Ana içeriğe atla

FATİH TERİM ALGISI.


Sevgili Dostlar,

Futbol başarısının yanı sıra Fatih Terim’in en büyük başarısı “Algı Yönetimi Prensiplerini” iyi uygulamasıdır.

Algı yönetimi “8 Psikolojik Prensibe” dayanır ve gördüğüm kadarıyla Fatih Terim bunların en önemlilerini çok etkin bir şekilde kullanmaktadır. Bunun eğitimini de Algı Yönetimi uzmanlarının danışmanlığını alan birçok profesyonel futbol takımı bulunan İtalya’dan aldığını düşünüyorum.

Fatih Terim kazara veya doğuştan “karizmatik” olmamıştır.

Karizması Algı yönetimi tekniklerini doğru şekilde kullanmasından kaynaklanmaktadır. Zaten bir çok alanda gördüğünüz “karizmatik” adı verilen kişilerin çoğu da bunu doğuştan getirmemiş sonradan aldıkları eğitimleri uygulamışlardır.

Bu sebeple Fatih Terim hiçbir zaman yüksek ücretlere iş bulmakta zorlanmamış ve başka teknik direktörlerin kariyerlerini bitirebilecek “hata” veya “kavgalardan” kolaylıkla sıyrılabilmesini bilmiştir.

Fatih Terim öncelikle kendi isminden bir marka oluşturmuştur.

Birçok teknik direktör çalıştıkları takımlarla beraber hatırlanırken Fatih Terim ismiyle ve soyadıyla ayrı bir markadır.

Kavga ettiği insanlar bile ona Fatih veya Fatih bey diyemez Fatih hoca veya Fatih Terim olarak hitap edebilirler. 

Bu Algı yönetiminde "markanın bilinçaltına enjekte edilmesiyle" oluşturulan bir etkidir ve insanlar bunu istemsiz yapar.  

Fatih Terim binlerce yerli ve yabancı teknik direktörün olduğu bir piyasada kendisini “özgün” , “özel” ve “sadece bir tane” olarak kabul ettirmiştir. Bu imaj anlatısı sayesinde Fatih Terim hiçbir zaman boşta kalmaz ve ona milyon dolarlar verecek takımlar mutlaka ona teklif götürür çünkü insanlar nadir olan ve bulunamayan şeylere büyük değer verirler. 

Kendilerini “özel” ve “özgün” olarak kabul ettirebilen insanlar piyasada en değerli elmaslar ve zümrütler gibi alıcı bulur. Algı Yönetiminin “3. Psikolojik Prensibi” bu alanda iş görür.

Fatih Terim kendisiyle eşit başarılara imza atmış diğer tüm teknik direktörlerden daha fazla “futbol otoritesi” kimliğini insanlara kabul ettirmiştir.

Özel bir alanda “otorite” veya “uzman” olduğunuz konusunda doğru imaj oluşturursanız piyasadaki değerinizi son derece arttırırsınız. Burada önemli olan neyi ne kadar bildiğiniz değildir, önemli olan “en çok bilen” imajını doğru olarak verebilmenizdir.

Çünkü insanlar bir insanda belli görsel imaj ve konuşma şekilleri algıladıkları zaman o kişinin normalden çok daha üst seviyede bilgili olduğunu düşünürler. 

“Bilgi Otoritesi Algısı” üretmenin temeli belli bir psikolojik örgüyü insanlara kabul ettirebilmenizden geçer ve bununla da Algı Yönetiminin “4.Psikolojik Prensibi” ilgilenir.

Fatih Terim başarıları yanında birçok hata ve başarısızlıklara da imza atmış bir insandır. Ancak insanların büyük çoğunluğu Fatih Terime baktıklarında genel olarak bir “BAŞARI” imajı görürler. Olaylar olur, kavgalar edilir, sinirler gerilir hatta bazen takımlardan istifa edilir ancak aradan belli bir süre geçtikten sonra Fatih Terim’in “BAŞARILI” imajını halen koruduğu gözlenir.

Bunun sebebi Algı Yönetiminin “8.Psikolojik Prensibini” doğru kullanmasıdır. 

Burada bir “BAŞARI HİKAYESİ” üretilir ve bu hikaye çeşitli şekillerde insanların zihinlerine sürekli tekrar yoluyla taşınarak “yanılsama stratejileri” kullanılır.

Bu stratejiler sayesinde teorik olarak dünyanın en “başarısız” insanını bile zihinlere “MÜTHİŞ BAŞARI HİKAYESİ” olarak yerleştirmek mümkündür. Bunun sebebi insanların hikayeleri çok daha kolay akıllarında tutabilmeleri ve sürekli bir “kahraman açlığı” içinde olmalarıdır.

Sonuç olarak gözlemlediğim kadarıyla, Fatih Terim kendisine “öğretilen” Algı Yönetimi Prensiplerini şu ana kadar olduğu gibi doğru kullanmaya devam ederse, ne tür hatalar yaparsa yapsın her zaman en büyük takımlarımızda ve en etkili medyamızdaki yerini korumaya “başarıyla”devam edecektir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…