Ana içeriğe atla

ALMAN İSTİHBARATINA DİKKAT!




Sevgili Dostlar,

Alman istihbaratı İngiliz istihbaratıyla birlikte dünyada kurulan ilk modern gizli servistir.

Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında Alman istihbaratı dünyanın her yerine sızmıştır ve her yerde operatif olmuştur.

İkinci Dünya savaşından sonra en iyi Alman gizli servis elemanları Amerika ve Sovyetler tarafından paylaşılmıştır.

CIA ve KGB bir çok eski Alman istihbaratçısını kullanmış ve bir çok espiyonaj sistemini bunlara kurdurmuştur.

Çünkü Alman istihbaratının en güçlü yönü teşkilatlanma ve gizli örgütlenme becerisidir.

NATO bünyesinde kurulan ve sonradan GLADIO olarak tanınan gizli örgütlenmenin esas ismi “Stay Behind” operasyonuydu ve bu gizli teşkilatın fikir babası CIA hesabına çalışan Alman istihbarat başkanı General Gehlen ve onun eski Alman subaylarından oluşan ekibiydi.

(Bu konuda en detaylı araştırmalardan bir tanesi 2004 senesinde yazdığım “Top Secret Yazılar” kitabıdır bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim)

Kısacası Alman devleti ve Alman istihbaratı öyle hafife alınacak bir örgüt değildir.

İkinci Dünya savaşı sonrası Amerika, Alman istihbaratının eski gücüne kavuşmasına izin vermemek için ülke dışında operasyon yapmasını ve teşkilatlanmasını yasakladı.

Ancak Almanlar birkaç senede bu yasağı delmenin yolunu buldu ve Sovyet tehlikesi yüzünden Amerikalılar çok da seslerini çıkarmadılar.

Almanların kendilerine konulan yasağı delme formülü “Sivil Toplum Örgütleriydi”

Alman istihbaratı, Alman devletinin gizli veya açıktan kurdurduğu, büyük mali yardımlarla desteklediği “Sivil Toplum Örgütleri” sayesinde dünyanın her yerinde gene eskisi gibi fink atmaya başladı.

Alman devlet bütçesinden bir takım “İnsani Yardım Örgütlerine” büyük destekler verilmesinin sebebi Almanların insanlara yardım etmeyi çok sevmeleri değil bu tür örgütleri istihbarat operasyonları için kullanıyor olmalarıdır.

Şunu bilin ki dünyada büyük teşkilatlara sahip devasa sivil toplum örgütleri öyle babamızın hayrına bizlere yardımcı olmak için kurulup desteklenmez.

Bu örgütlerin arka planında mutlaka bir devlet ve onun istihbarat teşkilatı vardır.
Almanya’nın Türkiye’ye tavrı son yıllarda oldukça saldırganlaşmıştır ve bunun sebebi “Türkiye’de Demokrasi Yok” falan diye değildir.

Kanmayın böyle yalanlara.

Devletler çıkarları için mücadele ederler eğer çıkarlarına uyarsanız sizin hangi yönetim şekliyle yönetildiğiniz umurlarında falan değildir.

Almanya çıkarları bozulduğu için Türkiye’ye tavır almıştır.

Şu aşamadan itibaren Alman istihbaratının Türkiye’de olası her tür faaliyetine dikkat etmek lazımdır.

Almanya’da çok ciddi sayıda Türk nüfusu vardır.

Sanıyor musunuz ki Alman istihbaratı Almanya’daki Türklerin yaptığı her şeyi kontrol etmedi ve içlerine sızmadı.

En ummadığımız ve en “bizden” gözüken yerlere sızmış olabilirler ve bunların üzerinden Türkiye’de karıştırıcı faaliyet yapabilirler.

Türkiye’de birçok farklı görüş vardır. Bunların hepsinin de Almanya’da vakıfları, dernekleri ve teşkilatları bulunmaktadır.

Alman istihbaratının bunların içine sızdırdığı elemanlarını hatta bizzat sanki Türkler kurmuş havası verip aslında kendi kurdurduğu yapılanmaları kullanarak çeşitli eylemlerde bulunmayacağını kimse garanti edemez.

Almanya’nın Türkiye’de birçok ticari firması ve kültürel yapılanması vardır.

Bunların da ciddi şekilde kontrol edilmesi gerekiyor.

Kısacası bir takım basit sloganlarla Alman istihbaratına karşı koyamayız.

Bir an önce ciddi şekilde durumun incelenip ona göre tedbirlerin alınması lazımdır.

Kamuoyunun da Alman istihbaratının faaliyetleri konusunda bilgilendirilmesi lazımdır.

Birinci Dünya savaşında harbe sokulmamızın,

İkinci Dünya savaşında harbe sokulmamız için yapılan bir çok oyun ve kumpasın,

Soğuk Savaş döneminde özellikle 1970’li yıllarda hem Batı Almanya hem de Doğu Almanya istihbaratlarının Türkiye de hangi grupları desteklediği ve ne tür operasyonlar yaptığının,

PKK’nın ilk kuruluş günlerinden beri Alman istihbaratıyla hangi ilişkileri kurduğunun,

Son olarak da FETÖ – Alman istihbaratı arasındaki ilişkilerin,

İnsanlarımızın önüne bütün açıklığıyla konulması gerekir.

Kısacası Almanya’ya ve Alman istihbaratına çok ama çok dikkat etmemiz lazımdır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir