Ana içeriğe atla

SAHTE GÜVEN DUYGUSU

İnsanları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek isteyenlerin ilk yapacakları şey kurbanlarında sahte bir güven duygusu yaratmaktır aynen mezbahaya götürülen koyunun başının okşanması gibi.

İhtiyacınız olmayan bir ton ürün size bu şekilde satılır. Şehir trafiğinde dur kalk otuz kilometre sınırında sürebileceğiniz dehşet pahalı lüks spor cipi size sanki bir gün engin çöllerde safari yapacakmış imkanınız olabilirmiş veya bomboş kaymak gibi yollarda keyifle araba sürebilirmişsiniz duygusu uyandırarak satarlar, üstelik söylediklerine göre benzini hiç de o kadar çok yakmamaktadır.

Şehrin dışındaki dağlarda kurulan dev beton kuleli ve mavi boyalı havuzlu “rezidanslar” sahte bilgisayar görüntüleriyle oluşturulan sanal cennet imajları kullanılarak ömrünüzün on beş senesini çektiğiniz kredinin iki katını bankaya geri ödemeye çalışarak geçireceğiniz bir şekilde size satılır. Satın aldığınız evin aşırı pahalı ve süslü üstelik de şehirden çok uzak basit bir apartman dairesi olduğunu anladığınızda iş işten artık geçmiştir.

Burada kullanılan duygu sizin ve ailenizin “lüks ve seçkin bir yaşamı” çoktan hak ettiğiniz ve bunu karşılayacak maddi imkanlara zaten sahip olduğunuz temasıdır. Tüm bu süreçte bahsedilen “rezidans” için alacağınız krediyi geri ödemenin son derece “kolay” olduğu ve önümüzdeki on beş sene boyunca işten çıkarılmanız veya iflas etmeniz, ülkenin ekonomik krize girmesi veya ağır bir şekilde hastalanmanız gibi tatsız ihtimallerin hiç var olmadığı konusunda ikna edilirsiniz. Aynen avlanmayı bekleyen yağlı bir balık gibisinizdir çünkü sersem balık denizde yüzerken önüne aniden çıkıveren leziz yemi mideye indirmek için büyük bir güvenle hemen atlar çünkü yemin takılı olduğu ve ağzına geçecek sivri kancayı ve kancanın bağlı olduğu ipi görememektedir.

Ülkenin her tarafına açılan binlerce özel kolej ve özel üniversite türlü reklamlarla kendilerine kayıt yaptıran öğrencileri parlak ve zengin bir geleceğin beklediğini söyleyerek kayıt toplarlar. İyi bir okul bitirdiğiniz zaman çocuğunuzun hayatının çok güzel geçeceği ve yüksek maaşların onu beklediği konulu türlü reklam çalışması anne babaları yönlendirir. Gerçekteyse başarı ve zenginlikle özel kolej, özel üniversite eğitimi arasında hiçbir bağ bulunmamaktadır. Dünyanın ve Türkiye’nin en zengin, güçlü insanları genelde ya okullarını terk etmiş ya da çok sıradan okullardan mezun olmuşlardır. Bilgi güçlü ve zengin olmak için öğrenilmez.

Sahte güven duygusu aşılayarak cebinizden parayı çekmek isteyen bir başka avcı grubu da “kişisel gelişim” yazarları ve uzmanlarıdır. Bunlar size sahte bir güven duygusu aşılarlar ve bu doğrultuda içinizde uyandırılmayı bekleyen gizli güçler olduğunu, zaten her şeyin en doğrusunu kalbinizin derinliklerinde bildiğinizi ve tek yapmanız gerekenin zengin ve başarılı bir insan olacağınıza gönülden inanmak olduğunu söylerler. Bu tip kişisel gelişimciler kendisine güvenen ve inanan her insanın kesinlikle başarılı olacağını da özellikle vurgular. Nasip, rızk, mantık, genetik, çevre şartları ve zamanlama faktörü tonlarca şeyi görmezden gelen bu kişisel gelişim uzmanlarına başaracağınıza “gönülden inanarak” gerilip koşarak hızlı bir şekilde betondan bir duvara kafa atarsanız duvarın mı yoksa kafanızın mı kırılacağını sorduğunuz zaman kendilerinden nedense pek de inandırıcı cevaplar alamazsınız.

Siyaset alanında da sahte güven duygusu aşılamak sıklıkla uygulanır. Mesela siyasi liderler, partiler ve ideolojiler her şeyin en iyisini bildiklerini, tüm doğru cevapların kendilerinde olduğunu, kendi idarelerindeki ülkenin yakın zamanda çok zengin bir dünya gücü haline geleceğini ve kendilerinin dünyadaki her şeyle başa çıkabilecek insanlar olduğunu belirtirler. Özellikle sayısal oy çoğunluğuna sahip siyasi hareketlerde bu sahte kendine güven çok daha fazladır. Bunlar sayısal çoğunluk kendilerinde olduğu için zaten en becerikli ve doğru insanların kendileri olduğunu, girecekleri her seçimi kesinlikle kazanacaklarını ve tüm dünyanın onların karşısında korkudan ve saygıdan tir tir titrediği konulu propagandalar yaparlar. Bazen bu propagandaların onları yok etmek isteyen odaklarca dışarıdan pompalandığı da olur fakat bu oluşumlar bunu fark etmezler ve kendi yaptıkları propagandaya önce kendileri inanırlar.

Sayısal çokluğun başarıyla hiçbir alakası olmadığı son derece açıktır aslında. Dünyanın en eski ve büyük medeniyetine sahip olduklarına inanan Antik Mısırlılar, dünyayı ele geçirmeye niyetlenen Romalılar, üzerinde güneş batmadığı söylenen İngiliz İmparatorluğu gibi koca koca milyonluk devlerin bugün yerinde yeller esmektedir. Bu kocaman imparatorluklar genelde kendilerinden sayıca çok daha az ve önemsiz insan gruplarına yenilmişlerdir. Tüm bu gerçeklere rağmen insanlar çok satan kitapların, çok giyilen markaların ve çok oy alan partilerin en iyisi olduklarına inanırlar. Çokluğun getirdiği övünme ve sahte güven duygusuysa yönlendirilmeye ve sonucunda yenilgiye en açık faktörlerden birisidir.

İşin Özü :

“Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.”

(Bundan) Sonra Allah, elçisi ile müminlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkâr edenleri azablandırdı. Bu, inkârcıların cezasıdır. (Tevbe Suresi, 25-26)

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…