Ana içeriğe atla

FETÖ ZİHİN KONTROL TEKNİKLERİ



Dış güçlerin maşası haline gelmiş FETÖ örgütüyle alakalı her gün yüzlerce haber ve yorum okumamıza rağmen asıl önemli mesele bir türlü tartışılmamakta. FETÖ ülkemizin on binlerce insanını hangi zihin kontrol yöntemleriyle robotlaştırdı ve silahsız insanların üstüne makineli tüfekler ve roketlerle saldırtabilecek kadar beyinlerini ele geçirdi esas düşünmemiz gereken konu budur.

Tutuklanan FETÖ mensubu militanların ifadeleri ve örgüt hakkında yazılan materyalleri incelediğim zaman örgütün etkili psikolojik zihin kontrol teknikleri kullandığını anlayabiliyorum. Bugün FETÖ’nün insanları kendine bağlı ruhsuz robotlar haline dönüştürmek için kullandığı zihin kontrol tekniklerinden birkaç örneği sizinle paylaşmak isterim.

1) FETÖ’nün insanları kendi ağına düşürmek ve zihin kontrol uygulamalarına maruz tutmak için ilk yapması gereken onları kandırarak kendine çekmek olmuştur. Kendi asli amaçlarını maskelemek için profesyonel bir imaj çalışması içinde bulunmuşlardır. Dışarıya pompaladıkları sahte bilgiler sayesinde örgüt insanlara yardım eden, eğitimle alakalı çalışmalarda bulunan, barış ve insanlar arasında kardeşlik gibi değerleri dünyaya hakim kılmak için çalışan bir “hizmet grubu” imajını oluşturdu.Örgüt üyelerine dışarıya karşı sürekli mutlu ve kendinden emin insanlar imajı vermeleri telkin ediliyordu. Bu sahte imajın korunması örgütün yeni elemanlar kazanması ve rahat hareket edebilmesi için çok önemlidir. Bu sahte imaja kanarak örgüte dahil olan bir insanın gerçeği anlaması yıllar sürebilir ki zaten artık ya çok geç kalmıştır ya da artık gerçeği görse bile farkına varamayacak kadar beyni yıkanmış veya örgütten kopamayacak şekilde maddi manevi zincirlerle bağlanmıştır.

2) İnsanları örgüte çektikten sonra dünyada ve öteki dünyada kurtuluş ve mutluluğun tek yolunun örgütün yolu olduğu ve bunun dışında her yol ve düşüncenin sahte olduğu propagandası başlar. Dışlama tekniği denen bu teknikte örgüt kendi dünya görüşü dışında tüm görüş ve düşünceleri kontrol etmek istediği insanların zihninden yok etmeye çalışır. Dünyada ve ahiretteki tüm mutluluk ve güzelliklere kavuşma örgüte ve liderine itaat temelinde yapılandırılır. Yani örgüt elemanının zihninde örgütü bıraktığı an hayatının cehenneme döneceği ve daha da kötüsü ahirette de sonsuza kadar cezalandırılacağı korkusu oluşturulur ve geçmişte örgütü bırakanların uğradığı felaketler ballandıra ballandıra anlatılır. Bu korku sarmalına giren örgüt üyesi artık örgüt liderinin her emrini kayıtsız şartsız ve sorgulamadan yerine getirmeye programlanmıştır. 15 Temmuzda Şehitler köprüsü üzerinde bulunan ve içlerinde kadınlarla çocuklarında bulunduğu silahsız kalabalığın üzerine ateş açan örgüt üyesi pilotun kafasında emri yerine getirmezse uğrayacağı dünyevi ve uhrevi felaketler fikri o kadar yer etmiş olmalıdır ki o tetiğe vicdanı sızlamadan basabilmiştir.

3) Örgüt lideri her ne kadar dışarıya karşı sevgi dolu bir imaj verse de aslında örgütünü tamamen korku faktörüyle yönetir. Burada kullandığı en önemli araç kendisinin Allah’la ve Peygamberle direkt olarak görüşebildiği telkinidir. Bu telkin sayesinde emirlerine uymayanları her türlü ilahi cezanın beklediği korkusunu yayar.

4) Örgüt üyesi bir hata yapar veya hayatında mutsuz olursa kendisinde suçluluk duygusu uyandırılır ve tüm başarısızlık ve mutsuzluğun örgütün verdiği görevleri hakkıyla yerine getirmediği için başına geldiği söylenir. Mesela örgüt üyesinin bir yakını ölür ve bu konuda büyük bir üzüntü hissederse kendisine bu olayın toplaması istenen himmet parasını toplayamadığı için başına gelmiş olabileceği ima edilir. Örgüt bu sayede her tür başarısızlık veya kötü olayı bile kendi çıkarına kullanır. Tahminim odur ki şu anda bile FETÖ örgütü üyelerine içinde bulundukları yenilgi durumunun Gülene yeterince bağlı olmadıkları ve görevlerini yerine getirmedikleri için Allah’ın onlara verdiği bir uyarı cezası olduğu yolunda propaganda yapıyor olduklarıdır. Kısacası suçluluk duygusu insanlar için kuvvetli etkileri olan bir duygudur ve bu tip örgütler bunu başarıyla kullanır.

