Ana içeriğe atla

ETKİLİ BİR İNSAN OLMANIN YOLLARI


Sevgili dostlar,

Etkili lafı sözü dinlenen bir insan olmak herkesin içinde yatan aslandır ama birçok insan bunu pek itiraf etmek istemez. Ama gene de etkili bir insan olmak, etkisiz eleman bir insan olmaktan her zaman çok daha iyidir.

Etkili insan olmak hedefine giden kalıcı ve geçici yollar vardır. Kalıcı yolları birazdan anlatacağım ancak geçici yollara birkaç örnek vermek isterim.

Çok zengin olmak sizi geçici olarak etkili bir insan yapar. İnsanlar para koparabilme umuduyla size dünyanın en sevilen kralı ya da kraliçesi gibi davranırlar. Ancak bu durum geçicidir ve paranız bittiği an etkiniz de biter.

Devlette, siyasette ve büyük firmalarda üst düzey yönetici olmak da sizi geçici olarak etkili bir insan yapabilir. İnsanlar sayenizde iş bulmak, işlerini korumak veya karlı ihaleler almak umuduyla sizi her gördüklerinde yerlere yatıp türlü dalkavukluklar yaparlar. Ancak bu durum geçicidir ve pozisyonunuzu kaybettiğiniz an etkiniz de biter.

Vuran, kıran, döven ve öldüren bir suç makinesi olmak da sizi geçici olarak etkili bir insan yapabilir. İnsanlar canlarının korkusuyla sizin her dediğinizi ikiletmeden yaparlar. Ancak bu durumda geçicidir çünkü suç makinelerinin sonu genelde pek hayırlı olmaz.

Peki, hocam gerçekten etkili bir insan olmak için neler yapabiliriz derseniz. İşte emek ve çalışma isteyen kalıcı yolları anlatmaya sıra geldi diyebiliriz.

1) Harekete geçin.
Oturduğunuz yerden etkili bir insan olmanız imkansızdır. Yeni deneyimler edinmek, yeni insanlarla tanışmak, kendinizi geliştirmek ve her gününüzü bir önceki günden daha aktif yaşamanız lazım. Miskin ve hareketsiz insanlardan pek etkili sonuçlar çıkmaz. Kısacası kalkın artık o oturduğunuz yerden ve harekete geçin.

2) İyi bir dinleyici olun.
Çok konuşup bağırıp çağırmak etkili olmak demek değildir. İnsanları etkilemek için önce çenenizi kapatıp dinlemeyi öğrenmeniz gerekir. Dinleyerek diğer insanların düşüncelerini ve ihtiyaçlarını öğrenerek onlarda samimiyet duygusu oluşturursunuz.

3) Tutarlı Olun.
Söylediklerinizle yaptıklarınız birbirini tutsun. Bir şeyi yapacağınızı veya yapmayacağınızı söyledikten sonra artık eğilip bükülmeyin. Beyaz yalan diye bir şey olmadığını iyice anlayarak önce kendinize sonra da diğer insanlara karşı dürüst olun. Tutarlı ve güvenilir olmanız diğer insanların size güvenmesini ve sözlerinizi daha dikkatli dinlemelerini sağlayacaktır.

4) Empati duymayı öğrenin.
Diğer insanların duygularını ve kişiliklerini önemsemeyen ve onlara saygı duymayan insanlar etkili olmazlar, sadece insanların onlara karşı duydukları geçici korkuyu etkili olmakla karıştırırlar. İletişim kurduğunuz tüm insanları gerçekten anlamaya ve onların yerine kendinizi kısa sürelerle de olsa koyabilmeyi öğrenmeniz, insanlar üzerinde büyük bir etki kurmanızı sağlayacaktır.

5) Çözüm insanı olun.
İnsanların ezici çoğunluğu sürekli her şeyi eleştirir, çünkü eleştirmek kolaydır. Çok az sayıda insan gerçekten üretmeye ve sorunları çözmek için somut bir şey yapmaya uğraşır. Banyo musluğunun damlamasından şikayet etmek yerine kolları sıvayıp tamirata girişmek lazımdır. Çözüm insanı olduğunuz zaman sorunların götürüldüğü, danışılan bir insan olursunuz ve etkiniz sorunları çözdüğünüz oranda artar.

6) Sorumluluk üstlenin.
Her ne yapıyorsanız yapın, yaptığınız şeylerin iyi veya kötü her sonucunu üstlenin. Sadece başarılı hallerde ortalarda “ben yaptım, ben yaptım” diye gezen, ama başarısızlıkta “hep başkalarının yüzünden benim suçum yok” diyerek kaçan insanlardan olmayın. Sorumluluk almanız ve bunu göstermeniz insanların size güvenmesini ve liderliğinizi kabul etmelerini sağlayacaktır.

7) Vasat ve Sıradan olmayın.
Yaptığınız şey her neyse onun en iyisini yapmaya çalışın ve standartlarınızı sürekli yükseltin. Büfede karışık sandviç bile yapıyor olsanız önce semtinizin en iyi sandviç ustası olmaya çalışın. Bunu becerdiğiniz zaman şehrinizin hatta ülkenin en iyisi olmayı hedefleyin. Bu kadar basit bir işte bile standartlarınızı sürekli yükseltir ve sıradan insanlardan olmayı kabul etmezseniz, kendinizi bulacağınız yerlere siz bile şaşırırsınız.

8) Sürekli kendinizi geliştirin.
Çalışmak ve uyumak dışındaki tüm zamanınızı kendinizi geliştirmekle geçirin. Yeni şeyler öğrenin, her sene kendinize daha önceden bilmediğiniz bir beceri katın. Okuyun, dinleyin ve izleyin. Kendinizi sürekli geliştirmeniz etrafınızın da dikkatini çekecektir ve birçoğu mıknatıs gibi size çekileceklerdir.

9) Hırs ve İhtirasla yürüdüğünüz kendinizden daha büyük bir hedefiniz olsun.
Hırsı ve cesareti olmayan insanlar sürekli “hırs kötüdür” şarkısını söylerler. Hırs insanın içinde yanan ve her türlü gelişimin fitilini yakan bir ateştir. Bugün kullandığınız ve hayatınızı yaşanılır hale getiren neredeyse her şey hırslı insanların türlü saldırılara, alaycılıklara ve zorluklara karşı inatla direnerek icat edip ürettikleri eserlerdir. Hırsı olmayan muhallebi gibi insanlardan ortaya genelde süslü laflardan başka somut bir şey çıkmaz çünkü ilk zorlukta vaz geçerler.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...