Ana içeriğe atla

GEREKSİZ BİLGİ OKYANUSU.


İletişim araçlarının gelişmesiyle beraber her saniye insanların tepesine yağdırılan milyonlarca bilginin tamamına yakın bir kısmı o insanların günlük hayatlarında önem taşımamaktadır.

Örneğin bugünkü, yani 25 Temmuz 2017 tarihli Hürriyet gazetesini satın alan ve İstanbul’un Bağcılar semtinde bir nalbur dükkanı işleten Mehmet beyin cebinden 1 TL vererek yaptığı yatırım karşısında aldığı bilgilere bir bakalım.

Mehmet bey’in kendi hayatıyla alakalı ve işine yarayacak bilgileri edinmesi gereken bir araçtır gazete. Eğer satın aldığı gazetede kendi hayatına katkı sağlayacak bilgiler yoksa o parayı çöpe atmış demektir.

Şimdi gazeteyi Mehmet beyin gözünden inceleyelim.

En üst sol köşede Fenerbahçe futbol takımın transfer ettiği bir oyuncunun haberi verilmiş. Mehmet bey futbol izlemiyor ve takım tutmuyor yani bu haber onun için gereksiz.

Onun yan tarafında Fatih Terim ve Rüştü arasındaki bir tartışmadan söz ediliyor. Mehmet bey futbol izlemiyor, takım tutmuyor ve bu tartışmanın altında yatan kişisel  rant çekişmelerinin onun hayatında yeri yok.

O haberin yanında organ bağışına dikkat çekmek isteyen iki kızın ülke ülke gezmesi haberi var. Mehmet beyi bu kızların ellerinde sloganlı afişlerle farklı ülkelerde seyahat yapması ilgilendirmiyor. Bir gün bir organa ihtiyaç duyarsa bu kızların Avrupa’daki ülkelerde gezmesinin işine yarayıp yaramayacağını bilmiyor. Kendisi de organlarını bağışlamak konusunda bir düşünceye sahip değil ve bu tip konuları zaten düşünmemeye çalışıyor.

Onun yan tarafında Meryem Uzerlinin göğüs dekoltesi ve bu fotoğrafın sosyal medyada beğeni alması da pek umurunda değil. Dekolte biraz dikkatini çekiyor ama o kadar.

Hemen alt tarafta kentsel dönüşümden mağdur olan insanların anlatıldığı bir haber var. Mehmet beyin kendine ait güzel bir müstakil evi var ve evlerini daha çok para kazanmak için müttehitlere veren insanların sorunları da onu ilgilendirmiyor.

Yan tarafta Cumhuriyet Gazetesi davasının başladığı söyleniyor. Mehmet bey Cumhuriyet gazetesini hayatında okumamış, solcu değil ve bu tür siyasi davalar hakkında da pek bir empati duymuyor. Kendisini ilgilendirdiğini düşünmüyor.

Alt sol tarafta Cumhurbaşkanının Katar ziyareti de Bağcılar semtinde oturan Mehmet Bey için hiçbir şey ifade etmemekte.

Alt tarafta bulunan ve Diyanet işleri başkanının görevi bırakacağı ile alakalı haberde Mehmet beyin dikkatini çekmiyor. Çünkü zaten Cumadan cumaya camiye gidiyor ve bu değişimin camideki imamın değişikliğine sebep olacağına düşünmüyor ki zaten değişse bile bu onu etkileyebilecek bir gelişme değil.

Almanya ve HDP ile alakalı minik haberlerin de Mehmet beyin dünyasında hiçbir yeri ve önemi yok.  
En aşağıda solda mikro kredi çekip başarılı olan kadınların hikayesi biraz ilgisini çekse de kendisinin zaten yeterince banka kredi borcu var ve kredi lafını duyması bile tüylerini diken diken ediyor.

Hafriyat kamyoncularının dağıttığı rüşvet haberi onu çok az ilgilendiriyor ve belki kamyonlar artık daracık yollardan daha az geçer diye düşünüyor.

Evet işte Mehmet beyin 1 TL vererek aldığı gazetenin ilk sayfasındaki “gündemin” aslında Mehmet beyin hayatıyla alakalı bir gündem olmadığını anlamış olduk.

Şimdi kendinizi düşünün.

Gün boyu okuduğunuz, izlediğiniz ve bazen ateşli ateşli tartıştığınız “gündemin” ne kadarı sizin hayatınızla ilgili.

Eğer üst düzey yönetici, patron, bürokrat, gazeteci veya siyasetçi değilseniz. Yani sıradan bir vatandaşsanız sizin de Mehmet beyden pek farkınızın olmaması gerekir.

Peki, o zaman milyonlarca “sıradan” insan neden bu tür kendilerini ilgilendirmeyen konulara ilgi duyuyor derseniz.

Cevabı basit.

Çünkü kimse “sıradan” ve “önemsiz” olduğunu kabul etmek istemez. Kendinden “büyük” ve “önemli” konular hakkında bilgi sahibi olup bu konular hakkında “fikir” söylediği zaman kendisinin de “önemli” olduğunu zanneder.

Medyanın da tüm numarası zaten bunun üstünedir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…