5) Örgütün insanları kendine tam olarak bağlamak için ilk yaptığı şey onları örgüte katılmadan önceki ilişkilerinden soyutlamak ve örgüt içinde yeni sevgi bağları kurmaya özendirmektir. Bu sebeple örgüt üyeleri aile ve arkadaşlarını terk etmeye ve örgüte bağlı evlerde ikamet etmeye teşvik edilirler. Küçük yaştan itibaren örgüt evlerinde yaşamış ve tüm arkadaşları örgüt üyesi bir insan istenilen tip insandır.Eğer üye ailesi ve arkadaşlarından kopmakta tereddütlü davranırsa onların “kafir” olduğu belirtilir ve onları terk etmesinin “dini bir görev” olduğu söylenir. Bazı durumlarda örgüt üyesini izole etmenin en kolay yolu kimseyi tanıma imkanı olmadığı yeni şehir ve ülkelere “görevli” göndermektir. FETÖ’nün üyelerini ülkenin ve dünyanın dört bir yanına yollamasındaki esas sebeplerden biriside budur. Kendisine yabancı bir ortamda örgüt üyeleri dışında arkadaşı olmayan bir insan kısa zamanda diğer örgüt üyelerine büyük bir sevgi ve bağlılık duymaya başlayacaktır. Örgüt üyelerinin evliliklerinin özel olarak planlanması da gene aynı prensip doğrultusundadır. Hayatındaki eşi dahil tüm yakınları örgüt üyesi olan ve sosyal bağ ihtiyacını bu şekilde karşılayan bir insanın örgütü terk etmesi hiç kolay olmayacaktır. Bu zorunlu bağlılık beraberinde örgütten atılma ve dışlanma korkusunu da getirir ki bu da itaatkar olmasında başka bir psikolojik faktör haline dönüşür.

6) Örgütün üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de bilgi kontrolüdür. Buna göre örgüt sansüründen geçmeyen tüm bilgiler “yalan” ve “zararlı” ilan edilir. Örgütün kitapları, dergileri, gazeteleri, internet siteleri ve televizyonları dışında bilgi kaynaklarının kullanılması yasaklanır. Buna en güzel örnek FETÖ örgütü Gülenin birkaç gün önce Internet üzerinden yayınladığı konuşmasında örgüt üyelerinin Türkiye’de olan bitenlerle alakalı haberleri okumaması, bunun inançlarını sarsacağı ve bu tip haberleri sadece görevli üyelerin okuması gerektiği yollu talimatıdır. Bilgi kontrolü sayesinde örgüt üyesinin dünya görüşünün değişmemesi ve dünyayı sadece örgütün ona sunduğu pencereden görmesi hedeflenir.

7) Örgüt içinde her tür serbest tartışma ve görüş bildirme yasaklanır. Sohbetler genelde toplu halde belli kurallar çerçevesinde yapılır. Eleştiri ve farklı görüş zaten yasaktır. Bir konu hakkında hoşnutsuz olunsa bile “sabredilmesi” telkin edilir. Örgüt elemanları hem dışarıya karşı hem de kendi içlerinde iki yüzlü ve maskeli bir tutum içinde olurlar ve bu sebeple örgütün içindeki hiçbir ilişki asla samimi ilişkiler değildir ve her ortamda bir korku havası hakimdir.

8) Örgüt üyelerinin boş durması örgüt için çok zararlıdır. Çünkü boş kalan insan farklı psikolojilere girebilir. Bu sebeple örgüt üyelerine sürekli yeni görevler verilir. Eğitim, himmet toplama veya örgüt için ticari işlerle uğraşma gibi türlü türlü görevler verilerek örgüt üyelerinin uyku dışındaki her anları örgütün plan ve projeleriyle doldurulur.Örgüt üyesinin kendi özel zamanı olamaz ve tüm zamanı örgüt yapısı tarafından planlanır.

9) Örgüt için finans akışı çok önemlidir bu sebeple aslında her örgüt mensubunun esas görevi örgüte para kazandırmaktır. Bu bazen himmet gibi doğrudan para toplama olabileceği gibi bazen de bürokrasi içindeki üyelerin örgüte bağlı firmalara rant sağlaması şeklinde olabilir. Bu sebeple üyeler örgüte para bulmaları için sürekli psikolojik baskı altında tutulur ve ne kadar para toplarlarsa toplasınlar kendilerine bunun yeterli olmadığı söylenerek suçluluk duygusu uyandırılır.

Kısacası FETÖ tipi örgütler için örgüt üyelerinin zihinlerini kontrol altında tutmak en önemli husustur çünkü bu örgütlerin en büyük serveti finansal değil insan kaynağıdır. FETÖ örgütünün dershanelerin kapatılma kararı alınmasından sonra zıvanasından çıkmasının en büyük sebebi kendisine sürekli devşirecek yeni insan kaynağı sağlayan en büyük platformun dershaneleri olmasıydı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde FETÖ ile mücadeleye FETÖ dershanelerinin kapatılması kararı ile başlaması son derece akıllıca ve tam isabet bir hamleydi çünkü örgüt gerekirse tüm mal varlığını sadece dershanelerin elinde kalması için vermeye hazırdı.

FETÖ ile mücadelede esas hedef örgütün malı mülkü değil üyelerinin zihinlerinde oluşturdukları psikolojik zincirlerin kırılması olmalıdır ve bu da ancak çok kapsamlı bir karşı Algı Yönetimi çalışması ve örgütün kullandığı psikolojik kontrol mekanizmalarına indirilecek sert darbelerle olacaktır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…