Ana içeriğe atla

SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ - 1

Algı Yönetiminin en çok ve etkin bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside imajın mesajdan çok daha önemli olduğu Siyaset Alanıdır. Şimdi temel olarak hangi Algı Yönetimi konseptleri siyaset alanında kullanılmaktadır şöyle bir bakalım.

1) İnsanlar duruş, kültür, geçmiş, inanç gibi pek çok alanda kendilerine benzer siyasi adaylara sempati duyarlar ve o adayları desteklerler. Cinsiyetiniz, bıyığınızın olup olmaması ve varsa bu bıyığın şekli, giyim tarzınız, konuşma şekliniz ve kullandığınız kelimeler, beden diliniz, eşiniz ve çocuklarınızın imajı , içinden geldiğiniz kültürel çevre, inançlarınız gibi pek çok faktör insanların size olan bakışını etkiler.

Mesela kültürel olarak erkek rolü baskın ve yönetim kadrolarının ağırlıklı olarak erkeklerden oluştuğu bir kültürde bayan bir politikacının şansı azdır. Erkeklerin çoğunun sakal ve bıyık bıraktığı bir kültürde sinekkaydı traşlı bir erkek politikacının işi zordur. İnsanlarının eğitim düzeyi ortalamasının ilkokul olduğu, bilgili ve eğitimli insanların toplumun genelinde şüpheyle karşılandığı ve yer yer aşağılandığı (kitap okumakla olmaz bu işler biz hayat okulu mezunuyuz ekolü) bir ülkede üst düzey eğitimli hatta akademisyen bir politikacının uzun soluklu destek alması zahmetlidir. Keza bir partinin kendi içindeki kültürel yapıda önemlidir. Mezhebiniz ve inanç sisteminiz o parti üyelerinden farklıysa dünyanın en müthiş siyasetçisi olun o partide yükselemezsiniz, eğer karizmatik bir liderin kurduğu bir partideyseniz ve o kişi partinin güç merkezi olarak kendi memleketi olan şehri belirlemiş ve hep oradan getirdiği akraba ve arkadaşlarıyla sistemi oluşturmuşsa ve sizin memleketiniz başka bir şehirse sizi o partinin başına tepeden genel başkan bile yapsalar çok uzun süre o koltukta kalamazsınız.

Sadece sizin kişisel özellikleriniz de yetmez. Mesela eğer mesleksiz ve eğitimsiz ev hanımlarının ezici çoğunlukta olduğu bir seçmen kitlesi eşinizin yüksek eğitimli ve bir mesleğe sahip olduğunu görürse sizi uzak ve yabancı görmeye başlayacaktır. Eğitimsizliğin, cehaletin ve sıradanlığın fazla olduğu ülkelerde ne kadar seçkinleşir ve rafine bir hale gelirseniz siyasette şansınız o kadar azalır ve bir takım mevkilere ancak tepeden inme bir şekilde atanarak gelebilirsiniz. Kısacası siyasette yöneteceğiniz ve oy istediğiniz insanların sizinle en üst seviyede benzerlikler taşıması kariyeriniz için çok önemlidir. Bu benzerliklerden hangisine sahip olup olmadığınızı belirlemeniz ve kendinize o doğrultuda bir imaj çizmeniz gerekir.

2) Hayatı çeşitli zorluklarla geçen ve normal şartlarda kimsenin dönüp bakmadığı sıradan bir insanın tuttuğu takım şampiyon olduğu zaman o büyük başarıda kendisinin de ortaklığı varmışçasına takımının formasını giyip kasıla kasıla yürümesinin arkasındaki faktör insanların kendilerini değerli ve önemli hissetme ihtiyacıdır. Aynı şekilde belli partilere gönül vermiş insanlarda o parti seçim kazandığı ve iktidara geldiği zaman sanki kendileri meclise girmiş veya bakan olmuş gibi sevinirler çünkü artık diğer insanların onlara daha saygılı davranacağını düşünürler. Bu sebeple akıllı liderler siyasi hayatlarında etraflarını “sıradan” insanlarla doldurur ve böylece diğer “sıradan insanlara” kendilerine de başarı yolunun açık olduğunu hissettirir.

