Ana içeriğe atla

SEYİRCİSİZ BALERİN.


Hayatımda hiç bale gösterisi izlemeye gitmedim.

Televizyonda birkaç kere izlemeye çalıştım ama sarmadı.

Sadece ben değil çevremdeki hiç kimsenin de hayatında bale gösterisine gittiğini duymadım.

Baleyi “kültürlü olmakla” eşdeğer tutan bir takım görüşlerde beni sadece güldürdü.

Bir dönem madem hiç kimse izlemiyor, bu işi yapanlar nasıl para kazanıyor diye düşünürdüm.

Sonra balenin devlet ve belediye desteğiyle ayakta kaldığını öğrendim.

Yani çoğunluğu bale izlemeyen bir toplumun vergileriyle bale sanatı destekleniyordu.

Aynen buna benzer şekilde.

Türkiye’de belli görüş ve ideolojiler halkta hiçbir karşılıkları olmamasına rağmen

Yıllarca devlet tarafından desteklenmiştir.

Çünkü Batıda olan her şeyin bizde de olması gerekiyordu ve dışarıya “Batılı” bir görüntü vermemiz lazımdı.

Bu görüş ve ideoloji mensupları çelişki dolu bir hayat yaşarlar.

Dışarıya verdikleri algı şudur.

Bunlar insanların en eğitimlileri ve en zekileridir.

En medeni ve her şeyin doğrusunu bilenler de her zaman onlardır.

Halk “aptal” ve “koyun” olduğu için onları anlamamaktadır.

Ancak bu sahte algıdan gözünüzü ayırıp somut olarak ne yaptıklarını incelerseniz.

Dünya çapında doğru dürüst edebiyat, sanat, fikir ve bilim eserlerinin olmadığını görürsünüz.

Bunlar sadece birbirlerinin kitaplarıyla sosyal medya paylaşımlarını okur ve beğenirler.

Birbirlerinin sanat eserlerini takip eder.

Birbirlerine siyasi propaganda yaparak gene birbirlerine oy verirler.

Çok kalabalık gözükseler de kendi aralarında bin parçadırlar ve hiçbir grup diğerini beğenmez.

Çok medeniyiz demelerine rağmen

Onların fikirlerine uymayan en ufak bir şey söyleyip yazarsanız

Size alay veya küfürle karşılık verirler.

Mesela kendilerinden olmayan halkın çoğunluğuna “çomar” yani “köpek” demekten hiç gocunmazlar. (çomar Türkçede iri başlı hayvan anlamına gelir ama bunlar köpek anlamında kullanır)

Alay ve küfür dışında kendilerinden “bilimsel” cevaplar almanız mümkün olmaz.

İşte bu sebeple

Bu kesim doksan yıldır

Halk tarafından bir türlü “anlaşılamamıştır”

İnsanların çoğunluğu bunlara ilgi göstermemiş

Tabi onlara oy falanda vermemiştir.

Ancak kendilerine sorarsanız bunun en büyük sebebi

“Halkın kara cahil” olmasıdır.

Ve bu halleri,

Seyircisi olmayan bir sahnede kendi kendine bale yapan balerinin durumuna benzemektedir

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir