Ana içeriğe atla

MAHKUM ALGISI




1) Amerikan adalet sisteminde mahkumlara tek tip kıyafet uygulanması uzun süredir uygulanmaktadır. (Red Kit çizgi romanında sürekli çizgili hapishane kıyafeti giyen Dalton Kardeşler karakterlerini hatırlayın)

2) Mahkum kıyafeti Amerika’nın elindeki El Kaide mahkumları ve Guantanamo esir kampından meşhur olsa da aslında Amerikan adalet sisteminde standart bir uygulamadır.

3) Turuncu renkli mahkum kıyafetinin ilk amacı olası bir firar teşebbüsü esnasında kaçan mahkumların kolaylıkla kalabalığa karışmasına önleyerek hem yakalanmalarını kolaylaştırmak hem de gerekirse vurulup etkisiz hale getirilmelerine yardımcı olmaktır. Koca bir karmaşanın içindeki turuncu renk kıyafetli hedefleri dürbünlü tüfeklerle devirmek son derece kolaydır. Üstelik bu kıyafetler gece de kolaylıkla fark edilir.

4) Mahkum kıyafetinin diğer amacı psikolojik olarak mahkumları domine etmek ve direnme güdülerini kırarak itaati sağlamaktır.

5) Giydiğimiz kıyafetler kimliğimizi, kendimize güvenimizi hatta enerji seviyemizi bile belirler. Mesela işe kötü bir kıyafetle giderseniz ve o günde patronunuz sizi önemli bir toplantıya çağırırsa, bu kötü kıyafetiniz tüm performansınızı düşürür. Bunun tam tersine son derece şık ve profesyonel kıyafetler giydiğiniz zamanlar kendinize güveniniz ve enerjiniz yükselir.

6) Askere giden erkeklerin acemiliğin ilk günlerinde tek tip elbise giydirilip saçları traşlanarak eğitilmeye başlamasının sebebi budur. Dışardaki kimliğini bir kenara koymak zorunda kalan kişi emirlere itaat etmeye daha kolay ikna edilir.

7) Tek tip elbise giydirilen bir mahkum zihinsel olarak güvenini kaybedecek ve direnci kırılacaktır. Bu sayede hem bazı konularda “itiraflarda” bulunması daha kolay olur, morali bozulur ve kendisine verilen talimatlara daha kolay itaat eder.

8) Mahkumların lüks takım elbiseler veya kaliteli gömlekler giymesine izin verirseniz kendilerine güvenleri artacak, hapishane içinde veya mahkeme önünde daha stratejik düşünebilecek ve kendilerini “önemli” hissedeceklerdir.

9) Mahkum kıyafeti giymiş insanların toplumun geri kalanı tarafından da “suçlu” olarak algılanması daha kolaydır. Eğer insanlar karşılarında tertemiz ve şık kıyafetlerle gülümseyerek duran “mahkumlar” görürse bilinçaltlarından “bu insanlar pek de kötü insanlara benzemiyorlar” telkinin etkisine girebilirler.

10) İnsanlar giydikleri “kostümün”  verdiği rolü daha kolay kabullenirler. Beyaz önlük giyen bir doktor ya da öğretmen, üniforma giymiş bir asker, polis veya güvenlik görevlisi ya da takım elbise giymiş bir çalışan kendisine verilen rolü kabullenir. Aynı şekilde “mahkum kıyafeti” giymiş bir insan da kısa zamanda rolünü kabullenerek buna göre davranış şekilleri gösterir. Üzerinde “kahraman” yazan veya ünlü marka bir tişört giymesine izin verdiğiniz bir mahkumsa kendini güçlü ve özel hissederek direnme gücü artacaktır.  Kısacası Amerika gibi ülkeler mahkumlarına o tek tip kıyafetleri keyiflerinden giydirmemektedirler.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir