Ana içeriğe atla

TRİBÜN KUMPASI



TRİBÜN KUMPASI

Sevgili dostlar,

İnsanlar farklı psikolojik tekniklerle yönlendirilebileceği gibi kalabalıklar halinde de yönlendirilebilirler. Hatta insan kalabalıklarını yönlendirip manipüle etmek bireysel olarak yönlendirmekten çok daha kolaydır. Bu sebeple her tür kalabalık kötü niyetli dış etkilere açık birer hedeftir diyebiliriz.

Bunun sebepleri şunlardır.

1) Kalabalıkların temel özelliği tanınmazlık ve bilinmezlik duygusu hissettirmeleridir. Böylece bir insan kendi kimliğini kalabalığın içine saklayabilir ve bu ona geçici bir güven duygusu sağlar. Bilinmezlik kişisel sorumluluk duygusunu oluşturan psikolojik faktörleri de ortadan kaldırır. Örneğin evinin balkonunda oturan bir insanı farklı psikolojik telkinlerle masada duran bardağı aşağı atmaya ikna etmeye çalışabilirsiniz ancak sizin kullandığınız her tür tekniğin karşına o insanın beyninde çok güçlü şekilde işleyen bir program karşı duracaktır. Bu program “kişisel sorumluluk korkusudur”. İnsanlar genelde yaptıklarının sorumluluklarını üstlenmek ve riskli işlerle girmekten kaçınırlar. Sosyal Çevre küçüklüğünüzden itibaren size bu programı yükler. Bu sebeple her tür riskli hareket beyninizdeki bu program tarafından engellenir. Örneğin bir kafede otururken içinizden ayağa kalkıp avaz avaz bağırmak gelse bile sizi engelleyen bu programdır.

Ancak kalabalık içindeki insan tanınmayacağını düşündüğü için zihnindeki bu program zayıflar ve etkisini yitirir. Bu sebeple tek başınayken evinin balkonundan aşağı bardak atmaya ikna edemeyeceğiniz kişi kalabalık içindeyken çok ufak bir telkinle cebindeki metal maddeyi birilerini yaralayacağını bile bile tribünden sahaya atabilir. Aynı şekilde kafede bağırmaya ikna edemeyeceğiniz bir insanın kalabalık tribün ortamında ağıza alınmayacak en iğrenç küfürleri saydırdığını görebilirsiniz.  

Kalabalık içinde bulunan ve kalabalığa girmeden önce alkol almış kişilerin beyinlerindeki engelleyici mekanizmalar daha da zayıflayacağından telkine açıklık oranları çok daha fazladır.

2) Kalabalık içinde bilgiler ve talimatlar çok çabuk yayılır. Bu sebeple bir insan kalabalığını dezinforme edip yanlış yönlendirmek çok kolaydır. Normal şartlar altında bir insanı inandıramayacağınız şeylere kalabalıkları inandırabilirsiniz çünkü grup etkisi sorgulama yeteneklerini zayıflatır. İnsanları yönlendirici telkinleri grup içine sokmak ve bir anda hızlı yayılan bir orman yangını gibi salıvermek kolaydır.

Bu kalabalık bir stadyumdaki gerçek kalabalık olabileceği gibi sosyal medyadaki sanal bir kalabalıkta olabilir. Kalabalığın toplu etkisi inandırıcılık etkisini arttırır. Örneğin ben şimdi twitterdan “sabah uzaylıların ege üniversitesindeki ofisimin bahçesine indiğini gördüm” diye bir mesaj paylaşsam ve bulanık bir resimde eklesem ilk tepkiniz hocamız galiba fazla çalışmaktan dengesizleşmiş olur. Çok ama çok az insanı inandırma şansım vardır. Ancak aynı mesajı ve resmi Twitter, Facebook üzerinden parayla satın aldığım iki milyon takipçili hesaplar üzerinden paylaşsam tüm Türkiye’de kısa süreli bir panik üretebilirim. (Tabi çok basitçe anlatıyorum o mesajların yazım tekniği ve kullanacağım görselde önemlidir.)

