Ana içeriğe atla

KORUMASIZ AJAN




1) 1970’li yıllarda televizyonda dizi olarak başlayan sonra da filmleri çekilen “Görevimiz Tehlike”’ de her bölümün başında ajanlar bir mesajla kendilerine verilen görev konusunda bilgilendirilir ve her bilgilendirmenin sonunda onlara “yakalanmaları halinde kendilerinin tanınmayacağı” uyarısı yapılırdı.

2) Bu tür ajanlara CIA teşkilatında NOC (Non Official Cover) yani resmi koruması olmayan ajan ismi verilir. Resmi ajanlar yakalandıkları zaman kimliklerini kabul ederler ve genelde de kendileri gibi yakalanmış diğer ajanlarla değiş tokuş edilirler. Bunlar genelde o ülkenin diplomatik temsilciliklerinde farklı görevler adı altında çalışan elemanlardır ve resmi statüleri vardır.

3) Korumasız ajanlarsa tamamen gizli görev yaparlar ve yakalandıkları zaman onlara sahip çıkılmaz.

4) Bu tür ajanlar genelde en fanatik ve psikolojik olarak dirençli insanlardan oluşur. Sorgulama tekniklerine karşı direnmeyi öğrenirler ve ağızlarından “doğru” laf almak çok zordur. Genelde ya hiç konuşmaz ve tüm suçlamaları reddederler ya da kendilerini sorgulayanlara yanıltıcı bilgiler verirler. Yani bu tür ajanlar yakalansalar bile görevlerini yapmaya devam eder.

5) Bu tür özel eğitimli insanları doğru şekilde sorgulayıp psikolojik dirençlerini kırmadan sanki normal suçlularmış gibi mahkeme önüne çıkarmak çok risklidir, çünkü iyi eğitimli oldukları için hem mahkemeyi hem de kamuoyunu manipüle edebilirler.

6) Bir insan ne kadar eğitilirse eğitilsin mutlaka psikolojik zayıflıkları ve korkuları bulunur yani her zihnin bir anahtarı vardır. Bu anahtarları bulamadığınız ölçüde klasik sorgulama teknikleriyle bu tür eğitimli ajanları çözmeniz ve onlardan bilgi almanız mümkün değildir. Tam tersine onlar sizi yönlendirip kendi amaçları doğrultusunda kullanabilirler.

7) Soğuk Savaşın ilk dönemlerinde yakalanan birçok CIA ajanı kendilerini sorgulayan KGB yetkililerini yönlendirmeyi başarmış ve onları paranoyaya sokarak kendilerine sadık birçok insanı hapsetmelerine hatta idam etmelerine sebep olmuşlardır. Eğitimli bir ajanı sadece yakalamanız onun hala tehlikeli olmadığı anlamına gelmez. Hatta bazı durumlarda bu tür ajanlar sırf sizi yanlış yönlendirmek için kendilerini yakalattırmış olabilir.

8) Soğuk Savaş sonrası Amerika’da “Mithrokin Belgeleri” adı altında yayınlanan KGB arşivlerinde ilginç bir olaydan bahsedilir. Buna göre 1947 yılında Türkiye’de görev yapan bir Sovyet ajanı Ankara’daki İngiliz elçiliğine gelerek sığınma talebinde bulunur ve elinde önemli bilgiler olduğunu söyler. Durumu Londra’ya bildiren mesaj o dönemde İngiliz İstihbaratı içine yerleştirilmiş başka bir Sovyet ajanı tarafından ele geçirilerek Moskova uyarılır.

Moskova hemen iki özel eğitimli ajanını diplomatik kurye adı altında Ankara’ya gönderir. Aynı zamanda İngiliz İstihbaratı içine sızdırılmış önemli bir Sovyet ajanı da bu durumu incelemek için kendini Türkiye’ye göndertmeyi başarır. Yani İngilizlerin kendilerine sığınmak isteyen Sovyet ajanını sorgulamak için Londra’dan gönderdiği görevlinin kendisi de bir Sovyet ajanıdır.

Bu kişi Ankara’ya gelir ve Sovyetlerden gelen diğer iki özel eğitimli elemanla buluşarak “hain” ajanı tuzağa düşürüp yakalarlar. Adamı önce Sovyet elçiliğine götürürler. Sonrada elçilikten bir görevlinin ağır hastalandığı ve hemen Moskova’ya götürülmesi gerektiğini söyleyerek bizim o dönem ayakta uyuyan yetkililerimizden izin alırlar. Sonrada bu adamı uyuşturup bir sedyeye koyarak herkesin gözü önünde Rusya’dan gelen bir uçağa bindirerek Moskova’ya gönderirler.

Bu “hain” ajan orada KGB merkezinde sorgulanıp sonrada idam edilir. Tüm bu olayı organize eden ve aslında KGB ajanı olan İngiliz İstihbaratçısı da bu yaşananlardan son derece üzgünmüş gibi Londra’ya döner ve amirlerine Rusların adamı bir şekilde ele geçirdikleri bilgisini verir.

İşin ilginci eğer o sığınma isteyen Sovyet ajanı yakalanmasaydı ilk açık edeceklerinden bir tanesinin de o İngiliz ajanının kimliği olmasıydı. Gerçekler Soğuk Savaştan sonra ele geçirilen KGB belgelerinde ortaya çıktı.

9) Kısacası eğer karşınızda iyi eğitimli “düşman ajanları” varsa onlarla klasik yöntemlerle mücadele edemezsiniz. Sizin de onlar kadar hatta onlardan daha fazla donanımlı ve akıllı olmanız gerekir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
     


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…