Ana içeriğe atla

FİNANSAL TETİKÇİLER




FİNANSAL TETİKÇİLER

Sevgili dostlar,

Dünyadaki güç dengesinin korunmasının temel yöntemlerinden birisi ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin finansal ve askeri operasyonlarla kontrol altına alınarak “geri kalmış” olarak varlığını sürdürmesi istenilen ülkelerin doğal büyüme ve gelişim süreçlerinin sekteye uğratılmasıdır.

Peki cebinizdeki para ve gelir düzeyiniz nasıl taktik etki araçları kullanılarak kontrol edilir ?

1) Ekonomi ve para akışının itici gücü psikolojik güven duygusudur. Güvensizlik algısı üretildiği anda iş dünyası ve sermaye sahipleri kendilerini baskı altında hissetmeye başlar ve paralarını koruyacak güvenli limanlar arayışına girerler. Psikolojik operasyonlarla bir ülkede güvensizlik ortamı üreten odaklar bu ortamdan korkan sermaye sahiplerine paralarını koruyabilecekleri “güvenli” kasalar sunmayı da ihmal etmezler.

Böylece hem hedef ülkenin ekonomisini bozarlar hem de o ülkedeki sermaye birikimini yağmalarlar. Kalkınma ve gelişmenin temel unsuru bir ülkenin sahip olduğu para birikimi olduğu için gelişmesi istenmeyen ülkelerin kazandıkları paraları ellerinde tutmalarına asla izin verilmez. Bu ülkelerin paraları ya kendi rızalarıyla farklı “haraç” şekilleriyle alınır ya da eğer haraç ödemeyi kabul etmek istemezlerse o ülkede istikrarsızlık üretilerek o paralar ele geçirilir.

Bugün petrol zengini Arap ülkelerinin yıllardır sattıkları milyarlarca varil petrole karşın kasalarında tutabildikleri para miktarı çok azdır. Çünkü bu ülkeler aslında ihtiyaçları olmayan lüks tüketim ürünleri onlara zorla satın aldırılarak deyim yerindeyse soyulmuşlardır.
Bu soyguna karşı çıkan ve petrole sahip ülkelerse farklı şekillerde yok edilmişlerdir. (Bakınız Irak ve Libya).

Bazen de gizli yöntemler kullanılır. Bir ülke eğer açıktan haraca bağlanamıyorsa yani karşılarında bunu kabul etmeyecek dirayetli bir siyasi irade varsa bu sefer o ülkenin sermaye sahibi iş adamları istihbarat servisleri veya bu servisler için çalışan bir takım aracılar üzerinden tehdit edilerek paralarını kendi ülkelerinden çıkarmaya zorlanırlar.

2) Ülkelerinde ekonomik istikrarsızlık olacağı korkusuyla veya başka tehdit yöntemleriyle paralarını “güvenilir” olduğu iddia edilen ülkelere taşımak için ikna edilen sermaye sahiplerine türlü güvenceler verilir. Kağıt üstünde son derece büyük güvenceler alan ve paralarını hem koruyup hem de daha fazla zenginleşeceklerini sanan büyük sermaye sahiplerini aslında büyük bir sürpriz beklemektedir. Bu sürprizin ismi “global ekonomik krizlerdir”.

Dünyada belli aralıklarla yapay yöntemlerle çıkartılan “ekonomik krizlerle” paralarını kendi ülkelerinden çıkaran kişi ve firmaların sermayelerine el konulur ve daha önceden verilen her türlü yasal güvence işlevsiz hale getirilir. Dünya çapında iz bırakan global krizlerin hepsi de işte bu el koyma sürecinin bir parçasıdır. On yada yirmi yılda bir çıkarılan ekonomik krizlerle hedef ülkelerin kan ter içinde kazanılmış sermaye birikimlerine bir anda el konur. Sonra gene bir refah dönemi gelir ve insanlar sonraki krizde el konulacak paraları kazanmak için çalışmaya devam ederler.

3) Kredi derecelendirme kuruluşları ve büyük finansal fonların sahip olduğu lafta “özgür” uluslararası medya organları hedeflenen ülkeleri ekonomik olarak istikrarsızlaştırmak için ortak hareket ederler.  Örneğin hedefe alınan bir ülke önce “terörle işbirliği” veya “kitle imha silahlarına sahip olmaya çalışmak” gibi suçlamalarla itham edilip müdahaleye ön zemin hazırlanır. Ardından tüm dünyada bu ülkenin ekonomisinin kötüye gittiği yönlü analizler yaygınlaştırılır ve eş zamanlı olarak kredi derecelendirme kuruluşları ülkenin kredi notunu düşürür.

Bu panik ortamından etkilenen sermaye sahiplerine paralarını kurtarmanın tek yolunun bu paraları ülke dışına çıkarmaları olduğu telkin edilir ve kendilerine her türlü kolaylık sağlanır. Bu paniğe ilk aşamada katılmayan sermaye sahipleriyle de özel olarak temasa geçilerek tehdit yoluyla ikna edilmeye çalışılırlar. Bu dönemde ilgili ülkenin yurt dışında yasal bir takım finansal varlıkları varsa bunlarda çeşitli “yolsuzluk” veya “teröre destek” suçlamalarıyla dondurulur. Uluslararası hukuk araçlarının da bir faydası olmaz çünkü bu saldırıları yapanlar çalacakları minarelerin kılıflarını hukuki olarak önceden çok iyi hazırlarlar.

4) Bugün dünyada topraklarının altı türlü zenginliklere sahip ve normalde büyük refah içinde yaşamaları gereken ülkelerin insanları bu global ekonomik sistem sayesinde süründürülmekte ve buna karşı çıkmaya çalışan ülkeler farklı bahanelerle ya dize getirilmekte veya tamamen yok edilmektedirler. Afrika kıtası tıka basa zenginliklerle dolu olmasına rağmen insanları açlık içinde sürünmektedir. Ortadoğu ülkeleri de kan ve ateş cehennemi içinde yakılmaktadır. Bütün bunların sebebi hep uluslararası sömürü sisteminin devamı içindir. Bugün özenilen zengin ülkelerin refah içinde yaşamalarının sebebi ne daha akıllı olmaları ne de çok çalışmalarıdır. Esas sebep sürekli onların lehine işletilen bu adaletsiz ve acımasız paylaşım sistemidir.

Kısacası bir takım psikolojik telkin ve tehditlerle kümeslerinde altın yumurtlayan tavuklarını “güvenilir imajı” veren finansal tilkilerin eline teslim edenlerin o tavukları uzun süre ellerinde tutabilmeleri şansları yoktur ve olmayacaktır. Çünkü tüm sistem o tavukların belli kümeslerde tutulması üzerine inşa edilmiştir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…