Ana içeriğe atla

RUSLARLA NEDEN BARIŞTIK?



Rus lideri Putinin şeytan gibi gösterildiği ve zehir zemberek küfürlerin edildiği gazete manşetlerinden şimdi sayın Cumhurbaşkanımız ile el ele kol kola mutlu resimlerinin medyamızı süslediği günlere gelmek beni pek şaşırtmadı. Çünkü eninde sonunda iki ülkenin de anlaşacağını zaten biliyorduk. Gelelim bu kaçınılmaz barışın nedenlerine.

1) Türkler ve Ruslar çok uzun bir tarihi geçmişi paylaşan iki millettir. Bu uzun tarih boyunca kah birbirimizi boğazladık kah müttefik olup beraber kılıç salladık. Kurtuluş savaşımızda bile Yunana sıktığımız mermilerin çoğu Ruslardan geldi ve generalleri Anadolu’da cirit attı. Taksim meydanındaki anıtta bile iki Rus general bize müşfikçe el sallamaktadır. Bunun dışında özellikle Soğuk Savaş sonrası on binlerce Türk Rusya’da çalıştı, okudu ve orada yaşadı. Gene on binlerce Rus Türkiye’ye geldi çalıştı, okudu, yaşadı ve güzel tatiller yaptı. Binlerce Rus ve Türk birbirlerine aşık olup evlendi ve güzel çocukları oldu. Bugün iki ülkede de hem Rus hem de Türk uyruğuna sahip binlerce çocuk vardır. Kısacası Ruslar sırtımızı kolayca dönebileceğimiz bir millet değildir hele artık yabancımız hiç değildirler.

2) Rusya hala süper güç olma iddiasında bir devlettir ve Türkiye ile düşman bir şekilde bu iddiasını sürdüremez. Türkiye’de Rusları kendisine düşman ederek bölgesel bir güç olamaz. Kısacası her iki ülkenin büyümesi, yükselişi ve güzel paracıklar kazanması birbirleriyle iyi geçinmelerine bağlıdır.

3) Türkiye Rusya ile ticaret ve turizmden büyük paralar kazanmaktadır. Birçok insanımızın ekmek parası Rus ayısını hoş tutmamızdan geçmektedir. Ruslar da Türkiye sayesinde dünyaya açılabilmekte petrol ve gazlarını hem bize hem de dünyaya satabilmektedirler. Tamamen enerji satışına bağlı Rus ekonomisi kendisine diş ve tırnak çıkarmış düşman bir Türkiye’ye rağmen ayakta kalamaz ve orta vadede krize sürüklenerek sefil olur.

4) Türkiye ve Rusya son yirmi yıldır pek çok belaya rağmen birbirleriyle dostluk ve ticaret politikası izlemektedirler. Birçok stratejileri ve planlarını da buna göre düzenlemişlerdir. Şimdi durup dururken birbirlerine düşman olmaları zaten anormal ve geçici bir durumdu.

5) Rus ambargosuyla beraber topu atmaya başlayan Turizm ve İnşaat firmaları ile ekmeklerini bu firmalardan kazanan milyonlarca sinirli insanın baskısı iktidar üzerinde etki etmiştir. Aynı şekilde çeşitli alanlarda işleri zorlaşan ve kazançları azalan Rus trilyoner para babaları ve onlardan geçinen general ve ajan takımı da “Vladimir bu işi fazla uzatma” demeye başlamışlardı. Kısacası iki ülkenin düşmanlığından büyük kayıpları olacak kesimler kendi yöneticilerine “bu kadar yeterli” demiştir.

6) Hem Rusya hem de Türkiye şu anda güçlü iktidarlar tarafından yönetilmektedir. Bu tür yönetilen devletlerde bazen yöneticilerin duygusallıkları sebebiyle çatışma olsa da işin iyi tarafı aynı liderler büyük bir hızla pozisyonlarını yenileyebilmekte ve bazen tek bir telefon konuşmasıyla işi çözebilmektedirler.

7) Türk ve Rus milletleri genelde kendi düşünceleri ve analizleriyle başkalarına dostluk ve düşmanlık göstermezler. Bu iki millette tepelerinde duran Sultan, Çar, Başkan kime dostsa onun dostu, kimin düşmanıysa onun düşmanıdırlar. Bu sebeple Rus ve Türk liderleri anlaştıktan sonra halklar arasında pek bir sorun kalmaz. Birkaç ay içinde otellerimiz gene havuz kenarında votkasını yudumlayan ve Tarkan şarkılarıyla dans eden Rus kardeşlerimizle dolup taşacaktır.

8) Hem Rusya’da hem de Türkiye’de müthiş bir iç propaganda makinesi hüküm sürmektedir. Neredeyse tüm medyanın yönetime bağlı olduğu bu makineler sayesinde her hangi bir kişi veya ülke birkaç gün içinde can düşmanı ilan edilebildiği gibi aynı hızla ve kolaylıkla can dostu da ilan edilebilir. Birkaç ay içinde her iki ülkenin de propaganda makineleri bu ülke insanlarını can ciğer kuzu sarması haline kolaylıkla getirebilecek güce sahiptir.

9) Global dünya planında Rusya ve Türkiye ara sıra kavga etseler de genelde araları iyi olan iki iyi komşu olarak planlanmıştır. Bu planın dışına çıkmaları zaten kendileri isteseler bile dünyaya hakim olan global finans-kapital ve kültürel idareciler tarafından engellenecektir. Eğer bu tatsız çatışma ve düşmanlık devam ettirilmek istenseydi iki liderinde işi oldukça zorlaşacaktı ki zaten ikisinin de gerekli mesajları aldığını hızlı barışmalarından anlayabiliyoruz.

Kısacası Rus ve Türk dostluğu normal ve istenilir olandır. Ancak bu tabii ki iki ülkenin de birbirlerine karşı tedbiri elden bırakacakları anlamına gelmez. Bir Rus Atasözünün dediği gibi “Kurtlarla arkadaş ol, yalnız elinden baltayı bırakma.”

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…