Ana içeriğe atla

TÜRKİYEDE TERÖRİST NEDEN BİTMEZ?




Kendimi bildim bileli Türkiye’de ideoloji, ırk ve din uğruna insanları doğrayan, mermi yağmuruna tutan ve bombalarla patlatan militanlar bir türlü tükenmemiştir. Her görüş ve renkten üreyen bu militanlar yıllar boyunca yakalanmış, tutuklanmış, hücrelere kapatılmış veya öldürülmüştür ancak bataklıklardan üreyen milyonlarca sivrisineğin bir türlü bitmemesi gibi ülkemizde de terörist, anarşist ve militan sayıları bir türlü azalmamış tam tersine sayıları sürekli artmıştır.
Peki, bu neden böyle oluyor? Mesela İsveç denen ülke terörist üretmezken Türkiye’de teröristlerin bakteri gibi üremesinin sebepleri nelerdir diye düşündüğümde vardığım sonuçlar şunlar.

1) Türkiye hepsi de birbirinden nefret eden yüzlerce ideoloji, görüş, mezhep, cemaat, tarikat ve etnik gruplar içeren bir ülkedir. Her grup ülkeyi esas yönetmesi gerekenin kendisi olduğunu ve kendisi dışında kalanların gerekirse yok edilmesi gereken aşağılık insan sürüleri olduğunu düşünür. Birçoğu dışardan bunu alenen söylemese de kendi aralarında baş başa kaldıkları zaman diğer insanlar hakkında ağızlarına geleni söylerler. Bu yüzlerce birbirine düşman grubunun genelde birleştiği tek şey devlet düşmanlığıdır. Devlet bu grupların kimisi için kafir-tağut devlet, kimisi için faşist devlet kimisi içinde burjuva kapitalist düzendir. Türkiye’de terörist bulmak isteyen bir odak için elinin altında bulacağı bu gruplardan bir kaçını seçip parasal olarak desteklemesi yeterlidir, bu gruplar odağın ihtiyaç duyacağı fanatik insanları rahatlıkla temin edecektir.

2)Türkiye’de insanların büyük bir çoğunluğu derin bir aşağılık kompleksi ve önemsizlik hissi içindedir. Tabi bunun birçok sebebi vardır. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu ya okumamış zır cahil ya da okumuş olduğunu zanneden diplomalı cahildir. Kültür ve görgü seviyesi yerlerdedir. Büyük kısmı kendi ailesi tarafından dövüle dövüle ve ezile ezile büyütülmüştür. Birçoğunun paraya ve mala tapılan bu ülkede beş parası yoktur ve fakirliği sıklıkla kendisine hatırlatılır. Bu ezik insanlar düşünemez, konuşamaz ve anlayamaz. İş arasa bulamaz, iş bulsa doğru dürüst para alamaz ve sürekli sömürülür üstelik torpili yoksa yükselemez. İnanç, iş, aşk kısacası her alanda ezilmiş ve isteklerine ulaşamamıştır. Türkiye’de kendisine adam öldürecek terörist bulmak isteyenlerin tek yapması gereken bu ezik insan sürülerini belli çatılar altında toplayıp onlara bir takım rütbeler verip, önemli ve büyük bir dava uğruna savaştıklarını zannettirip yani kısacası önce gazlayıp sonrada eline silah tutuşturmaktır. Bu ülkede sadece meşhur olmak için onlarca kişiyi öldürebilecek eziklikte yüzbinlerce insan bulabilirsiniz.

3)İnsanımızın çoğu dehşet ölçülerde fakir olmasına rağmen mal mülk içinde yüzenlerin hayatlarına şahit olarak yaşamaktadır bu sebeple para açlığı büyüktür. Aynı zamanda bir çok insan çeşitli sebeplerle karşı cinsle ilişkilerini sağlıklı şekilde yaşayamadığı için seks açlığı ve bazı durumlarda sapkınlığa eğilim gösterir. Türkiye’de kendisine terör ordusu kurmak isteyen bir dış odağın yapması gereken esas şey insanlara para, mal, mülk, mevki ve cinsel ilişki imkanları dağıtmaktır. Öyle çok büyük paralarda gerekmez, siz bile isterseniz birkaç yüz bin lirayı cebinize koyup etrafınıza toplayacağınız çer çöp takımına her ay birkaç bin lira avanta dağıtırsanız kısa zaman içinde etrafınıza sizin için vurmaya ve vurulmaya hazır insanlar toplayabilirsiniz, hele bir de bunlara büyük bir amaç veya ideal için savaştığınızı söylerseniz işiniz tamamdır. Bu ülkenin en çok izlenen dizilerine şöyle bir bakmanız dediğimin doğruluğunu anlamanız için yeterlidir.

4)Ülkemizde insanların çoğu açık veya gizli fanatiktir. Hiç kimse ideolojisinin, fikrinin veya inancının yanlış olabileceğini düşünmez. Herkesin kendi düşünce ve inancı dünyanın en doğru inancıdır ve kendi kahramanlarıyla liderleri kesinlikle hatasızdır. Bizim ülkemizde orta yol insan pek yoktur. Her görüşten insan genelde kendi görüşünün fanatiğidir hatta bazı durumlarda inandığı şeyin yanlış olduğu iyice anlaşılsa bile hemen kendisine yeni bir ideoloji bularak onun fanatiği olur. Bir terör odağı ülkemizde başka hiçbir ülkede bulamayacağı kadar fanatik ve yobaz insan kaynağı bulabilir. İşin daha kötüsü her görüş fanatik olduğu için bir grubun yaptığı terör eylemleri diğer grupları daha da fanatikleştirecek ve ülkenin terör sarmalına girmesini kolaylaştıracaktır.

5)Türkiye’de temel motivasyon aracı hep korkudur. Anne babamızdan korkarız, mahalleden korkarız, etraftan korkarız. Öğretmenden, polisten, askerden, tanımadığımız insanlar ve düşüncelerden kısacası genelde kendi dışımızdaki her şeyden korkarız. Bu korkuların büyük kısmı temelsiz değildir çünkü her gün sadece gazeteyi açsak bile başlarına birbirinden büyük felaketlerin geldiği insanları görürüz. Bu ülkede durup dururken hapse atılabilir, yolda yürürken havaya uçabilir veya hiç uğruna bıçaklanabilirsiniz. Bayansanız en ummadık yerlerde tecavüze uğrayabilir veya kendi kocanız tarafından dövülerek öldürülebilirsiniz. Kısacası korku bizim kültürümüzün büyük bir parçasıdır zaten o sebeple İstiklal Marşımız bile “KORKMA” diye başlar. Türkiye’de tezgah açmak isteyen terör örgütleri bu sebeple kendilerine güzel bir alan bulurlar. Sürekli korkuyla hareket eden insanları korku vermeye dayanan “terör” eylemleriyle yönlendirmek çok daha kolaydır üstelik sürekli korkan insanlar başkalarını nasıl korkutacaklarını da iyi bilirler. Yani terörist olarak devşireceğiniz insanlar zaten terör yapma kavramına çok da yabancı değildirler. (Lisede kendisine yüz vermeyen kızın erkek arkadaşını “ne bakıyon lan” diyerek döven ve bu “terör” sayesinde kızın kendisine aşık olacağını zanneden insanlardan bahsediyoruz.

6)Ülkemizde genelde otorite sevilmez ancak ilginç bir şekilde otorite olmadan da hiçbir iş yürümez. Trafik cezası korkusu olmasa kimse yayalara kendi kendine yol vermez veya yakalanma korkusu olmasa suya elektriğe kimsenin para verdiğini göremezsiniz. İlginç bir şekilde ülkede herkes otorite düşmanıdır. Disiplin ve düzen sağlamak isteyen hiç kimse hiçbir yerde sevilmez. Herkes bir şekilde araya kaynamak, kuralları esnetmek ve “bu işin bir kolayı yok mudur” durumuna girmek ister. Bu genel otorite ve düzen düşmanlığı da kendisine militan toplamak isteyen grupların işini çok kolaylaştırır hatta bazen sadece “özgürlük için savaşıyoruz” demeleri bile yeterli olur.

7)İnsanlarımız genelde bireysel ve özgür düşünceli değildir. Çoğunluğu sürüye uymak ve etrafı ne yapıyorsa onu taklit etmenin rahatlığı peşindedir. Bu sebeple bazen kökü yüzlerce seneye dayanan modası geçmiş saçma sapan uygulamalar (gelenekler) hiç sorgulanmadan nesillerce sürer gider. Sürü toplumu insanları bir araya geldikleri zaman çok çabuk kışkırtılırlar. Bazen sadece kulaktan dolma haberlerle meydanlara toplanıp ne olduğunu bile anlamadıkları şeyleri protesto edebilir ve diğer başka gruplarda neyi protesto ettiklerini bilmedikleri bu insanları öldürmek için aynı meydanlara girebilirler. Kısacası insanımız etrafındaki insanlar neyi nasıl düşünüyor ve yapıyorsa aynı şekilde taklit etmekte sorun görmez. Terör örgütleri bu sebeple kendisine çok kolay militan bulabilir ve bu insanları çok uzun seneler istikrarlı bir şekilde kullanabilir hatta çoğu zaman bu militanlar hapiste bile kendi sürülerini oluşturarak örgütün emirlerine uymaya devam ederler.

8)Türkiye’de hiçbir şeyin gerçek anlamını bulamazsınız. Her grup her olayı tamamen kendisine göre bir şekilde anlamlandırır ve aynı olayı farklı gruplardan dinlerseniz tamamen bambaşka anlatımlar bulursunuz. En ortak değerlerimiz bile farklı hikayelerle anlatılır. Mesela İslam veya Türk dediğinizde her grubun anladığı birbirinden farklıdır. Hatta Kurtuluş savaşımız gibi somut bir olgu bile bazı gruplar için dünyanın en önemli olayıyken bazı gruplar için tamamen uydurma bir senaryodur. Bu kadar farklı hikayenin olduğu ve her grubun kendi gerçeklik algısına sarıldığı ülkede bir terör örgütünün güzel bir hikaye uydurup etrafına inançlı fanatikler toplaması oldukça kolaydır.

Peki, tüm bu zararlı olguların değişme ihtimali var mıdır diye sorarsanız cevabım evet vardır olacaktır. İyi planlanmış bir eğitim ve medya stratejisiyle yirmi sene içinde bu anlattığım problemlerin birçoğunu çözebiliriz ama tabi içinde bulunduğumuz durumda da kimse benim gibi insanlardan uygulanmak üzere çözüm önerileri ve çalışmaları istemeyeceğine göre (bizim grubumuzdan değil dikkate almayın ekolü sayesinde görünmez durumdayız sağ olsunlar) işler böyle gidecektir.

Cem Karacanın bir şarkısında dediği gibi “döncez döncez aynı yere gelecez.”

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…