI İPUCU: Her türlü yöntemi kullanarak kendinizi belli bir alanda uzmanlaştırmanızın karşılığını ilerde alabilirsiniz) Bu arada başka bir ilginç durum da şudur. Jan Koum ve annesinin Amerikada yerleştikleri Mountain View kasabası o dönemlerde yaşaması ve barınması ucuz bir yerdi ve orayı seçmelerinin sebebi de buydu. Zamanla bu kasaba ileri teknoloji şirketlerinin yatırım yaptığı bir alan oldu ve bu da Jan Koumun teknoloji alanında kendisini geliştirebilmesine imkan sağladı.

Koum’un hem babasını hem de annesini kaybettiği bir dönemde Ukraynadaki akrabaları ve arkadaşlarıyla temasa geçmesi çok zordu çünkü hem telefon açmak imkânları sınırlıydı hemde Ukraynada yaşayanlar telefonlarının dinlendiğini düşündükleri için mümkün olduğunca telefon kullanmaktan kaçınıyorlardı.

İşte Jan Koumun bir gün gelip insanların birbirleriyle kolay, ucuz ve sınırlama olmadan iletişimde bulunabilecekleri bir programı ortaya çıkarma güdüsü o günlerde yaşadığı iletişim zorluklarından kaynaklanmakta.

WhatsApp mucidi Jan Koum liseyi zor şartlarda bitirdikten sonra San Jose devlet üniversitesine başladı ve öğrenim masraflarını çıkarmak için bilgisayar bilgisini kullanabileceği part time işlere girdi. Bunlardan biriside dünyaca ünlü Ernst&Young muhasebe şirketiydi ve bilgisayar güvenliği testleri yapmaktan sorumluydu. Burada hayatında dönüm noktası olan olaylardan birisi gerçekleşti ve bugünkü ortağı Brian Actonla tanıştı.

Acton o dönemler Yahoo şirketinde çalışıyordu ve Koumun çalıştığı ofise bilgisayar sistemlerini denetlemek için gelmişti. İki genç kısa sürede arkadaş oldular çünkü ikiside direkt, lafı dolandırmadan yaşamayı ve çalışmayı seven insanlardandı. Hatta ilk tanışmalarında Koumun şirketi denetlemek için gelen Actona sorduğu sert sorularla kendisine oldukça zor zamanlar yaşattığı söylenmekte.

Jan Koumun bu direkt ve sürekli eyleme dönük yapısı aslında birazda yetiştiği zor şartlardan kaynaklı. Ukraynanın eksi 20 derece soğuklarında elektriği ve suyu doğru dürüst olmayan mahrumiyet şartlarında büyüyen ve Sovyetler Birliğinin çöküş zamanlarında dışa son derece kapalı, devlet baskısının fazla ve insanların sürekli korku içinde yaşadığı bir ortamda karakterini oluşturan, üstelikde Yahudi asıllı olduğu için dışlanan bir çocuk düşünün. Bu çocuğun bugünkü başarısını sağlayan sert ve zorluklara dirençli karakterinin tohumları işte tamda bu ortamda atıldı. Bugün teknoloji içinde büyüyen gençlerle karşılaştırılırsa 19 yaşına kadar bir bilgisayarı olmayan Jan Koumun WhatsApp gibi bir teknolojik gelişmeye imza atması büyük bir başarı.

Koum Yahoo çalışanı Actonla tanışıp arkadaş olduktan altı ay kadar sonra kendisi de Yahoo firmasında çalışmaya başladı. Bu dönemde hem üniversitede okuyup hemde Yahoo firmasının stresli şartlarında çalışıyordu. İşe başlamasından iki hafta kadar sonra bir gün sınıfta ders dinlerken cep telefonu çaldı, karşısındaki kişi Yahoo’nun kurucularından David Filoydu ve acilen şirkete gelmesini çünkü sunucularda bir sorun yaşandığını söyledi.Koum’un kendisine o anda derste olduğunu ve gelemeyeceğini söylemesinin ardından David Filo kendisine “derste ne işin var hemen şirkete gel” cevabını verdi. Jan Koum dersten çıktı ve üniversiteye bir daha dönmedi. Çünkü şirkette ve piyasada geçireceği zamanın okulda geçireceği zamandan çok daha faydalı olacağına karar vermişti. (BAŞARI İPUCU: Diplomalar ve okullar gereklidir ama başarıya giden tek yol değildir,hayatın kendisi de büyük bir eğitimdir ve hangisinin sizin için daha yararlı olacağına kendiniz karar verecek ve radikal kararlar almaktan çekinmeyeceksiniz)

