Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Istakozlar sert bir hakimiyet mücadelesi içinde yaşarlar. Girdiği mücadeleleri kazanmış bir ıstakoz dik duruşuyla kendini hemen belli eder. Ancak kavgayı kaybeder ve yaralanırsa beyin yapısında ciddi değişimler gözlenir. Beyni fiziki olarak parçalanarak yeniden oluşur. Bu yeni oluşumdan sonra o güvenle yürüyen ıstakozun yerini bedenini ufaltarak yürüyen korkak bir hayvan alır ve sürekli kaybetmeye başlar.  Beslenemez ve çiftleşemezler. Bir süre sonra da bu ıstakozlar ölür.  Buna benzer şekilde insanlarda kayıp yaşadıkları zaman kendilerine güvenlerini yitirir,beden dilleri değişikliğe uğrar ve hayattan saklanarak yaşamaya başlarlar. Bir çoğu kimyasal desteklerle ayakta durmaya çalışır. Hayat bir mücadeledir. Size adil olacağı,acı olmayacağı ve barış içinde yaşayacağınız konusunda kimse garanti vermedi tam tersine imtihan için burada olduğumuz söylendi. Buna üzülüp dövünmek yerine güvenli bir ıstakoz gibi dik yürüyün,hayattan saklanmayın ve kendinizi sürekli geliştirin. İnancınızı h…
Türkiyede Überin yasaklanması gündeme gelirken Apple firması Volkswagen firmasıyla sürücüsüz araç üretimin yazılımını oluşturma konusunda anlaşmaya vardı. Bu çok yakın zamanda trafikte içinde sürücü olmayan araçlara şahit olacağımızı gösteriyor. Bu trafik ve taşımacılıkla ilgili tüm alışkanlıklarımızı değiştirecek bir gelişme. Dünya bu yönde giderken bizim eskiye tutunan ve onu korumaya çalışan bir tavır içinde olmamız son derece yanlıştır. İnsanlar fayda gördükleri gelişmeleri hayatlarına katar fayda görmediklerini umursamazlar. Eğer Türkiye'de "taksici" dediğimiz sektör çalışanları insanlara güzel hizmet verebilseydi zaten bugün Über diye bir dertleri olmayacaktı. Piyasada değişimlerle rekabet edemeyen ve teknoloji karşısında geçerliliklerini yitiren grupları devlet korumasına almak ülkeyi ileri götürecek bir tavır değildir. Arzuhalciler ve elle kitap yazanlar işsiz kalmasın diye matbaayı ülkeye sokmamaya benzer. Sonuçta o matbaa yine gelir ama siz onlarca yılı kayb…
Her insanın yaşam tecrübesi diğer insanlardan tamamen farklıdır ve her insanın başka insanlara aktarabileceği özel bir uzmanlık alanı vardır.

Bu alanın ne olduğunu doğru tespit edip etkin bir şekilde sunabilirseniz günümüzün iletişim ve internet imkanlarıyla çok sayıda insana ulaşabilir hatta bu alandan gelir kazanabilirsiniz.

On yıl bir çay ocağında sadece çay demlemiş bir insan düşünelim.

Bu kişi insanlara en üst düzey lezzette çay demlemenin incelikleri, çay çeşitleri ve etkin karışımları hatta kaliteli demlik nasıl anlaşılır gibi konulardaki bilgilerini doğru sunabilmeyi başarırsa ve çay konusunda en az bir alanda tam olarak uzman olduğunu ortaya koyarsa insanlar onu izlemeye ve takip etmeye başlayacaktır.

Pratik ve kaliteli bilginin her zaman müşterisi vardır.

Bu çaycı kendini “çay uzmanına” dönüştürürse insanlarda bu kişiye ona göre değer biçerler ve bu değer yüksek bir değerse bu çaycı arkadaşımız kendini hiç tahmin etmediği başarılı bir hayatı yaşarken bulabilir.

Unutmayın, insa…
Hababam sınıfı filminde Kurtuluş Savaşı gazisi öğretmenleri onları yazılı yapmak istediği zaman savaş anılarını anlatmasını isteyen ve hocanın milli duygularını kullanarak yazılıyı kaynatan öğrencileri bilirsiniz.

Bu yerinde kullanırsanız etkin bir stratejidir.

Ancak sürekli kullanırsanız ters teper.

Çünkü fazla kullanılan her şey aşınır ve değerini kaybeder. Bu genel bir yaşam kuralıdır.

Ne kadar kaliteli olursa olsun bir sene boyunca bir ayakkabıyı her gün giyerseniz ilk aldığınız günkü gibi olmasını bekleyemezsiniz.

Birine her saniye başı “seni seviyorum” derseniz bir süre sonra karşı tarafı bunaltırsınız.

Aynı şekilde insanlara sürekli milli değerler, vatanseverlik ve en kötüsü din üzerinden propaganda yaparsanız ve her olayı bunlar üzerinden açıklarsanız insanların algı kapasitesi bir süre sonra dolar ve bu değerleri eskisi kadar ciddiye almamaya başlarlar.

