Ana içeriğe atla

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK HOCAYI NEDEN SEVMEDİLER ?



1) İnsanların kafasında belli bir din alimi şablonu vardır. Giyim şeklinden, sakal bıyık şekline ve konuşurken kullandığı kelimelere kadar bu şablona uyanlar “değerli din alimi” olurken bu şablona uymayanlar “tanımlanamaz”. Yaşar Nuri hoca giyim, konuşma ve düşünce bakımından farklı bir profil çiziyordu ve belli bir kesimin zihinleri tarafından “bizden değil bu adam” şeklinde algılanmıştı.

2) Dinlerin mensupları kendilerini seçkin, değerli ve ebedi ödüllere layık görürler. Diğer “inanmayanlar” onlara göre daha baştan “aşağıdır”. Yaşar Nuri hoca hiçbir şey üretmeden sadece belli bir dinin mensubu olduğunuz için “seçkin” olamayacağınızı ve önemli olanın yapıp ettiklerinizin dürüst ve riyasızca olması gerektiğini söylemiştir. Tam da bu yüzden geniş bir kesim tarafından dışlanmıştır çünkü insanların büyük bir çoğunluğunun bu hayatta kendilerini “önemli ve değerli” hissedebilecekleri tek araçlarını ellerinden almak istiyordu.

3) Yaşar Nuri bireysel bir din anlayışı öneriyordu. Kendisini bir şeyh olarak görmüyordu ki zaten onu takip edenlerde onu o şekilde algılamıyordu. Yaşar Nuri hoca size dua edip el vererek cennetlik yapamaz veya kıyamet günü şefaat edemezdi. Ona biat ederek kazanabileceğiniz dünyevi çıkarlar, ticaret imkanları, beleş kadrolar ve bir gruba ait olma hissi yoktu. Bu sebeple etrafında fazla insan toplanmadı ve anladığım kadarıyla yalnız bir insan olarak vefat etti.

4) İnsanlar inanç versiyonlarının yüzlerce sene bozulmadan sürdüğüne, tüm kutsal azizlerinin ve evliyalarının yanılmaz ve hatasızlığına, kendilerine ulaşan ve atalarından öğrendikleri şeylerin hepsinin sorgulanamaz doğrular olduğuna inanmak isterler. Yaşar Nuri insanların inançlarındaki bazı tutarsızlıkları ve kesin doğru olarak bildikleri geleneklerin hatalarını ortaya koyduğu için insanların “tutarlı olma” güdüsünü rahatsız etmiştir ve bu da ona karşı bir “kin” doğurmuştur.

5) Korku duygusu insanlar için en motive edici duygudur. İnsanların büyük kısmının inanç ve din anlayışları sevgi değil korku temellidir. Burada sorun bir kısım “ruhban” sınıfın insanların korkularını kullanarak kendi çıkarları doğrultusunda onları korkutmasıdır. Kilise yüzlerce sene kralları bile “cehennem ve aforoz korkusuyla” idare etmiştir. Yaşar Nuri Allah dışında hiçbir varlıktan korkulmaması gerektiğini ve bunun Allaha ortak koşma “şirk” olacağını söylediği için ruhbanlar tarafından ve onların korkutarak güdülediği insanlar tarafından hiç sevilmemiştir.

6) İnsanlar saygı duydukları otorite figürlerinin dini anlayışlarını benimserler. Tarih boyunca insanların idarecileri hangi dini anlayışa sahipse insanlar o anlayıştan olmuşlardır (olmayanlarda kibar bir şekilde kılıç yoluyla ikna edilmişlerdir). Siyasi otorite dışında yüzlerce yıldan bu yana gelip geçmiş alim, veli, evliya, ilim insanı, mezhep imamı gibi otorite figürlerinin söylemleri insanları etkilemiştir. İçinde yaşadıkları ülkedeki dini ve siyasi yöneticilerin din yorumları da insanlar tarafından sorgulanmadan kabul edilir. Yaşar Nuri Allah ve indirdiği Kuran dışında peygamber dahil hiçbir insanın yorumunun kural oluşturmayacağını ve insanların Kurandan anladıklarıyla bireysel olarak sorumlu olduğunu belirtmiştir. Tabi bu görüşleri siyasi ve dini otoriteler tarafından hiç hoş karşılanmamıştır diyebiliriz.

