Ana içeriğe atla

ALMAN KARA PROPAGANDASININ ARKA PLANI




Sevgili dostlar,

Almanyanın Spiegel dergisi üzerinden Cumhurbaşkanımıza ve oradan tüm ülkemize doğrulttuğu Algı Yönetimi ve Kara propaganda saldırısı üzerine analiz yazımı yayınlayalı daha bir gün olmadan yeni saldırının dumanı ortaya çıktı. Bu sefer ki saldırı iş ve ticaret üzerine yayın yapan Handelsblatt Gazetesi yani ismi üzerinde "Ticari Gazete" üzerinden yayınlanmış.

Önce ilgili haberi ve algı yönetimi saldırısının bulunduğu propaganda resmini görebileceğiniz linki paylaşıyorum.
http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/17/alman-dergisinden-alcak-kapak

Gelelim analizimize

1. Efendim gördüğünüz gibi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yıkıntılarla dolu bir heykel kaidesi üzerinde kibirli ve kendine güvenli bir şekilde ufka bakarken bir elinde Türk bayrağını ama diğer elinde de kocaman bir Şövalye kılıcını (ki bir Osmanlı Kılıcı yerine şövalye kılıcı tercih etmeleri son derece manidar) yere dayamış bir şekilde duruyor. Önünde de Almanya lideri Merkele benzetilmiş bir kadın dizlerinin üstünde çökmüş ona tapıyor. Resmin altına da "Bir diktatörün doğuşu 2016" cümlesini eklemeyi unutmamışlar. Burada saldırı tabi ikili psikolojiye sahip hem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanı bir diktatör imajıyla lanse edip Türkiye üzerine "demokrasi getirecek" her türlü müdahalenin kapısını aralarken hemde kendi liderleri Merkeli aşağılayarak kışkırtmaya çalışıyorlar. Aslında böyle ekonomi gazete ve dergileri pek açıktan etliye sütlüye karışmazlar ama demek Almanyadaki çıkar odaklarının canı 15 Temmuz sonrasındaki temizlikten öyle bir yanmış ki ellerindeki beyaz eldivenleri bir köşeye atıverdiler.

2. Peki oylarımızla seçilen ve onun seçildiği demokrasiyi korumak için uzaktan kumandalı hain tankların üzerine tüm milletçe gittiğimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanı bir diktatör olarak gösteren bu Handelsblatt denen paçavra acaba ne kadar demokrasi kelimesini ağzına almaya layıktır bir bakalım isterseniz.

3. Handelsblatt gazetesi Holtzbrinck Yayıncılık denen bir firma tarafından çıkarılmaktadır ve sahibi Dieter von Holtzbrinck adında bir para babasıdır. İsimdeki von kelimesinden de asil bir aile mensubu olduğunu anlayabilirsiniz. Holtzbrinck Yayıncılık ahtapot gibi kollara sahip ve tüm dünyada Amerikan Macmillan dahil bir çok yayıncılık şirketinin de sahibi dev bir ejderhadır. Evrim teorisinin ve dünyada bir Yaratıcı Allahın olmadığını papağan gibi tekrarlayan Nature Publishingden tutun tüm dünyada İslama olan büyük saldırısıyla isim yapan Salman Rüşdü'nün Şeytan Ayetleri kitabına kadar birbirinden dikenli din ve İslam karşıtı yayına da ev sahipliği yapmıştır.

4. Firmanın esas kurucusu ve esas büyük para babası bugünkü patron Dieter efendinin babası George von Holtzbrincktir. Kitap ve yayıncılık işine 1930'lu yılların Almanyasında kapıdan kapıya kitap pazarlayarak başlamıştır. Hitlerin iktidara gelmesinden iki sene önce Nazi Partisi Gençlik Kollarına katılmış ve 1933 senesinde Nazi Partisi üyesi olmuştur. Savaşın sonuna ve Hitlerin kendisini vurmasına kadar da sadakatini korumuştur. O dönemde Nazi Partisi tarafından onaylanan dört propaganda dergisinin basımını yapmaktaydı. 1943 senesi itibarıylada hem kendisi Alman Ordusunda görev yapmış hem de Alman askerlerinin okuması için kitaplar bastırmıştı. Bu dönemde Alman devletinden aldığı paralar ve edindiği baskı makine ve hammadeleri ona savaş sonrasında büyük avantaj sağlamıştır. Üstüne üstlük bir çoğu Yahudiler tarafından işletilen dev yayıncılık firmaları Naziler tarafından yok edilince George dedemiz rekabetsiz bir şekilde semirmiş de semirmiştir. Geniş bilgi için buyrunuz :http://www.irishtimes.com/opinion/empire-of-publishing-built-on-barbarism-1.164668

5. Tabi savaştan sonra George von Holtzbrinck efendi hemen araya kaynamış ve Nazi geçmişini bir güzel gargaraya getirmiştir. Bir anda en büyük Yahudi dostu olmuştur hatta o kadar olmuştur ki Kudüsün belediye başkanı Teddy Kollek cenazesinde kendisine övgüler düzmüştü. Tabi Yahudiler Holtzbrinck efendinin yediği naneleri biliyordu ama büyük ihtimal kendisinden bu işin karşılığını misli misli almışlardır. Mesela bahsettiğim Kudüs belediye başkanı Tedy Kollekin kurduğu Kudüs Vakfı yani Jerusalem Foundation'ın Almanya şubesinde Holtzbrinck efendinin kızı Monika Schoeller-von Holtzbrinck arzı endam etmektedir. Demek babasının yediği nanelerin bedelini bu aile halen İsraile ödemektedir. İnanmayanlar için buyrun delil. http://www.jerusalemfoundation.org/about-us/leadership-worldwide/germany.aspx Sayfadaki listede aşağı taraflarda Monika hanımın ismini bulabilirsiniz

