Ana içeriğe atla

Hizmet alacağınız Profesyonel Koçu seçerken dikkatli olun.

Koçluk mesleği bireylerin ve kurumların gelişim süreçlerinde oldukça önemli rol oynayabilen bir uzmanlık dalıdır.Her uzmanlıkta olduğu gibi bu alanda hizmet almak isteyen gerek bireylerin gerek firma sahiplerinin de biraz ince eleyip sık dokumalarını şiddetle tavsiye ederim. 

Bunun sebebi "Koç" unvanını rastgele kullanan ve doğru dürüst eğitim ve bilgi birikimleri olmadan piyasa atılarak bir çok insana faydadan çok zarar veren kişilerin varlığının ülkemizin bir gerçeği olmasıdır.

Lütfen hayatınızda köklü bir değişim kararı aldığınız veya firmanızdaki Koçluğun hizmet alanına giren bir takım problemleri çözmek için Profesyonel bir Koç arayışına girdiğiniz zaman ICF veya AC gibi Uluslararası Koçluk Kuruluşların veri tabanlarından bu kişileri iyice araştırın.Çünkü yeterince araştırmadan ve hizmet ücretleri ucuz diye tercih edeceğiniz "çakma" bir Koç size veya firmanıza faydadan çok ciddi zararlar verecektir.

Uluslararası Koçluk Birliklerinin web sitelerinde üye kişileri arayabileceğiniz imkanlar mevcuttur. Mesela Amerika Birleşik Devletleri merkezli Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) ve onun Türkiye temsilciliğin web sitelerine girip benim ismimi arattığınız zaman karşınıza paylaştığım resimlerdeki gibi bu kurumlara üyeliğimi gösteren sayfalar çıkacaktır.

Lütfen üşenmeyin ve karşınıza ben profesyonel olarak Koçluk yapıyorum diye çıkan ve sizden para isteyen bir kişinin en azından bu tür mesleki uluslararası kuruluşlara üye olacak kadar işini ciddiye alıyor olmasını bekleyin.

Not:Tabi firmalar bünyesinde o firmaların çalışanı olarak Koçluk yapanlar veya Koçluk eğitimi almasına rağmen profesyonel olarak bu mesleği yapmayanlar veya önemini bildiği halde bir takım kişisel tercihleri sebebiyle bu tür üyelikleri olmayanlar tarifimin dışındadır. Benim bahsettiğim Migrostan iki ucuz kişisel gelişim kitabı okuyup daha sonrada ben de Koçum diyerek ortaya atılan belli tiplemelerdir.Bunları küçümsemeyin kıvrak dilleri ve sahte imajlarıyla çok ciddi sayıda insanı kandırıp büyük ölçüde haksız kazanç elde edebiliyorlar.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir