Ana içeriğe atla

Günün Algı Analizi (TRUMP-OBAMA)



Sevgili dostlar,

Değerli takipçilerimden bir tanesinin bana göndererek analiz etmemi rica ettiği ve oldukça ilginç bulduğum bir fotoğrafın algısal analizini sizlerle paylaşmak isterim.

Trump’ın seçim zaferinden sonra yenik başkan Obamayla Beyaz Saray’da ilk görüşmesi. Kazanan ve Kaybeden arasındaki beden dili farklarını görmek için harika bir poz.

1) Trump siyah takım ve beyaz gömlek üstüne kırmızı kravatla tam bir güç üniforması giymiş. Beyaz gömlek üstüne siyah takım her zaman otorite ve güç sembolüdür ancak kırmızı kravat ekstra dikkat çekicidir. Eğer bir çalışan olarak bir iş görüşmesine gidiyorsanız bu tip kırmızı kravat kullanmanız hoş karşılanmaz ancak gerçekten güç sahibi bir yöneticiyseniz ve otoritenize dikkat çekmek istediğiniz bir toplantıya gidecekseniz Trump’ın giydiği kırmızının tonunda bir kravat takmanızı tavsiye edebilirim. Dikkat çekicilik özelliği yüzünde kırmızı kravat televizyondaki ana haber bülteni sunucularının ve siyasetçilerin de vazgeçilmez renklerindendir.

Kırmızı ve Beyaz beraber kullanıldığı zaman oldukça dikkat çekici bir illüzyon meydana getirir ve Türk bayrağının dünyanın en dikkat çekici bayraklarından bir tanesi olmasının sebebi de budur. (Türk Milli Futbol takımının ve Cumhurbaşkanlığı tören muhafızlarının üniformalarından kırmızı beyaz yerine başka renklerin kullanılması bence büyük hatadır ve bu konuda kim danışmanlık yapıyorsa kusura bakmasınlar ama bu işlerden hiç anlamadığı bellidir.)
Obama gene siyah takım elbise giymesine rağmen mavi renk bir kravat giymiş. Bu kıyafet daha çok üst düzey bürokrat veya teknik insanların giydiği bir türdür. Yani Obama artık gücünü kaybetmiş ve geriye sadece kısa bir zaman sonra bırakacağı görevi kalmış imajı veriyor ve dikkati üzerine çekmek gibi derdi de artık yok durumda.

Güç kaybeden yöneticilerin hem beden dilleri yumuşar hem de giydikleri kıyafetler matlaşır. Bir yöneticinin gücünü kaybetmeye başladığını nereye bakacağınızı biliyorsanız birkaç dakika da verdiğini bilinçaltı sinyallerden anlamanız mümkündür.

Her iki adamın da sol ceket yakalarındaki Amerikan bayrağı rozeti de resmiyet ve devlet sembolleri konumunda.

Trump sarı ve uzun kabarık saçlarıyla genç ve enerjik bir imaj veriyor. Daha önceki bir yazımda bu saçların insanların bilinçaltında “aslan yelesi” imgesi oluşturabileceğini ve bunun da Trump’ın etkisini güçlendiriyor olabileceğini belirtmiştim. Obamaya gelirsek artık beyazlamış ve seyrelmiş saçları Trump’ın yanında verdiği “eski ve yıpranmış başkan” görüntüsünü güçlendirmekte.

2) Trump’ın bakışlarının Obamanın üzerinde olduğunu ve çenesini sıktığını görmekteyiz. Çene sıkma kişinin tehdit hissettiği ve saldırıya uğrayacağını düşündüğünü gösterir. Normalde bir insan eğer fiziksel saldırıya uğrama ihtimali algılarsa, darbe yiyebileceğini düşündüğü yüz kaslarını özellikle çenesini istem dışı sıkar. Böylece gelecek olası bir darbenin etkisini azaltmayı düşünür. Aynı şekilde tehdit altında kendisi hisseden bir insanda fiziksel saldırı ihtimali olmasa dahi istem dışı çenesini sıkar ve boyun bölgesini kapatır. (boyun bölgesi bir insanın en hassas bölgesidir ve genelde vahşi hayvanlar ilk olarak boyun bölgesine saldırır bu yüzden insanlarda çene sıkma ve boynu kapatma aynı anda gerçekleşir).

Tüm bunları Trump’ın Obamaya bakış şekliyle birleştirirsek Trump’ın Obamanın medya önünde kendisine yapabileceği bir saldırıdan çekindiğini ve kendisini mücadeleye hazırladığını görebiliyoruz. Onunla baskın göz teması da kurarak baskı altına almak ve caydırmak istemekte.

Yani birisi sizinle konuşurken sürekli çenesini sıkıp kafasını öne eğerek, boynunu kapatıyorsa sizden ciddi anlamda tehdit hissediyor ve rahatsız demektir.

Aynı hafif çene sıkma ifadesini Obamada da var ancak o Trump’a bakmak yerine kameraya bakarak onun varlığından ve onunla beraber olmaktan son derece rahatsız olduğunu ve bakışlarını mümkün olduğunca kaçırmak istediğini görüyoruz. Burada tabi Trump’dan duyduğu rahatsızlık ve stres hislerini kamera arkasındaki diğer insanlara bakarak hafifletme isteği de görmekteyiz. Bir insanın sizden bakışlarını kaçırmasının her zaman negatif bir anlamı vardır.

3) Resimdeki en ilginç detaylar ellerde. Öncelikle Trump resmin güçlü tarafı olan sol tarafta oturması sebebiyle el sıkışırken elinin tersi kameralara bakmakta. Böylece el sıkışma açıları eşit olmasına rağmen Trump çok daha güçlü bir imaj veriyor. Elin tersi her zaman avuç içine göre çok daha kuvvetli bir imaj verir. Trump el sıkışırken hem öne eğilip hem de Obamanın kolunu kendine çekip kolunun uzamasını sağlayarak ,daha zayıf bir imaj vermesini sağlamış. Kısacası bu el sıkışma görüntüsü yarışmasının kesin kazananı Trump, çünkü tek bir hamleyle rakibini son derece güçsüz göstermiş.

Resmin en ilginç detayı Obamanın diğer elinin pozisyonu. Parmakların bu şekilde birbirine dolanması bizde “küsmek”le de bağdaştırılır ama genel olarak Amerika ve Batı ülkelerinde ilk kullanım şekli “şans dilemek” ve “Tanrının Korumasını istemek”le alakalıdır.

Hz.İsayı gösteren bazı tablolarda onun bu işareti yaptığını görürüz.

Mesela : https://en.wikipedia.org/wiki/File:Ribalta-cena.jpg .

Zaten bu sebeple işaretin ismi “cross fingers” yani çapraz veya haç parmaklar gibisinden de isimlendirilir.

Bu parmak işareti daha sonraki yıllarda garip bir şekilde özellikle çocukların yalan söylerken kullandığı bir işaret haline dönüşmüştür. Bir çok çizgi film veya filmde bu işaretin yapıldığını görürüz. Buna göre birisi yalan söylemek zorunda kalırsa ve parmaklarını bu şekilde dolarsa sanki “affolur” veya “günah sayılmaz” gibi garip bir batıl inanç geliştirmişler.

Bakınız :
https://trustambassador.files.wordpress.com/2015/05/lying.jpg

Yani Obamanın buradaki parmak işareti sanki “Ben Trumpla el sıkışıyorum ama aslında onu sevmiyorum ve nefret ediyorum” dermiş ve sanki fotoğrafçılarda bu anı yakalamış gibi.

Tabi Obamanın “yalan söyleyen” parmakları hakkında yaptığım bu analizin hiçbir anlamı yok çünkü bu resim bir “montaj” çalışması.

Resmin orjinali : http://img7.mynet.com/hbr/2016/11/16/070048410/obama-trump-meeting-640x360.jpg

Resim bana gönderildikten sonra dikkatli bakınca durumu anladım ve resmin orjinalini bulmam pek zamanımı almadı.

Toparlarsak.

Trump Obamayı hem sandıkta hem de ilk yan yana gelişlerinde yere sermiştir (çünkü sandıkta esas mücadele ettiği Obama imajıydı) ancak gene de Obamadan çekiniyor ve kendisine zarar verebileceğini düşünüyor.

Başkanlığı sonrası özellikle Demokrat parti güdümlü medya organları ve bürokrasinin saldırılarına bakarsak ve bu resim gibi bir takım montajların Internet ortamında yayıldığını düşünürsek,Trump çenesini sıkmakta son derece haklıymış diyebiliriz.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…