Ana içeriğe atla

ERMENİ ALGI YÖNETİMİ NEDEN BAŞARILI OLDU?

Birinci Dünya savaşının puslu ortamında Ermenilerin Rus desteğiyle isyan edip Türklere yönelik katliamları ve buna karşılık olarak gerek halkın gerek devletin bazen aşırıya varan misillemeleri gerçeğini, Türklerin Ermenilere yönelik kasıtlı bir devlet politikasıyla soykırım gerçekleştirdiği yalanına döndüren ve ardından bu yalanı başarılı bir Algı Yönetimiyle yıllar içinde dünyaya kabul ettirmeyi başaran bir Ermeni Lobisiyle karşı karşıyayız.

Ermeni Algı yönetiminin her başarısında bizim Türkiye olarak tek yaptığımız sinirlenip, sağa sola tehdit savurmak ve bu yalanı kabul eden her devlete “siz de geçmişte şunu yapmıştınız ama” gibisinden beş yaşında çocuk tepkisi vermektir ki gördüğüm kadarıyla pek bir işe yaramıyor. Şimdi Ermenilerin neredeyse yüz yıldır adım adım gerçekleştirdikleri çok kapsamlı Algı Yönetimini biraz analiz etmek istiyorum. Neleri doğru yaptılar şöyle bir bakalım.

1)Ermeniler öncelikle dünya kamuoyunun sempatisini kazanmayı iyi başardılar. İnsanlar kendilerine benzer gördükleri diğer insanlara sempati duyarlar. Ermeniler öncelikle Müslüman denizinin ortasında kalan son Hristiyanlar imajını iyi vurguladı ve soykırım meselesini barışçıl Hristiyanları kesen barbar Müslümanlar temasına indirgedi böylece dünyadaki Hristiyan nüfusun büyük bir kısmını yanına aldı. Sol ve Sosyalist kesime de insan hakları ve faşizm temasını kullandı. Buna göre Faşist ve Barbar Türkler kendilerini koruyamayacak zayıf Ermeni halkını sistematik katliamdan geçirmişti ve Naziler onların tezine göre Soykırım fikrini Türklerden almıştı. Sol ve Komünist cenahtaki Ermeniler bu tezi iyi kullandı ve ne ilginçtir etnik kimliklerinden hiç vazgeçmediler. Yahudiler soykırım olayının gerçekte sadece kendilerine karşı Almanlar tarafından yapıldığına inanıyor ve Ermenilerin olayları abarttığını düşünüyorlardı tabi uzun yıllar Türkiye ve İsrail arasındaki müttefiklik ilişkisi de Yahudi lobilerin Ermenilere karşı engelleyici bir tavra girmelerine sebep oluyordu. Son yıllarda Türkiye ve İsrail arasındaki bozulan ilişkiler bu sigortayı ortadan kaldırdı ve Ermeniler Yahudilere karşı “Müslüman Türkler bizi katletti aynen bir gün Arapların size yapmasından korktuğunuz gibi” propagandasını yaptılar. Ermeni lobilerin finans desteğiyle yazılan kitaplar, çekilen filmler ve popüler kültürde Ermeni karakterlerin sempatik olarak sunulması da özellikle Batı milletlerine Ermenilere yönelik sempatinin artmasına olanak sağladı ki bunun eşdeğerinde son yıllardaki İslamafobi trendleri de Türklerin Müslüman kimliğinin eskisine göre Batılılar gözünde daha olumsuz gözükmesine sebep oldu.

2)İnsanlar kendilerine maddi ve manevi avantajlar ve hediyeler sunan diğer insanları normalden daha olumlu bir ışıkta değerlendirirler. Ermeni lobisi büyük paralar harcayarak önce Amerika ve Avrupa’daki siyasetçilere ciddi maddi destekler verdi. Kurdukları enstitüler üzerinden Batılı Akademisyenler ve toplum önderlerine burslar, bedava geziler ve para ödülleri dağıttı. Ermeni soykırımı konusunda Ermenilerin tarafını tutan istisnasız her sektör büyük paralar ve avantajlar sağladı. Ermeni lobisinin kendisine yakın durmasını istediği alanlara yağdırdığı para ve avantajlar ister istemez bu kesimlerin Ermeni tezine daha sıcak bakmalarını sağladı.

3)Dünyada pompalanan Müslüman ve İslam korkusu ve artan terör olayları sayesinde zaten diken üstünde duran dünya kamuoyuna “bu Müslümanlara karşı Hristiyan bir Ermenistan’ın desteklenmesi lazımdır, bakınız fırsatını buldukları zaman Hristiyanları nasıl katliamdan geçiriyorlar” propagandasını çok yerinde işlediler. Fransa’da bir İŞİD bombası patladığı zaman Ermeni propaganda mekanizması hemen harekete geçerek olayın yarattığı negatif duyguları soykırım meselesine yönlendirdi.

