Ana içeriğe atla

İNGİLİZLER AVRUPA BİRLİĞİNDEN NEDEN KAÇTI ?



1)İngilizler Avrupalı değildir, İngilizler İngilizdir. Avrupalı kimliğini oluşturan Roma İmparatorluğu idaresine bile yüz sene savaştıktan sonra girmiş ve hiçbir zaman Romalıları kabullenmemiştir. İngiliz için Avrupa demek kendilerini işgal eden Normanlar (Fransızlar),başlarına sürekli bela olan Almanlar ve sürekli bakım isteyen ufak tefek tembel Avrupaülkeleridir. İngiliz’in dünya çapında kabul gören dili, tarihi kısacası pek çok şeyi Avrupa’dan farklıdır. İngilizler hiçbir zaman kendilerini Avrupalı görmemiş ve zaten Avrupa Birliğine İkinci Dünya savaşı sonrası Amerika’nın zorlamasıyla girmiştir.

2)Çok değil bundan yüz küsur sene önce İngilizler “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” keyfini sürmekteydi. İngilizler edebiyat, devlet idaresi ve askeri beceri gibi pek çok alanda kendilerini Avrupalı devletlerden üstün görürler. Bu sebeple İngiltere’yi ilgilendirecek her karara ufak tefek ülkelerin burnunu sokması onları zaten yıllardır çılgına çeviriyor ve kendilerini önemsiz hissetmelerine sebep oluyordu.

3)Avrupa Birliği koca bir hesapsız para dağıtma makinesidir. Ne olduğu ve ne işe yaradığı belli olmayan bir ton proje için para dağıtmakla kalmaz neredeyse üretimi hiç olmayan ülkelerin vatandaşlarına bebek gibi bakarlar. İngilizler bu dağıtılan paranın oldukça fazla bir kısmının kendilerinin cebinden çıkmasına rağmen onlara doğru dürüst hiçbir şeyin gelmediğini fark ettiler. Yani İngiltere kendi insanına dağıtabileceği paraları Brüksel’in talimatıyla başka ülke vatandaşlarının cebine koymaktan usanmıştır.

4)Avrupa Birliğine girilirken İngiliz halkına verilen sözlerin pek çoğu gerçekleşmemiştir. Ekonomileri ve hayat şartları eskisine göre çok daha kötüye gitmiş, işsizlik artmış ve Avrupa Birliği dünyada etkin bir güç olamamıştır. Kısacası İngilizler sofraya biftek yemeği vaadiyle oturtulmuş ama önüne konan un çorbasıyla yetinmesi söylenmiştir.

5)İngilizler ekonomik krizden, ülkelerinin Avrupa’nın dört bir yanından gelen insanlarla dolup taşmasından ve bitmeyen terörden korkmaktadırlar. Avrupa Birliği İngilizlerin bu korkularını teskin edebilecek hiçbir ciddi önlem sunamamıştır.

6)Avrupa Birliği elli tane kafası olan ve her kafanın bir diğerini yemeye çalıştığı acaip bir yaratık gibidir. Avrupa’da kararları kimin verdiği ve hangi ortak stratejiye dayanıldığı belli değildir. Her taraf hiçbir işe yaramaz komisyonlar, gruplar, örgütler, siyasi gruplar ve bürokrasiyle felç olmuş haldedir. Toplu yapılan her işte olduğu gibi ortada tek bir sorumluluk makamı yoktur ve sadece süslü unvanlara sahip beceriksiz bir takım yöneticiler vardır.

7)İngilizlere özellikle kendi siyasetçileri ve medyaları tarafından pompalanan türlü korkular referandumda kendisini göstermiştir. Türkler geliyor gibi modası geçmiş bir takım aptalca korkuların İngiliz halkına pompalanması sonucu sürü psikolojine giren İngilizlerin çoğunluğu madem öyle içimize kapanıp kendi başımızın çaresine bakalım adamız bize yeter kafasına girmişlerdir.

8)Avrupa Birliği kurulduğundan bu yana etkili eğitim ve propaganda metotları kullanarak ortak bir Avrupalı kimliği oluşturmayı becerememiştir. Erasmus gibi programlarla en azından gençlerde böyle bir ortak kimlik oluşturma çabalarının içi boş olduğu için milyonlarca Euro dökülen bu program bile sonunda güzel bir turizm seyahatinden öteye geçememiştir. Avrupa’da şu an yaşayan insanlar arasında dil, din (mezhepsel ve inanç farklılıkları) ve ideoloji birliği yoktur sadece Avrupa Birliği yöneticileri böyle bir birlik varmış gibi dünyaya rol kesmektedirler.

9)Avrupa Birliği bir başarı hikayesi değil tam bir başarısızlık hikayesidir. Avrupa Birliği her üyesi gelişmiş ve refah içinde ülkelerden değil birkaç büyük ülkenin tepesine binmiş asalaklardan oluşmaktadır. Avrupa devletlerinin ekonomik, bilimsel ve kültürel gelişimi birliğe girmelerinden itibaren yavaşlamış veya tamamen durmuştur. Bir zamanların bilim ve kültür başkentleri olan Londra, Paris, Viyana, Roma gibi kentler artık her tarafında arsız turistlerin selfie çektirdikleri açık hava müzeleri haline dönmüştür. Son kırk yılda Avrupa’dan doğru dürüst bilimsel veya sanatsal bir gelişme çıkmamıştır. Bunun en büyük sebebi de hazır yeme ve çalışmadan kazanma üzerine bina edilmiş Avrupa Birliği ideolojisidir. İngilizler böyle bir başarısızlık hikayesinin içinde daha fazla rol almak istememişlerdir.

Kısacası Avrupa Birliği boşa çıkmak üzere olan bir ütopyadır ve İngilizler tarih boyunca gösterdikleri ileri görüşü göstererek kral çıplak diyebilen ilk millet olmuştur. Türkiye’nin de artık bu işi daha fazla uzatmaması gerektiğini düşünüyorum.

Batan gemiye bilet almaya çalışan yolcu durumuna düşmemizin alemi yok.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…
Konuştuğunuz kişinin yüzü ve gövdesi size dönük olsa bile ayak uçları başka yöne bakıyorsa konuşmayı bitirmenizin zamanı gelmiş demektir