Bir binada her saat başı yangın alarmı verirlerse artık insanlar alarmları ciddiye almaz ve gerçek olduğuna inanmaz.

Söylediğ…
Stratejinin temel kurallarından biri “Stratejiniz yanlışsa taktik doğrularla başarı kazanamazsınız”olarak özetlenir. Erol Mütercimler beyden öğrendiğim bir kuraldır.

Örneğin bir iş başvurusunu kazandıktan sonra o işi nasıl yapacağınız konusunda fikriniz yoksa başarınız işe yaramaz.

Bir seçimi kazandıktan sonra ülkeyi yönetecek bilginiz,tecrübeniz ve ekibiniz yoksa bu başarı size yarardan çok zarar getirir.

Bir savaşı kazandıktan sonra zaferden nasıl faydalanacağınızı bilmiyorsanız savaşı kazanmış görünseniz bile aslında kaybedersiniz.

Kısacası her işe başlarken o konuda genel bir stratejiniz yoksa arada kazandığınız başarılar sizi bir yere götürmez.

Türkiye’de bir çok sorunu neredeyse yüz yıldır çözememiş olmamanızın sebebi hep kısa vadeli pratik başarılar peşinde koşup uzun yıllara dayalı stratejiler geliştirmemiş olmamızdır.

Çünkü uzun vadeli stratejiler akıl,bilgi ve beceri gerektirir. Ülkemizde ise neredeyse her tür strateji belirleme pozisyonuna kısa vadeli çıkarlarını düşünen,akla …
Dünyanın bir ucunda olan şiddet olaylarına dakikalar içinde şahit olabilen insanlar dünyayı olduğundan daha korkunç olarak algılayabilir.

İkinci Dünya Savaşında milyonlarca insan ölürken Anadoluda bir köyde yaşayan, köyüne haftada bir kez gazete gelen ve elektriği olmadığı için radyo dinleme imkanı da olmayan bir çiftçinin yaşananlardan haberi bile olmazdı.Sadece bir savaş olduğundan ve geçim sıkıntısından yakınırdı.

Bugün Ortadoğu’nun arka sokaklarında tek bomba patlasa bir kaç saat içinde canlı görüntülerine en ücrada yaşayan insanlar bile şahit olup duruma tepki gösterebilmekte.

Kısacası insanlık kötüye gitmiyor hatta geçmiş yüz yıllara göre çok daha az kan dökülmekte. Değişen tek şey artık tüm dünyanın küçük bir mahalle haline gelmiş olmasıdır.
Futbol uzmanı Sosyolog David Goldblatt bir röportajda "Türkiye'de sosyal ve kültürel kendini ifade kanalları kapalı olduğu için insanlar her tür duygusunu ancak stadyumlarda dile getirebiliyor" demiş. Çok da doğru demiş. İnsanımız evde ailesine, okulda hocasına , işte müdürüne ve normal yaşamında yöneticilere içinden geldiğince eleştiri getirip düşüncelerini ifade edemiyor. Çünkü baskı görmekten ve başının belaya girmesinden korkuyor. Türlü düşünce ve duygularını içlerinde tutan insanlar zamanla basınçtan patlamak üzere olan dev düdüklü tencerelere dönüşür. Bu sebeple küçücük bir sebepten dolayı eşini ve çocuğunu döver, sokakta bir hiç uğruna çıkan kavgalarda yumruklar,bıçaklar ve mermiler konuşur. Sosyal medyada herkes hiç tanımadığı insanlara küfürler sıralar ve esasında eğlenmek için gidilmesi gereken futbol tribünleri her tür aşırılığın ve şiddetin sahnesi haline gelir. İnsanların kendilerini özgürce ifade etmesinden korkup onları yasaklamayın. Gerçekte korkmanı…

TEKNOLOJİK YALAN SALDIRILARI.

TEKNOLOJİK YALAN SALDIRILARI.


Sevgili dostlar,
Hafif serin yaz havalarını çok severim çünkü sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi vardır. Bugün İzmir’deki havada aynen böyle serin ve dinlendirici. Ege Üniversitesinde yeşillikler içinde güzel bir ofisim olduğunu da düşünürsek bugün kendimi çok rahat hissetmem lazım ancak ne yazık ki pek rahatlayamıyorum.
Bazen kendimi karşıdan kocaman kasırga bulutlarının yaklaştığı denizde yüzen bir geminin güvertesinde etrafında umarsıza eğlenen ve kendi önemli saydıkları işleriyle uğraşan insanlara “kafanızı kaldırın da karşıya bakın kocaman bir kasırga geliyor ve acilen önlem almanız lazım” diye boş yere bağıran bir insana benzetiyorum.
2001-2007 senesi arasında yüzlerce makale yazdım ve on binlerce insanımıza ulaşarak Türkiye'nin bugün tepesine binen birçok canavarın uzaktan gelmeye başladığını anlatmaya çalıştım. Kimse beni dinlemedi. Yetmedi iki kitap yazdım. Hatta ikinci kitabımın ismini daha 2006 senesinde “Türkiye Dönüştürülürken” koydum…