6. Cumhurbaşkanımızı diktatörlükle suçlayan bu acaip gazetenin yayıncısı Holtzbrinck ailesinin ilginç ilişkileri bunlarla sınırlı değil tabi. Mesela bu Holtzbrinck Yayıncılık Amerikanın büyüklerinden Macmillan yayıncılığında sahibidir. Bu firmanın başına da John Turner Sargent, Jr. isimli bir adamcağızı koymuşlar. Bu adamı buraya koymaları tabi tesadüf değil çünkü John amcamızda oldukça bağlantılı bir arkadaştır. Önce kendisi hakkında bilgi için şuraya bakın https://en.wikipedia.org/wiki/John_Turner_Sargent

7. Verdiğim bilgi sayfasında da görebileceğiniz gibi John Turner amcamızın anne tarafından büyükbabası Frank Nelson Doubleday'dir. Bu Doubleday Amerikanın en büyük yayıncılık firmalarından birisinin kurucusudur.Bu Doubleday yayıncılıkta 1986 senesinde başka bir Alman devi Bertelsmann firmasına satıldı. Büyükbaba Frank Nelson Doubleday hakkında bilgi içinhttps://en.wikipedia.org/wiki/Frank_Nelson_Doubleday

8. Holtzbrinck yayıncılığın Amerikada sahibi bulunduğu Macmillanın CEO'su Turner Sargentin büyükbabası Frank Nelson Doubleday öyle sıradan bir yayıncı değil. Amerikada ne kadar güçlü şahsiyet varsa hepsinin dostu ve kankası. Hatta Amerikan petrol baronu John D. Rockefeller'in kendim yazdım dediği ve bir çok pisliğini akladığı biyografisininde gizli yazarı olduğu söylenir. Ancak bu büyükbaba Doubleday'in Türkiyeyi ilgilendiren çok ilginç bir bağlantısı daha vardır.

9. Biliyorsunuz Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya savaşında yenilmesinde ve Müslüman Coğrafyanın elden çıkarak bugünkü Ortadoğu denen kan batağının oluşmasında İngiliz İstihbaratının ve onun meşhur ajanı İngiliz T.E Lawrence yani kısaca Arabistanlı Lawrance'in çıkardığı büyük fitnelerin rolü müthiştir. Bu Lawrance denen ajanın çıkardığı fitnelerin acısı bugün hala Suriyede ve Irakta çekilmektedir ve kışkırttığı Arap kabileler bir çok Osmanlı askerinin kanına girmiştir. İşte büyük baba Doubleday bu Lawrance denen ajanın en büyük hayranı ve destekçilerindendi ve anılarının büyük paralarla Amerikada pazarlanmasında rol oynamıştı. Şimdi size pek bilinmeyen bu ilişkinin görüntülerini veriyorum.

1935 senesinde İngiltereye hayranı olduğu ajan Lawrance'ı ziyarete giden büyük baba Doubleday ve ailesi hep beraber pikniğe gitmişler ve üstelik bir de bunu filme çekmişler. Bu piknikte başka fitnelerde konuşulmuşmudur bilemeyiz zaten ajan Lawrance aynı sene içinde "garip" bir motorsiklet kazasına kurban gitti. Bazıları bunun Türk istihbaratının gecikmiş bir borç ödemesi olduğunu da söylerler ama neyse konumuz bu değil. İşte video hem büyükbaba Doubleday hem de Lawrence ailece nasıl neşeli neşeli piknik yapıyorlar görün. https://www.youtube.com/watch?v=OwH3h1fAa78

Toparlarsam bizlerin oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanmız Recep Tayyip Erdoğanı diktatör yaftasıyla suçlayan ve Türkiye Cumhuriyetinide "demokrasi getirilmesi gereken" Saddam Hüseyin Irağı gibi bir devlet gibi lanse etmek isteyen Alman propagandasının araçlarından biri olan Handelsblatt gazetesi ve onun sahibi Holtzbrinck yayıncılığın altında ne gibi acaip ve çürümüş ilişkilerin olduğuna biraz ışık tutmaya çalıştım.

Bu eski Nazi bozuntularının şimdi ülkemizi diktatörlükle suçlaması son derece komik. Hani bizde bir laf vardır "Dinime küfreden bari Müslüman olsa" diye. Cumhurbaşkanımızı diktatörlükle suçlayan Alman yayıncıları keşke bir dönüp önce kendi geçmişlerine bir baksalarda utansalar diyeceğim ama çıkar dünyası tabi yapacaklar bu saldırıları çünkü çıkarlarına dokunduk.

Neyse onlar yapsın bizde bu ülkenin aydınları olarak altlarını işte böyle deşiverir sakladıkları pislikleri ortaya döküveririz. Bu da bizim görevimiz artık.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…