7) Bireysel ve özgür olduklarını düşünen insanların pek çoğu aslında birer sürü mensubudur. Çok satan kitaplardan moda anlayışlarına kadar çoğunluğun tercihi birey üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Yüzlerce yıldır insanların din konusundaki birikimleri, doğru ve kesin gerçek kabul edilen alimler, mezhepler ve eserlerin varlığı ve milyonlarca insanın benzer şeylere benzer şekilde inanması birey üzerinde müthiş bir baskı oluşturur. Kurandan öğrendiğimize göre tüm peygamberlere gelen ilk muhalefet “atalarımız yanlış yapmaz, biz böyle gördük ve atalarımızın dinine uyarız” olmuştur. Yaşar Nuri Kuran konusunda yapılan yüzlerce yıllık yorumların ve doğru kabul edilen hurafelerin yanlışlığı konusunda uyarılarda bulunmuş ama insanların büyük bir kısmı tarafından onun görüşleri değil “sürünün verdiği rahatlık” tercih edilmiştir.

8) Yaşar Nurinin tezine göre 1437 yıldır Allah’ın son kitabı Kuran ve İslam tarihi üzerinde çok ciddi bir algı operasyonu ve yeniden çerçeveleme yapılmıştır. On binlerce alim, kitap, mezhep, cemaat, görüş insanlara aslında dinde olmayan bir takım şeyleri varmış gibi göstermiştir. Siyasi çekişmeler yüzünden yüzlerce sene önce uydurulan dini içerikli psikolojik harp metinleri bugün dinin kendisiymiş gibi büyük kitlelere kabul ettirilmiştir. Tabii ki bu yeniden çerçeveleme ve anlam kaydırma yüzlerce sene içinde o kadar güçlü hale gelmiştir ki Yaşar Nuri gibi insanların görüşleri kızgın demir üzerine düşen damla gibi buharlaşıp gitmiştir.

9) İnsanlar en etkili şekilde hikayeler yoluyla bilgi aktarımı yaparlar. İslam dininde tarih boyunca on binlerce menkıbe ve hikaye anlatılmış ve bunlar kulaktan kulağa yayılarak çok geniş bir hikaye veri tabanı oluşturmuştur. Burada problem Kuran dışında uydurulan hikâyelerdir ki Yaşar Nuri insanlara anlatılan ve çoğu zaman Kuran yerine geçen bu hikayelerin uydurma ve Kurana aykırı fikirler içerdiğini söylemiştir. Yaşar Nuri’nin hatası hikaye ve menkıbelerin insan üzerindeki etkilerini tamamen yadsımasıdır ve sadece düz mantık fikirleri insanların kavrayabileceğini ummasıdır.
Allah insanı hikayelere ilgi duymaya yatkın yarattığı için Kuranda bir çok soyut ve karmaşık fikir kıssalar ve hikayeler yoluyla anlatılmıştır. Mevlana gibi bazı büyük alimlerde insanlardaki bu yönü bildikleri için bilgilerini hikayeler yoluyla aktarmışlardır ancak Yaşar Nuri hoca bu inceliği fark edemediği için bazı çabalarında başarısız olmuştur. Tam tersine eğer anlatmak istediklerini hikayeler formatında insanlara ulaştırabilseydi belki çok daha başarılı olurdu çünkü duygusal hikayeler mantıklı düz düşüncelere göre insanları her zaman daha fazla etkiler.

10) Yaşar Nuri tabii ki hatasız bir insan değildi. 28 Şubat sürecinde medyatik olması belli kesimlerce şüpheyle karşılanmasına sebep oldu. Daha sonrasında siyaset hevesine girmesi insanlar da “acaba o da mı tüm bunları koltuk hırsı için yapmıştı” düşüncesini oluşturdu. Özellikle son yıllarında biraz da kendisine yapılan saldırılar ve yaşadığı hayal kırıklıklarından iyice agresif ve saldırgan bir insan imajı çizmeye başlamıştı en azından dışarıdan öyle gözüküyordu.
Ancak bunlar ben dahil herkeste oluşabilecek zaaflardır. Önemli olan Yaşar Nuri Öztürk’ün özgün düşünce insanı bakımından fakir bu topraklarda farklı bir çizgi oluşturabilmesi ve belki de bir çok insanın Allaha olan yakınlığının artmasına vesile olmasıdır. Onu eleştirenler hatta bizim kültürümüze yakışmayan şekilde arkasından hakaret edenler Yaşar Nuri Öztürk sayesinde ne kadar çok insanın ateizm çizgisinden bir yaratıcının varlığını kabul etme çizgisine geldiğini göz ardı etmektedirler.

Allah rahmet eylesin ülkemiz için faydalı bir insanı kaybettik.
Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…