Koumun annesinin ölümünden sonraki zorlu zamanlarda Brian Acton kendisine daha çok destek oldu ve bu iki arkadaş daha çok yakınlaştılar. Bu dönemde Yahoo firmasında da işler yolunda gitmiyordu ve bu iki genç hayatlarının en sıkıntılı ve amaçsız dönemlerini yaşıyorlardı. Daha sonraki röportajlarında Yahoo firmasında geçirdikleri bu dönemleri oldukça keyifsiz ve sıkıntılı olarak anlatıyorlar.2007 senesinde artık bu ikili Yahoo firmasında yeterince çalıştıklarını düşünerek istifalarını bastılar. (BAŞARI İPUCU: Sizi bunaltan ve enerjinizi yok eden yerlerden ayrılmak için çok düşünmeyin çünkü geleceğiniz sizi başka bir yerde bekliyor olabilir)

Bir sene boyunca biraz kendilerine gelmek ve ne yapacaklarını planlamak için uzun bir Güney Amerika tatiline çıktılar ve zaman geçirdiler. İkisi de bir gün kendilerine milyarlar ödeyecek Facebook firmasına iş başvuruları yaptı ve ikisi de red edildi. Koum Yahoo şirketinde çalışırken yaptığı birikimleride harcamaya başlamıştı ve işler hiç de iç açıcı gözükmüyordu. En sonunda bir gün hayatlarının dönüm noktalarından birini daha yaşadılar.

2009 senesinde Koum bir Iphone cep telefonu satın aldı ve kurcalamaya başladı. İlk farkettiği şeylerden biri App Store denen ve insanların uygulamalar satın aldıkları özellikti. Cep telefonları için bir fikir bulup bunu programa dönüştürebilirse para kazanabileceklerini o an fark etti. Kendisi gibi Rusyadan göç etmiş bir arkadaşının mutfak masasında bugün WhatsApp olarak hepimizin kullandığı programın ilk fikirleri ortaya çıkmaya başladı.

Kafasındaki ilk fikir telefonun adres defterindeki insanların o an yaptıklarını gösteren durumlarını paylaşabilecekleri bir programdı. Mesela arkadaşlarına o an ne yaptığını gösterebilecek ve o da diğer arkadaşlarının durumlarını anlayabilecekti. Iphone programlamasından anlayan gene Rusya göçmeni bir programcıyla beraber fikrin üzerine çalışmaya başladılar. Koum kafasında fikri oturtup karar verdikten sonra hemen eyleme geçti. Programın ismi olarak İngilizce “ne haber,nasılsın “ anlamlarına gelebilecek “Whats Up” kelimesinden WhatsApp ismini türetti ve bir hafta sonra doğumgününe gelen gün olan 24 Şubat 2009 günü California merkezli olarak “WhatsApp Inc” şirketini kurdu. Şirket kurulduğu gün bu programın tek bir kodu bile daha yazılmamıştı ve her şey Jan Koumun kafasındaki bir hayalden ibaretti. (BAŞARI İPUCU : Düşünce ve fikirlerinizi eyleme dönüştürmek için beklemeyin ve hemen harekete geçin)

(Burada bir ara not düşmek istiyorum. Dikkat ederseniz üniversite mezunu olmayan bir insan Amerikada rahatlıkla bilgisayar firmalarında çalışabiliyor hatta kimse okumasını önemsemiyor bile önemli olan verilen işi yapabilmesi. Bizim diploma üstüne diploma ve sertifika üstüne sertifika isteyen şirketlerimiz bu kafaları yüzünden ne dehaları ellerinden kaçırıyorlar bir düşünmek lazım. Diğer bir mesele Amerikada bir fikir bulduğunuz anda hemen ve kolayca bir şirket kurabiliyorsunuz. Türkiyede ise bir şirketi kurmakta ve daha sonra o şirketi kapatmakta ayrı bir işkence. Bu kafamız yüzünden insanların girişimci fikirlerini daha oluşmadan ortadan kaldırıyoruz sonrada neden ülkemizde girişimci yok diye ağlıyoruz.)

Şirketin kuruluşundan sonra Koum ciddi bir çalışma temposu içine girdi. Daha kodu yazmaya başlamadan programını dünyadaki her telefon numarasıyla uyumlu hale getirmesi lazımdı. Bu sepeple Koum Internetin başına oturdu ve dünyadaki tüm telefon operatörlerinin çevirme kodlarını araştırmaya ve kaydetmeye başladı. Aylar süren bu araştırmalarında dünyanın her bölgesindeki telefon sistemlerini ve numaralandırma kategorilerini sabırla inceledi.

Sonunda programı yazıp bitirdiklerinde telefonlarına yüklediler ama program sürekli kitleniyor ve bir sürü problem çıkarıyordu. Jan Koum aylar boyunca ortaya çıkan her problemi inceliyor ve bunları kendi özel defterlerine yazıyordu. Burada ilginç olan nokta Koumun kullandığı bu defterler özel durumlar için sakladığı ve annesinin yıllar önce Sovyetler Birliğindeyken alıp bavuluna koyduğu manevi değeri yüksek defterlerdi. Sorunlar çoğaldıkça Koumunda morali bozulmaya başlamıştı. Bir ara her şeyi bırakıp düzenli bir işe girmeyi düşündü ama tam bu sırada arkadaşı ve ortağı Acton bu kadar çabadan sonra bırakmasının “aptallık” olacağına ve birkaç ay daha dayanması gerektiğine onu ikna etti. ( BAŞARI İPUCU : Sakın vazgeçmeyin)

Tam o sırada ilginç bir gelişme oldu. Apple Iphone telefonlarında bir uygulama kullanılmıyorken bile size uyarı mesajı gönderilebilmesini sağlayan özelliği piyasaya sürdü. WhatsApp için bu bir dönüm noktasıydı. Koum ve ortağı Acton insanların WhatApp programını giderek artan sayılarda indirip birbirlerine mesaj göndermek için kullanmaya başladıklarını farkettikleri an bir dönüm noktasıydı, çünkü artık insanlar dünyanın diğer uçlarından birbirlerine mesaj gönderebiliyor ve bunun içinde mesaj ücreti ödemiyorlardı. Programın gönderdiğiniz mesajın okunduğu bilgisini veren çift işaret özelliğide bu günlerde ortaya çıktı.

Bu dönemlerde WhatsApp şirketinin bir ofisi yoktu ve iki arkadaş bilgisayar severlerin takıldığı Red Rock Cafe isimli bir cafeden tüm işlerini hallediyorlardı. Bir süre sonra Acton Yahoo firmasından tanıdığı arkadaşlarından topladığı 250 bin dolarla şirketin resmi olarak ikinci ortağı oldu.

Bu dönemde bir takım yatırım firmaları da WhatsApp’a ilgi göstermeye başladılar. Koum’a sorulan en ciddi soru zaten telefonlarda mesaj özelliğinin olduğu ve bu programın uzun vadede tutmayacağıydı. Koum ise mesaj özelliğinin eski bir teknoloji olduğunu ve uzun vadede WhatsApp’ın bu piyasayı tamamen tekeline alacağını söyleyerek onlara cevap veriyordu. ( Bu öngörünün gerçekleşip gerçekleşmediği hakkındaki kararı size bırakıyorum)

Bir süre sonra eski bir depoyu kiralayıp ofise çevirdiler. Bu dönemde her gün giderek artan sayıda insan telefonlarına WhatsApp indirmeye başlamıştı ama şirketin daha bir logosu bile bulunmuyordu. En sonunda finans ve bilişim şirketleri WhatsApp’ın öneminin farkına vardılar ve ortak olmak için birbirlerini ezmeye başladılar ( BAŞARI İPUCU : Eğer fikriniz iyiyse size para verecek insanları bulmanız hiç zor olmayacaktır) Günler ayları, aylar yılları takip etti ve Ukraynadan gelen bu fakir bir göçmen gencin kafasındaki basit fikir bugün herbirimizin telefonlarındaki vazgeçilmez programlardan olan ve hayatımızı kolaylaştıran bir başarıya dönüştü. Bir zamanlar yiyecek almak için bile devlet yardımı alan bu çocuk bugün bir dolar milyarderi.

Aslında Koum’un başarı formülü çok basit. İnsanlara faydalı olacak bir fikir bul, bu fikri hayata geçirmek için gereken adımları at, deliler gibi çalış ve vazgeçme. İçinde bulunduğumuz çağ yenilikçi fikirleri olanlara büyük imkanlar sunmakta yeterki siz gerekenleri yapmaya hazır olun.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Kaynaklar:

http://www.forbes.com/sites/parmyolson/2014/02/19/exclusive-inside-story-how-jan-koum-built-whatsapp-into-facebooks-new-19-billion-baby/

http://jewishbusinessnews.com/2014/02/20/whatsapp-jan-koum-the-story-of-a-man-who-kept-it-simple/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…