4)İnsanların geneli konuları pek düşünmez ve toplumun geneli neleri doğru kabul ediyor ve en sık hangi tezi duyuyorsa onu doğru olarak kabul eder. Sürü psikolojisinin bu yönünü Ermeniler çok iyi kullandı. Bugün batıda tarih kitapları, belgeseller, popüler ve akademik kitaplar, diziler ve filmler, televizyonlar ve Internet siteleri elbirliğiyle Ermeni Soykırımının bir gerçek olduğunu en az yüz yıldır tekrar ediyorlar. Bu kadar çok ve farklı alandan gelen ve yıllar içinde sürekli tekrar edilen bir tez insanlar tarafından doğru olarak kabul eder. Mesela yüz sene boyunca Türkiye’deki her kaynaktan Ay’da pembe ineklerin yaşadığı söylense insanlar ona bile ciddi şekilde inanma eğilimi gösterir. Kısacası tekrar ve sürekli propaganda insanların sürü psikolojisi eğilimiyle birleştiği zaman onlara her düşünceyi kabul ettirebilmek mümkündür. Bugün dünyada sıradan insanların çoğu Ermeni soykırımını tartışılmaz bir gerçek olarak kabul etmektedir.

5)İnsanlar otorite sembollerinin söylediklerine çok daha fazla inanırlar. Ermeniler on yıllardır insanların güvenilir kabul ettiği otorite sembollerine soykırım tezlerini papağan gibi tekrar ettirmişlerdir. Din adamları, akademisyenler, aydınlar, askerler gibi toplumun sözlerine önem verdiği kesimler yıllarca Ermeni soykırımının doğruluğu konusunda Dünya toplumuna beyanlarda bulunmuşlardır. Bu propaganda şekli zaman içinde Ermeni Soykırımının reddedilmesi mümkün olmayan bir “gerçek” gibi algılanmasına sebep olmuştur.

6)Algı Yönetiminde yeniden çerçeveleme önemlidir. Herhangi bir olayı alıp tamamen farklı bir şekilde yeniden paketleyerek insanlara sunabilirsiniz. Ermeniler Birinci Dünya Savaşı sırasında kendi yaptıkları katliamları, isyanlarını, Rus ordusuyla beraber vatandaşı oldukları Osmanlıya karşı verdikleri savaşı son derece akılcı bir şekilde gözden kaçırmıştır. Hatta 1980’li yıllarda ASALA örgütünün öldürdüğü Türk diplomatlar konusu bile unutturulmuştur. Buna karşın kendi kayıplarını ve başlarına gelen kötü olayları bire bin katarak dünya kamuoyuna sunmuşlardır.

7)İnsanlar öyküler ve hikayeler yoluyla en etkin bilgi aktarımını yaparlar. İyi bir hikaye yüzlerce bilimsel ve akademik eserden çok daha fazla insanlara etki yapar. Ermeniler soykırım dedikleri olayları büyük bir trajik hikaye olarak çok acıklı bir senaryoya çevirmiştir. O dönem başlarına kötü olaylar gelen binlerce Ermeni ve onların çocuklarıyla röportajlar yapmış ve onların hikayelerini kitaplar, diziler, filmler ve röportajlar olarak insanlara aktarmışlardır. Biz Türkiye olarak dünyanın en mantıklı tarihi ve bilimsel iddialarını öne sürsek bile bir Ermeni çocuğunun o dönemde yaşadığı acıklı olayları anlatan popüler tek bir roman kadar etki yapamayız.

Toparlarsam Ermeniler son yüz yıldır ancak özellikle Soğuk Savaş sonrası son derece etkin bir propaganda ve algı yönetimi operasyonuyla bugün 29 ülkeye soykırımı resmi olarak kabul ettirmiştir.

İçinde bulunduğumuz bu fena durumdan çıkmamızın ilk şartı Türkiye olarak artık üzerimizden bu ölü toprağını atıp kontra bir Algı Yönetimi ve Propaganda atağına geçmemizdir. Çünkü algı yönetimi saldırılarına karşı sadece aynı şekilde karşılık verebilirsiniz ve bunun belli psikolojik prensipleri vardır.

Mesela sadece tek bir örnek vereyim. Şu an Erivandaki soykırım anıtı ciddi bir “ikon” haline dönüştürülmeye başlanmıştır ve bizim Türkiye olarak bunu etkisiz hale getirmek için yapabileceğimiz en akıllıca iş Birinci Dünya Savaşında acı çeken Türkler, Ermeniler, Kürtler ve Rumlar gibi tüm bölge halklarını temsil eden ve o dönemin trajedilerini hatırlatan çok iyi dizayn edilmiş dev bir anıt ve araştırma enstitüsünü ciddi bir propaganda atağıyla beraber açmaktır. Böyle bir hamle Ermenilerin moral üstünlüğünü ellerinden alıverecektir. Bu yapılabilecek karşı Algı Yönetimi operasyonumuzun en basit detaylarından sadece bir tanesidir.

Bu konuda yapılabilecekler çoktur, yeter ki başta devletimiz ve bu ülkenin geleceğini düşündüğünü söyleyen kurum ve kuruluşlarımız bu işi ciddiye alsın. Ben şahsi olarak böyle bir girişime elimden gelen her katkıyı yapmaya zaten hazırım ve ülkemizde iletişim alanında benim bin katım uzman ve tecrübeli hocalarımız ve profesyonellerimiz de var. Yeter ki artık bağırıp çağırmanın bir şeyi değiştirmediğini ve akıllıca hamleler yapmazsak bu tür kötü durumların üstesinden gelemeyeceğimizi fark edelim.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…