Ana içeriğe atla

TARAFSIZ BASIN.



Çok küçük yaşlarımdan itibaren her gün bir gazete okumaya çalışırım hem de en önemsiz ve minik haberlerine kadar.

İlk gazete okumaya başladığımda Özal baştaydı.

Bir kısım basın için Türkiyenin en vizyoner,dahi,ekonomi sihirbazı ve reformcu lideriydi

Diğer kısım basın için Türkiyenin en hırsız,liboş ve ülkeyi parsel parsel satan kişisiydi.

Sonra Demirel geldi.

Bir kısım basın için devlet tecrübesi,Baba,demokrasi kahramanı ve ülkeyi inşaa eden süper mühendisti.

Diğer kısım basın için iki yüzlü,yolsuzlukların babası,faşist ve korkaktı.


Ardından Çiller geldi.

Bir kısım basın için Sarı saçlı güzel ve akıllı kadındı,ekonomi dahisiydi ve Türkiyenin modern yüzüydü

Diğer kısım basın için kocasıyla beraber yolsuzluklara batmış,beceriksiz,Amerikan vatandaşı ve cahildi.

Sahneye sonra Erbakan çıktı.

Bir kısım basın için Mücahit,Dahi,Süper Zeka ve Emperyalizme karşı büyük bir devlet adamıydı

Diğer kısım basın için Yobaz,Takiyeci,Geri kafalı ve İki Yüzlüydü.

Erbakan devrildi yerine Ecevit geldi.

Bir kısım basın için Karaoğlan,entellektüel,çağdaş,emekçi dostu ve ülkenin umuduydu

Diğer kısım basın için geri kafalı,otoriter,çağ dışı ve komünistti.

En sonunda Ecevit gitti ve yerine Erdoğan geldi.

Bir kısım basın için şu an ülkenin en büyük lideri,dahi ve ülkemizi tehlikelere karşı koruyan kahramanıdır.

Diğer kısım basın için kendisi hakkında söylenen her iyi şeyin tam tersidir ve yaptığı her şey tamamen yanlıştır.

Sonuç olarak her gazete ve televizyon ait oldukları siyasi düşünce, parti, cemaat, çıkar grubu ve ideolojinin birer propaganda broşüdür.

Hepsinin görevi haber vermek değil kendi ait oldukları "kabilenin" propagandasını yapmaktır diyebiliriz.

Bu sebeple ben gazeteleri haber almak için değil güncel konular hakkında hangi kabile neleri düşünüyor diye okurum.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BAŞARISIZ BİR İNSAN OLMANIN DOKUZ YOLU

Sevgili Dostum,

Yıllardır seni daha başarılı bir insan yapmak için uğraşıp duruyorum. İşimi gücümü bırakıp sana güzel güzel yazılar yazıyorum ama okumuyorsun ve "hocam çok uzun yazıyorsunuz" diye bana mesajlar atıyorsun.

Tamam kardeşim diyorum ve sana kısacık kısacık resimli paragraflar yazıyorum bu sefer de "ee hani burada bir şey yazmıyor bana ne yapacağım tam anlatmamışsın" diye bana kızıyorsun. Bu sefer sana ulaşabilmek için minnacık minnacık uyandırıcı tweetler atıyorum onları da laf sokmalı ve esprikli söz değil diye beğenmiyor ve benim yerine trolleri takip ediyorsun.

Bu iş yazıyla olmuyor, gel bak sana eğitim düzenledik ve sadece bir akşam yemeği parasına bir günde sana otuz kitaplık bilgi vereceğim, üstelik benimle tanışıp istediğin soruyu da sorabilirsin diyorum "size şimdi para mı vereceğiz,hep paragözsünüz zaten" diyorsun (sanki cebindeki telefonla ayağındaki ayakkabıyı sana bedava verdiler de biz paragöz olduk).

Hele öyle sana "bak,ben …