Ana içeriğe atla

ÖZGÜR BASIN.



Tarafsız basın olmadığı için doğal olarak özgür basında yoktur.

Gazete ve televizyonlar siyasi - ekonomik çıkarlar için kurulmuş milyon dolarlık yatırımlardır.

Umarım Internet üzerinden bedava okuduğunuz gazete ve gene bedava izlediğiniz televizyonların o kadar parayı siz doğru bilgilenin diye harcadığını düşünmüyorsunuzdur.

İktidar partisine bağlı basının görevi iktidar partisinin icraatlarını övmek, hatalarını örtmek ve oy verenlerin sayısını arttırmaktır.

Muhalefete bağlı basının görevi iktidar partisini yere batırmak, hatalarını büyütmek ve kendi siyasi düşüncelerine oy verenlerin sayısını arttırmaktır.

Bugünün muhalif basını yarının yandaş basınıdır. Bu iş nöbetleşe devam eder.

Basının bir kısmı da patronlarının ekonomik çıkarlarını kollar ve duruma göre taraf olur.

Ama buna rağmen çok başarılı yazarlar veya haberler veren basın var deme.

Onları başarılı bulmanın sebebi senin fikir ve görüşlerine uygun köşe yazıları veya haberler yayınlamalarıdır.

İnsan kendi dünya görüşüne uyan her şeyi sevimli, uymayanlarıysa sevimsiz bulur.

Hepinizin kafasında daha önceden yerleştirilmiş “dünya görüşleri” vardır.

Mesela belli kelimeleri kullanarak bir yazı yazar ve seni istediğim zaman öfkelendirir, sevindirir veya hüzünlendirebilirim.

Bunu gene belli kelimelerle farklı insan gruplarını hedefleyerek de yapabilirim.

Örneğin basit bir cümle alalım. “Güvenmeniz lazımdır” cümlesi mesela

Bu şekilde hiçbir etkisi yoktur ancak varyasyonları şöyledir.

“Türk Milletine Güvenmeniz lazımdır”
“Türkiye halkına güvenmeniz lazımdır”
“İslam Ümmetine güvenmeniz lazımdır”
“Emekçilere güvenmeniz lazımdır”

Her kelime belli bir grup insanda farklı duygular uyandırır. Mesela “Emekçilere güvenmeniz lazımdır” dersem sol görüşe sahip olanlar beni sevimli bulacak “vay be hoca da bizdenmiş ne güzel yazmış” diyecek ancak mesela sağ görüşe sahip birisi “ulan bu da komünistmiş meğer” diyerek bana öfke duyacaktır.

Ürettiğim duyguyu ne kadar arttırırsam o kadar akılda kalıcı olurum. Mesela bana öfkelendiğin zaman aslında ben kazanmış oluyorum. Çünkü beyin kuvvetli duygu hissettiği kişi ve olayları daha derinden kaydeder. Tam tersi de geçerlidir.

İşte basın sizlerde bu yöntemlerle farklı duygular uyandırır. Örneğin korkunç bir tecavüz haberini sana bilgi vermek için değil sende “öfke, korku ve yılgınlık” duyguları uyandırmak için verirler. Daha sonra da bu duyguları istedikleri kanala yönlendirirler.

Bu oyunu basın mensupları kabullenmişlerdir. Bu bir güç oyunudur. Oyunun içinde işinden kovulmak, para cezası almak hatta bazen hapse girmekte vardır. Ama kazanırsanız çok güzel maaşlar, lüks ofisler ve şöhret sizi bekler. 

Ancak bugünün kazananı yarının kaybedeni olabilir çünkü güç dengeleri sürekli değişir.

Sonuç olarak duygularınıza esir ve çok kolay telkin edilebilecek varlıklar olduğunuzu kabul edin.

Bu sebeple bir konuda hemen tepki göstermeden önce derin nefesler alıp düşünmenizde oldukça büyük faydalar vardır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…