Ana içeriğe atla

ÖĞRENİLMİŞ IRKÇILIK



İnsanların dünyaya bakışlarının oluştuğu ilk dönemler çocukluk yıllarıdır ve bu yıllarda verilen bir takım zararlı önyargılar o insanı tüm hayatı boyunca yönlendirir.

Resimde Amerikan devlet okullarında ilkokul çağındaki çocuklara verilen İngilizce kitabın bir sayfasını görüyorsunuz.

Konu duygular (feelings)

Buna göre öğrenciden her resmin altına o duyguyla ilgili bir sıfatı yazması isteniyor.

İlk bakışta problem yok gibi. Ancak daha dikkatli bakarsanız buradaki gizli Algı Yönetimini görebilirsiniz.

Soldan sağa okuyan insanlarda bir sayfanın en güçlü ve dikkat çekici yanı sol taraftır.Burada sol tarafta bir kız çocuğu resmi konmuş ve kız doğum günü pastasının başında.Tabii ilgili sıfat Mutlu (Happy) oluyor. Mutlu olan kız BEYAZ

Hemen yan tarafında elindeki balonu patlamış bir erkek çocuk var. O resme de Mutsuz (Sad) yazmışlar. Dikkat ederseniz mutsuz ve hayalleri yıkılmış çocuk SİYAH

Alt kısımda gene sayfanın sol yani güçlü kısmında üzerinde birincilik madalyası takmış bir erkek çocuk görüyoruz. Onun altına da Gururlu (Proud) sıfatı konmuş.Bu gururlu çocuk SARIŞIN ve BEYAZ

Onun hemen yanındaki son resimdeyse köpek tarafından defteri parçalanmış bir çocuk görüyoruz. Buradaki çocuk resminin altına da Öfkeli (Angry) sıfatı eklenmiş. Ne hikmetse bu çocukta SİYAH

Kısacası tek bir sayfada Beyazlar Mutlu ve Gururlu,Siyahlarsa Mutsuz ve Öfkeli olarak minicik beyinlere zerk edilmiş.

Burada hem Siyah öğrencilerde bir aşağılık kompleksi oluşturma hemde Beyaz öğrencilerin "Siyahlar öfkeli ve tehlikelidir" ön yargısını besleme operasyonu yapılmıştır.

Amerikada ırkçılık neden hala bir türlü bitmedi sorusuna umarım güzel bir cevap verebildim.

https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BAŞARISIZ BİR İNSAN OLMANIN DOKUZ YOLU

Sevgili Dostum,

Yıllardır seni daha başarılı bir insan yapmak için uğraşıp duruyorum. İşimi gücümü bırakıp sana güzel güzel yazılar yazıyorum ama okumuyorsun ve "hocam çok uzun yazıyorsunuz" diye bana mesajlar atıyorsun.

Tamam kardeşim diyorum ve sana kısacık kısacık resimli paragraflar yazıyorum bu sefer de "ee hani burada bir şey yazmıyor bana ne yapacağım tam anlatmamışsın" diye bana kızıyorsun. Bu sefer sana ulaşabilmek için minnacık minnacık uyandırıcı tweetler atıyorum onları da laf sokmalı ve esprikli söz değil diye beğenmiyor ve benim yerine trolleri takip ediyorsun.

Bu iş yazıyla olmuyor, gel bak sana eğitim düzenledik ve sadece bir akşam yemeği parasına bir günde sana otuz kitaplık bilgi vereceğim, üstelik benimle tanışıp istediğin soruyu da sorabilirsin diyorum "size şimdi para mı vereceğiz,hep paragözsünüz zaten" diyorsun (sanki cebindeki telefonla ayağındaki ayakkabıyı sana bedava verdiler de biz paragöz olduk).

Hele öyle sana "bak,ben …