Ana içeriğe atla

ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE MUTLULUK


Sevgili dostlar,

Şöyle bir etrafıma baktığım zaman insanların ezici çoğunluğunun yaşadıkları hayatlarından şikayetçi olduklarını ve en ufak “nasılsın” sorusunda bile bazen dakikalarca sürebilecek bir şikayet şarkısına başladıklarını görüyorum.

İşin komiği aynı insanlara “peki madem hayatından bu kadar şikayetçisin neden değiştirmek için harekete geçmiyorsun” diye sorsanız aynı insanların ya sus pus kaldıklarını ya da neden hayatlarını değiştiremeyecekleri konulu yüzlerce fikri önünüze serdiklerini görürüz.

Bu tip insanlarla vaktinizi boşuna harcamayın. Kendini geliştirmek istemeyen ve kendi kendini sabote eden insanlar aslında içinde bulundukları durumdan gizli gizli zevk almaktadırlar ve değişmeye de pek niyetleri yoktur. Bazı insanlar siz ne yaparsanız yapın arabesk hayatları severler. Bu tür insanlarla fazla vakit harcamamanızı tavsiye ederim çünkü kendine yardımcı olmak istemeyen insana kimse yardımcı olamaz.

Bu yazı hayatından rahatsız ve gerçekten onu değiştirmek isteyenler içindir. Geri kalanı “acıklı” müziklerine ve “acıklı” hikayelerine dönebilirler.

1) Mutluluk dediğimiz olay tamamen zihniyetiniz ve yaşama olan tavrınızla alakalıdır. Her yerde problem ve felaket görmek istersen mutlaka onları görürsün. Başarı ve güzellik görmek istersen de gene aynı sonuç geçerlidir. Hayata olan bakışını değiştirmediğin müddetçe işin zordur.

Örneğin sürekli haksızlığa uğradığını düşünen ezik bir tipi bunun tersine ikna etmeniz zordur. Başına ne kadar güzel olay gelirse gelsin o sürekli haksızlığa uğradığını düşünür. Mesela doğum gününde güzel bir pasta alırsınız size ilk lafı “umarım pahalı bir pasta alıp kazıklanmamışındır” olur. İşinde terfi eder “aslında çok daha önce terfi etmem gerekirdi, hakkımı yediler ve şimdi iş işten geçtikten sonra bunu yaptılar kim bilir başıma ne belalar açacaklar” diye ağlaşır. Kısacası hayata bakışı olumsuz insanı cennetin ortasına koysanız orada bile mutsuz olacaktır.(Sonuçta cennetten bile kovulmayı becermiş bir türüz). Şükretmeyenler mutlu olamazlar.

2) Kafa yapınızı ve zihniyetinizi değiştirdiğiniz anda dünya da onunla birlikte değişir. Örneğin size içmeniz için bir bardak süt ikram edildiğini düşünün. Olumsuz zihniyetli insan daha sütü ağzına sürmeden nereden alındığını sorar. Marketten aldım derseniz “o market sütleri işlemden geçiyormuş ve besin değeri kalmıyormuş televizyonda izledim, neyse içelim bari” der. Sütçüden aldım derseniz “sütçüden alınan sütler hastalık taşıyormuş, şimdi durup dururken sarılık falan mı yapmak istiyorsun beni” yorumunu yapar. Kısacası olumsuz zihniyetli insanı memnun edemezsiniz. Her durumda bir tehlike görür ve her şeyin en olumsuz tarafını düşünürler. Kısacası olumsuz bir kafa yapınız varsa mutlu olmayı falan beklemeyin çünkü sizi altın paraların içine gömseler sırtıma battı dersiniz.

3) Zihinsel yapılar sabit ve değişmez değildir. Aynen bir arabanın dikiz aynası gibi zihniyetinizi ve bakışınızı da değiştirebilirsiniz. Nasıl ki aynanın yönünü değiştirdiğiniz zaman gördükleriniz de değişir, zihin yapınızı da değiştirdiğiniz zaman dünya algınız değişir. Mesela dünyaya ideolojik veya fanatik gözlüklerle bakan ve her gördüğü şeyden siyasi anlamlar çıkaran tipler vardır. Bunların önünden bir tanecik şirin kedi miyavlayarak geçse size onun bile siyasi tarihçesini anlatır ve günümüzdeki siyasi meselelere atıfta bulunur. (Bunu denemek için yakında sosyal medya hesaplarımdan pembeye boyanmış bir fil resmi paylaşacağım bakalım altına referandumla alakalı ilk siyasi yorumu hangi “akıllı” arkadaşım yazacak) . Bu tür bir insanın kafa yapısını değiştirmediği müddetçe mutlu olmasına imkan yoktur çünkü dünyaya sadece siyasi ideolojik ve tutucu bir zihin yapısıyla baktığı için büyük ihtimal uyurken bile mutsuz olacaktır. Bu insanlar eğer bir şekilde düşünce yapılarını değiştirebilirse sanki yeni doğmuş gibi olurlar ve gördükleri her şey onlara sanki ilk kez görüyorlarmış hissini verir.

4) Donmuş zihniyete sahip bir insana baktığınız zaman içine pil takılmış Çin malı ucuz bir oyuncak robota benzediğini görürsünüz. Dünyaya bakışı, yorumları, davranışları hep standart, ezberlenmiş ve aynıdır. Bu kişiyle oturup bir saat sohbet etseniz ve aradan on yıl geçtikten sonra tekrar buluşsanız sanki aradan onca zaman geçmemiş sanırsınız, çünkü aynen bıraktığınız gibilerdir ve zerre değişim yoktur. Bu tipler genelde dünyanın değişmesinden en çok korkan tiplerdir. (mesela çoğu bu cümleyi okuduğu zaman siyasi bir imada bulunduğumu falan zanneder. Hiç alakası yok dostum genel değişimlerden bahsediyorum hani bilgisayar teknolojisi, internet falan gibi şeyler…..bir bitmediniz bu arada)

Esnek ve değişken zihniyete sahip insansa donmuş insanın tam tersidir. Sürekli gelişir ve dönüşür.

Dışarıdan bakıldığı zaman sanki kendisinden başka kimsenin duyamadığı bir müziğin ritmiyle yaşıyor gibidir. Sürekli yeni bir şeyler öğrenir, yeni tecrübeler yaşar ve neredeyse tamamen ön yargısızdır. Bu tipleri genelde ya kitapçılarda ve kurslarda ya da sırtlarında çanta dünyayı gezerken görürsünüz. Şöyle bir baktığınız zaman aslında gerçekten yaşıyor diyebileceğimiz insanlarda bu tür zihniyetlere sahip insanlardır.

Toparlarsak. Eğer değişim istiyorsan ve hayata olumsuzluk aynasından bakan donmuş bir zihniyete sahipsen ilk önce onu fırlatıp atacaksın. Benim bunu yapmaya cesaretim, niyetim ve ihtiyacım yok diyorsan şu anda yaşadığın şekilde yaşamaya bir an önce alışmanı ve şikayet etmemeni tavsiye ederim çünkü hayatında elle tutulur olumlu bir değişim olmayacaktır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…