Ana içeriğe atla

KÜRESEL ISINMA ALGISI.




Sevgili dostlar,

İstanbul’da aniden yağan sert yağmur ve ceviz irisi büyüklüğünde dolu taneleri birçok yoruma sebep oldu.

Kimi aşırı sanayileşme sebebiyle ozon tabakasını yok ettiğimiz için atmosferin ayarının kaçtığını ve önlem alınmazsa iklim değişiklikleri sebebiyle başımızın büyük belalara gireceğini söylemekte.

Kimi bu tür doğal afetlerin Allah’ın bir uyarısı ve yoldan çıkmış insanlığa kendine gelmesi için atılan tokatlar olduğunu vaaz etmekte.

Kimi de bunların doğal olduğunu eskiden de bu şekilde iklim olaylarının gerçekleştiğini ve çok da büyütüp paniklemememiz gerektiğini tavsiye etmekte.

Bense şunu diyorum.

Algı yönetiminde “gerçek” değil insanların “gerçek olarak algıladıkları” önemlidir. Bu sebeple çeşitli psikolojik tekniklerle insanlar birçok şeye inandırılabilir ve inandırıldıkları şeylerin “kesinlikle gerçek” olduğunu var güçleriyle savunurlar.

Diyelim ki, mesela, bir varmış bir yokmuş…

Sanayileşme yüzünden küresel ısınma meydana geldiği ve insanların bundan zarar gördüğü algısı işlerini bozacak dev bir firma bu konuda bir Algı Yönetimi çalışması yaptırmak istedi. İstedikleri küresel ısınma diye bir şeyin aslında gerçek olmadığına insanları inandırmak.

Böyle bir operasyon kabaca ve basitçe şu şekilde planlanır.

1) Öncelikle çok geniş bir bütçe lazımdır çünkü etkili Algı Yönetimi kampanyaları için geniş bütçeler gerekir.

2) Hedef kitleler belirlenir ve onların hoşuna gidecek tarzda fikirlerle mesajlar hazırlanır. Bu mesajlarda dini, milli ve bilimsel her tür sembol hedef kitlenize göre ayarlanır. Mesela eğer kitlenizin içinde “milliyetçi ve ulusalcı” insanlar varsa “Küresel Isınma dedikleri Emperyalist ve ülkemizi karıştırmak isteyen güçlerin üzerimizde kullandığı (gizli iklim silahlarının) sonuçlarının gizlenmesi için uydurulmuş bir yalandır.” mesajı dikkatlerini çekecektir. Her hedef kitle için onların dikkatini çekecek kelimeler veya semboller kullanmanız gerekir.

3) İklim konusunda uzman oldukları belirtilecek “bilim insanları” ekranlara ve gazetelere çıkartılır, bu uzmanlar “biz yıllarımızı iklim olaylarını araştırmaya verdik, küresel ısınma aslında yoktur, inanmayın böyle yalanlara” türünden mesajlar verirler. Halkın güveneceği yazarlar, sanatçılar ve benzeri popüler kişiler de “Ben de aslında yıllardır küresel ısınma olduğuna hiç inanmadım” mesajlarıyla buna destek olur. Sosyal medyada ünlü komedyen veya fenomenlerin “küresel ısınma iddiasıyla” dalga geçen ve bu konuya inanmadıklarını belirten paylaşımları da milyonlarca insana ulaştırılır.

4) Televizyonda tartışma programları düzenlenir. Bu tartışma programlarında küresel ısınmanın olmadığını savunacak kişiler “çok bilgili”, “güzel” ve “yakışıklı” imajlarla ortaya atılır, onların karşısınaysa özellikle “bilgisiz”, “kaba” ve “çekici olmayan” kişiler konur.

5) Sürü psikolojisi etkisi kullanılmak için milyonlarca takipçisi olan sosyal medya hesapları oluşturulur ve her vatandaşın ortalama günde bir kere “Küresel Isınma Yalanına Kanma” konulu videolar, yazılar ve haberlere maruz kalması sağlanır.

6) Kampanyanın uzun soluklu olması için de ciddi oranda para “küresel ısınma olmadığını” savunacak kitaplar, bilimsel çalışmalar ve belgesellere ayrılır. Sosyal medyada açılacak kampanyalarla da “küresel ısınmanın olmadığı” konusunda yapılacak paylaşımlardan en çok beğenilenlere çeşitli ödüller dağıtılır. Bu ödülleri kazanmak için yüz binlerce insan “küresel ısınma olmadığı” konusunda videolar çekip, yazılar yazacaktır. Bunları yaparken de hem kendilerini hem de çevrelerindeki insanları inandıracaklardır. Hele bir de ödül kazanırlarsa bu inançları “kesinleşecektir.” On binlerce insana ufakta olsa bir ödülün verilmesi önemlidir.

7) Küresel Isınma olmadığını düşünenlerin “olayların arka planlarını araştıran” , “kendilerine her söyleneni kabul etmeyen” , “akıllı” insanlar olduğu, hala küresel ısınma vardır diye ısrar edenlerin de “kendilerine söylenen her şeye inanan” “zekası az” ve “geri kafalı” oldukları imajı yerleştirilir. Böylece size karşı çıkacaklar daha ağızlarını açmadan damgalanmış olur.

Bir sene kadar sürdürülecek böyle bir kampanya sonucunda Küresel Isınma Olmadığının  “kesin doğru” olduğuna inanacak milyonlarca insan, ürettikleri çoğunluk etkisi sayesinde mesajın gücünü daha da arttıracaktır.

Burada önemli olan bir sene boyunca kampanyanın aralıksız ve güçlü bir şekilde sürdürülmesidir çünkü sürekli propaganda karşısında insan zihni güneşin altında kalmış tereyağ gibi erir.

Kısacası her alanda “gerçekler” önemli değildir. Önemli olan sizin nelere “gerçek” olarak inandığınızdır. Bu inandırma işlemi de belli teknikler kullanılarak yapılır ve hiçbir inancınız tesadüf değildir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…