Yer sofralarında oturur, fakirlerin evlerini ziyaret eder, toplumun kendisini en değersiz ve önemsiz hisseden kısımlarına yönelik çalışmalarda bulunur,ortak inanç ve tarihi değerlerinin diğer insanlarınkinden daha üstün olduğunu belirtir hatta hayal bile olsa insanlara imparatorluk kurmaktan falan bahseder kısacası tüm amaç insanların kendilerini önemli hissettirmektir. Eğer bu siyasetçi kendisi de aşağıdan gelen bir insansa ve bir başarı hikayesine sahipse sık sık kendi geldiği yeri unutmadığını beyan eder. Sürekli bir şekilde “biz ezilenler – seçkin zalimlere” karşıyız denklemini gündeme getirir. Kendi parti üyelerinin her gittikleri devlet kurumunda özel bir şekilde karşılanmasını sağlar ve lidere bağlılığın ödülünün “saygı görmek” olduğunu onlara hissettirir.

Bir siyasetçi kendisini toplumun seçkin kesiminden gösteriyorsa, geçmişi, bilgisi ve eğitimi toplumun ağırlıklı bir kesiminden fazlaysa ve etrafına topladığı “danışmanları” da iyi okullardan mezun ve seçkin insanlarsa otomatik olarak toplumun daha alt kesimlerine ait insanların kendilerini önemsiz hissetmelerine ve ona karşı öfke duymalarına sebep olacaktır. Bazen sadece olduğunuz gibi görünmeniz bile sizden daha aşağı seviyede kendisini hisseden insanlarda öfke ve düşmanlık yaratabilir. Mesela çok bilgiliyseniz ve her ortamda bunu belli ediyorsanız sizin kadar bilgili olmayan insanlar sizi “ukala ve çok bilmiş” olarak görebilir. Eğer dünya vizyonunuz genişse ve çok gezmiş görmüşseniz sizin kadar geniş bir vizyonu olmayan ve sizin kadar gezip görme imkanı bulamayan geniş kitleleri kendinize durup dururken düşman edersiniz çünkü sizi gördükleri zaman kendilerini önemsiz ve değersiz hissederler. Bu sebeple eğitim, görgü, kültür gibi faktörlerin düşük olduğu ve insanların ezici bir çoğunluğunun sıradan olduğu bir ülkede eğitimli, görgülü ve kültürlü imajı veren bir siyasetçi başarılı olamaz. Acıdır ama siyasetin gerçeği budur.

3) İnsanlar kendilerine bol bol ve bedavadan dağıtan kişilere ve kurumlara sempati duyarlar. Şirketlerin bedava dağıttıkları promosyon ürünlerden tutunda siyasi partilerin dağıttığı erzak ve yakacak paketlerine kadar pek çok şey insanların bu sempati duygusunu kazanmak içindir. Atalarımız ağalık vermekle olur derler ve bu çok doğrudur. Bir siyasi lider iktidara geldiği zaman yakınlarına, destekçilerine, partililerine ve ona oy verenlere (veya vermesi muhtemel vatandaşlara) bol bol dağıtmak zorundadır.

Kadrolar,bedava hediye paketleri, torpiller, ücretsiz toplu taşımalar,ihale öncelikleri kısacası lider iktidar kazançlarını kendi yakın çevresinden başlayarak dışarıya doğru akıtır. Kısacası lider burada iletkendir. Bu kazançlar halkın ne kadar geniş bir kısmına akıyorsa o liderin devamlılığı o kadar fazla olur. Bu yazdıklarımın ahlaki veya yasal boyutu hakkında bir yorum yapmıyorum ama uygulamada ne yazık ki bu söylediğim psikolojik faktör siyasi liderlerin değerlendirilmesinde çok daha büyük etkendir. Mesela devlet benzin parasından zarara girmesin diye özel işi için resmi araç bile kullanmayan bir liderle, devletin kasasının boşalacağını bile bile halka bedava benzin dağıtan bir lideri aynı seçime sokarsanız hangisinin kazanacağını tahmin etmek pek zor değildir.

Diğer maddeler inşAllah sonraki yazıda…….

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…