Aynı teknik çok daha etkin şekilde kapalı bir tribündeki zaten heyecanlanmış insanlar üzerinde de kullanılabilir.

3) Grup içindeki insanların telkine açıklıkları artar ve kişisel davranışları daha kolay değiştirilebilir. Grup içindeki insanın davranış şekli küçük bir çocuk veya korkmuş bir hayvan seviyesine düşürülebilir. Eğer o kişinin içinde yaşadığı ortamda zaten belli gerginlikler varsa, yani o kişi kalabalık içine girmeden zaten belli bir stres seviyesindeyse kalabalık içinde stres seviyesi çok daha kolay şekilde artar. Mesela dolarla borcu olan bir esnaf doların her gün artmasından dolayı streslenmiş ve o stresle birlikte maça gitmişse kendisine kalabalık üzerinden verilecek birkaç telkinle güvensizlik duyguları daha da arttırılarak aşırı davranışlara yönlendirilebilir. O yüzden stresli dönemlerde toplanacak tüm insan kalabalıkları dikkatle takip edilmeli ve kötü niyetli grupların operasyonlarından korunmalıdır.

4) İnsan kalabalıkları genelde duygusal bağlarla bir araya gelir. Bu siyasi bir fikre duydukları duyguda olabilir, bir futbol takımına duydukları sevgi de. Grup içinde, sevgi ve bağlılık duygularına olası tehdit halinde süper ego dediğimiz kısıtlayıcı mekanizma devreden çıkarak ilkel dürtüler açığa çıkar. Bilincin derinliklerine gizlenmiş bastırılmış tüm duyguların fitili ateşlenebilecek seviyeye gelir. Böyle bir durumda kalabalığın ortak sevgi duyduğu fikre veya olguya bir tehdit görüntüsü verildiği zaman insanlar son derece büyük şiddet eylemlerine girebilirler. Futbol örneğinden gidersek kendi takımına ve o takıma duyduğu sevgi üzerinden kendi kişisel kimliğine tehdit hisseden insan grubu aniden “savaşçı bir kabileye” dönüşür.  Bu durum bireylerin zaten içlerinde bastırdıkları bir çok duyguyu da dışarı salıvermelerine imkan sağlar ve bir anda on binlerce insanın neredeyse “kişilik değiştirdiğini” görürsünüz.

5) Karşılıklı etkilenme de insan kalabalıklarını yönlendiren bir faktördür. Karşımızdaki insanın yaptığı herhangi bir hareket bizi de etkiler. Örneğin yolda yürürken çocuğunu döven bir baba görürseniz ve eğer sizde çocukken benzer şiddete uğramışsanız o an dayak yiyen çocuğun ağlaması sizde yıllarca baskılanan duyguları tetikleyebilir ve o hiç tanımadığınız babaya karşı son derece şiddetli bir nefret duygusunu aniden ortaya koyabilirsiniz. Toplu hareketlerde de etrafındaki insanların gösterdiği şiddetten etkilenen normalde sakin bir insanın onların bu şiddet boşalmasından etkilenerek kendisin de gruba katılım göstermesi mümkündür.
Toplu olaylarda etrafı yakıp yıkmaktan tutuklanan bir çok insanın normal yaşamlarında seslerini bile yükseltmeyen sakin insanlar olmalarının sebebi budur.

Sonuç olarak. Bir araya gelen her insan kalabalığı dış yönlendirme ve telkinlere son  derece açıktır. Eğer bu kalabalık takım veya siyasi görüş taraftarlığı gibi belli aidiyetler etrafında bir araya gelmişse telkine açıklık ve yönlendirilmeleri çok daha kolaylaşır. Toplumsal şiddet olaylarından sonra bu şiddetin doğal sebeplerle mi yoksa bir “kumpas” sonucu mu olduğu gerçekten de ciddiyetle araştırılması gereken hususlardan bir tanesidir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…