Ana içeriğe atla

İHANET ÇEMBERİ



Sevgili Dostlar,

Türkiye’nin etrafında içerden ve dışardan çizilen ihanet çemberinin çapı giderek büyümektedir. Kiraya verilmemiş bir zihniniz, görebilen gözleriniz ve bilgi birikiminiz varsa bu çemberi algılamanız hiç de zor değildir. Kısaca özetlemek istiyorum.

1) Amerika Birleşik Devletleri kendi besleyip desteklediği unsurlarla “savaştırmak” bahanesiyle PKK-PYD örgütüne “aleni” silah sevkiyatına başlamıştır. Örgüte ağır silahlar, zırhlı araçlar verilmekte hızlı ve vurucu gücü yüksek bir askeri unsura dönüştürülmektedir. Teröristlere Irak ve Suriye’deki kamplarda şehir savaşı ve ağır silah eğitimi veriliyor. Türkiye’ye yönelik önce Suriye ve Irakta daha sonrasında da bizzat güneydoğudaki şehirlerimizde “sıcak bir cephe” açılması ihtimali vardır.

2) Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya toprak verilmesi ve ağır silahlarla teçhiz edilmiş militanların burada konuşlanmasına Türkiye tepkisiz kalamayacağı için Fırat Kalkanı operasyonunda temizlediği bölgeleri korumak için yeniden bölgeye girecektir. Bu durumda şu anda Türkiye sınırı boyunca konuşlanmış 11 Amerikan askeri üssünden destek alacak PKK-PYD kuvvetleri bize bölgede büyük bir kan kaybı yaşatabilir. Kısacası tuzağa çekilmek isteniyoruz. ABD özel temsilcisi Mc Gurk “Türkiye El Kaideye destek oluyor” lafı da böylesi bir operasyonda PKK-PYD’ye açık destek verebilmek için “bahane üretmektir” ve Amerikan iç kamuoyuna yönelik bir sözdür.

3) Bu arada Amerikan “danışmanları” PKK/PYD’ye ufak bir devletçik kurabilmeleri için gerekli ekonomik, finansal ve yönetim bilgileri konusunda destek olacaktır. Amaç bizi bölgeye çekmek için kışkırtacak bir kaybet/kaybet durumu oluşturmaktır. Türkiye bir PKK “devletçiğini” engellemek için sesini çıkarmasa farklı bir tehditle karşı karşıya kalacak eğer harekete geçip bölgeye girerse “pusunun içine yürümüş” olacaktır. Çok akıllı bir strateji izlememiz lazımdır.

4) Bu oyuna karışmaması için Amerika’nın Esad rejimiyle bir anlaşmaya varması lazımdır.
Son zamanlarda bölgeden gelen haberler Amerika’nın Suriye’deki muhalif güçlere ve Rusya’nın da Esad güçlerine birbirlerine yaptıkları operasyonları durdurma baskısı yaptıkları doğrultusunda. Kısacası Rusya bölgede kendi çıkarları için bizi çok rahatlıkla yalnız bırakabilir.

5) Amerika’nın genel olarak Ortadoğu genelindeki politikası da bölme üzerine kuruludur. Müslüman topraklarında bir “Sünni-Şii” çatışması çıkarmak üzerine pozisyon alıyorlar. Irak, Pakistan, Suriye, Yemen ve Suudi Arabistan bu tür bir mezhep savaşı çıkarmalarına uygun ülkelerdir. Tüm bölgeyi mezhep ve etnik kimlik üzerinden bin parçaya ayırabilecek bombalar her yere yerleştirilmektedir.

6) Türkiye üzerine ikinci saldırı da Avrupa Birliği üzerinden gelmektedir. 58 yıldır bizi “sizi alacağız” diyerek oyalayan ve bizden türlü çıkarlar edinen Avrupa artık bu yalanı yutmadığımızı ve bağımsız politikalar izleyeceğimizi belirtmemizle bize karşı saldırı pozisyonuna geçmiştir.

7) Avrupa’nın askeri gücü oldukça yetersizdir çünkü yıllarca orduya harcayacakları paraları kendi refahlarına harcamışlardır üstüne Avrupa vatandaşları savaşmak konusunda oldukça isteksizdir, bu sebeple Türkiye’ye yönelik bir askeri operasyona geçemezler ancak saldırılarını ekonomik ve psikolojik alanda yapıyorlar ve gizli operasyonlara bel bağlıyorlar.

8) Avrupa şu anda Türkiye’ye adı konmamış bir ekonomik ambargo uygulamaktadır. Otomotiv, tekstil ve kimya sektörümüz birçok işlenmiş hammaddeyi Avrupa’dan almaktadır çünkü Avrupa şirketlerinin bu konularda tekelleri vardır. Son dönemde ülkemize hammadde girişini çeşitli bahanelerle durdurmuşlardır ve amaçları bu hammaddelere bağımlı sektörlerimizde üretimi aksatarak Türk sanayisini krize sokmaktır.

9) Ekonomik saldırılar dışında Avrupa gizli servisleri de ülkemizdeki sosyokültürel fay hatları üzerinden “provokasyonlar” yapmak ve belli kesimleri sokağa çekerek istikrarsızlıklar üretmek istemektedirler. Büyükada’da yakalanan Alman istihbarat unsurları ve son birkaç gündür Türkiye’de bir takım hassas konularda yaşanan “kışkırtıcı” olaylar bu tezimizi doğrulamaktadır.

10) Kısacası şu anda Amerika ve Avrupa Türkiye’ye karşı operasyonel olarak saldırı durumuna geçmiştir. FETÖ darbesinin engellenmesinin hemen ardından Amerika ve Avrupa’nın aldığı bu tavır da zaten bu darbe girişiminin ardında gerçekten kimlerin olduğunun kanıtıdır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir