Ana içeriğe atla

FAKİRİN EKMEĞİ SİYASET.


Bir toplumda genel olarak üç sınıf insan vardır.

Fakirler, Orta Halliler ve Zenginler.

İdeal bir toplumda sınıflar arası uçurumlar az ve sınıflar arası yükselme kolaydır.

Sınıflar atlamanın yolu eğitim ve sermayedir.

Adil bir ülkede, her doğan insana önce iyi bir eğitim ve geçimini sağlayacak bir meslek,

İş kurmak istemesi halinde de faizsiz ve kolay sermaye, yani kredi verilir.

Böylece fakir ya da orta halli doğmuş bir insan, aldığı eğitim ve kolay sermaye sayesinde

Aklını kullanıp çok çalışarak zengin olabilir.

Ancak ülkemizde durum bunun tam tersidir.

Fakir doğmuş bir insan iyi bir eğitim alamadığı için mesleksiz kalır

Sermayesi olmadığı içinde kendi işini kuramaz ve o da fakir bir hayata mecbur olur.

Orta halli doğmuş bir insan da gene orta halli bir eğitim alarak orta halli bir işe girer

Sermayeyi çok az bulabileceği için ancak orta halli bir iş açabilir ve orta halli bir yaşamı olur

Zengin bir aileye doğmuş kişiyse diğerlerine benzemez.

En iyi ve pahalı eğitimleri alarak, en iyi mevkilerde ve en yüksek maaşlı işlere girer

Kendi işini kurmak isterse ya ailesinin işi vardır ya da çok kolay para bulabilir çünkü çevresi geniştir.

Para Parayı çeker lafı boş bir laf değildir.

Türkiye’de eğer fakir veya orta halli bir aileye doğmuşsanız “namusunuzla” zengin olmanız

Çok, çok, çok, çok, çok ama çok zordur.

Türkiye’de insanların sınıf atlayabilmeleri için önlerindeki tek yol siyasettir.

Siyasetle ilgilenip bir partiye hayatlarını kurban ederlerse

Hem “büyük meselelerle” ilgili gözüküp kendilerini değerli hissederler.

Hem de o parti iktidar olduğu zaman.

Üst düzey mevki ve makamlara gelebilir,

İktidar partisiyle arasını iyi tutmak isteyen şirketlerde yüksek maaşlı iş bulabilirler

Kendi işlerini kurmak için para bulmak isterlerse de hiç sorun yaşamazlar.

İşte insanlarımız bunu bildikleri için siyaset yer, siyaset içer ve siyaset konuşur.

Partiler arasındaki çekişmeler

Fikir ve ideoloji davası değil,

Ekmek davasıdır aslında.

O sebeple siyaset Türkiye’de her zaman fakirin ve orta hallinin ekmeğidir.

İnsanlar bu ülkede neden hep siyaset konuşuyor diye eleştirmeden önce

Bunları bilmek ve düşünmek lazımdır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir