Ana içeriğe atla

KOÇLUK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Kendisi de ICF sertifikalı bir koç olan ve bu vesileyle koçluk alanındaki birçok gelişmeyi de yakından takip eden birisi olarak bir takım düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

1) Koç kelimesi İngilizce “Coach” kelimesinden çeviridir. İlk zamanlar özellikle basketbol için kullanılan bir kelime olarak Türkçeye neredeyse okunduğu gibi çevrilmiş ve müthiş bir hata yapılmıştır. Çünkü Türkçede Koç dediğiniz anda istisnasız herkesin aklına gelen ilk şey güzel boynuzları olan şirin ve eti yenilen bir hayvandır. Bu kelimeyi yıllar önce Türkçede ilk kullanmaya başlayan “akıllılar” keşke rehber veya danışman şeklinde anlama sahip bir kelime kullansalardı çünkü ne yazık ki “Coach” kelimesinin Türk kültüründe bire bir karşılığı yoktur. Bizim insanımıza hoca veya danışman derseniz hemen anlar, ancak Koç dediğiniz zaman beyinlerinde bir karşılık uyanmıyor

2) Çok pahalı ama içleri bomboş eğitimler, kendilerine bilge veya guru havası takınan bir takım insanların verdiği yanlış imaj yüzünden Koç ve Koçluk kelimeleri giderek ciddiye alınmamaya başlamıştır. Bir de bunun üstünde Türkiye’de sosyal ilişkiler, arkadaşlık ve aile gibi kavramların Batı ülkelerine göre daha gelişmiş olması Batı’daki gibi bir “Koç” ihtiyacını ortaya çıkarmıyor. Koç son derece yanlış olarak bir “dert anlatılacak” ve “akıl danışılacak” kişi olarak görüldüğü için insanlarda “elin adamına neden para vereyim sıkıntımı derdimi ailemle arkadaşlarıma anlatır onlardan fikir alırım” düşüncesi hakimdir.

3) İnsanlarımızın Batı insanından çok daha farklı kültürel kodlara sahip olması da doğru dürüst Koçluk yapmak isteyenlere oldukça büyük zorluklar çıkarmaktadır. Örnek olarak Türkiye’de bir Koçun insanlara karşı müthiş güçlü ve bilgili bir imaj vermesi gerekir. Yani o insanın size hayranlık duyması ve kendi üzerinde görmesi lazımdır. İki eşit profesyonel insan seviyesinden insanlarımıza ulaşamazsınız. “Bu koç denen kişi de benim gibi sıradan bir insan neden gidip ona para vereyim ki” psikolojisini aşmanız gerekir. İnsanlarımız işine hakim bir profesyonelden çok kendisini manipüle eden sanki her sözü altın değerindeymiş gibi davranan ve aralarda onu “aslanım, canım, balım, peteğim, sen başarırsın” gibisinden koçluğa son derece ters olmasına rağmen gazlayan bir koç arıyorlar. Bunları en iyi yapanlar “en süper koç” olur bunları yapmayan ve Amerika’da koçluk nasıl yapılıyorsa aynen uygulamaya çalışanlarsa “yahu bu koça bir ton para verdik bir şey anlamadım” olur.

4) Otuz saat eğitim aldıktan sonra, hiçbir bilgi birikimi, genel kültürü ve yaşam tecrübesi olmadan insanların hayatlarında “büyük değişimler” oluşturabileceğini düşünen ve eline sertifikasını geçirir geçirmez hemen bir ofis açarak kendini çok büyük bir “yaşam gurusu” olarak tanıtanların verdiği zararlar sayesinde bu işi doğru dürüst yapmak isteyen ve donanımlı insanların işi oldukça zorlaşmıştır.

5) Bir kısım Koç ünvanlı arkadaşta da gördüğüm kadarıyla ciddi bir empati sorunu vardır. Mesela hayali bir örnek vermem gerekirse böyle bir bayan koçumuz, çok zengin bir ailenin kızıdır, kocası da çok zengindir. Hayatı boyunca bir gram çalışmamış ve mesai saati nedir onu bile televizyondan görmüştür. Bir gün canı çok sıkılır gider bir yerlerde otuz saat eğitim görüp Koçluk sertifikası alır. Kocasına rica eder ve kocişi ona güzel bir ofis açar. Sonra bu bayan arkadaşımız babasının ve eşinin “tavsiyeleriyle” kendi aile şirketleri çalışanlarına koçluk ve eğitim vermeye başlar. İşin ilginci bu arkadaşımız aile şirketlerinde çalışmak zorunda kalan çalışanlara “hayatta sevdiğiniz şeyi yapın bakın ben sevdiğim şeyi yapıyorum çok mutluyum” türünden bir akıl verme durumuna girer. Karşısındaki insanların kendisi gibi paraları olmadığı için bunu yapamadıkları ve nefret bile etseler o işte çalışmak zorunda oldukları düşüncesi aklından bile geçmez. Kısacası empati yoksunudur. İşin daha da ilginci bu kesimdeki arkadaşlar Türkiye gerçeklerinden de haberdar değildir ve tüm insanları aynen kendi çevrelerindeki insanlar gibi sanırlar.

Örnek olarak maddi durumu iyi, eğitimli ve seçkin bir çevrede yaşayan kadına “eşini sevmiyorsan boşanmak en tabii hakkındır, bu yaşam senin yaşamın kendi kararlarını özgürce almalısın” gibi bir cümle kurmanız doğrudur. Fakat siz aynı cümleyi kadının herhangi bir hakkı olmadığı düşünülen ve boşanma kelimesini kullanmasının bile öldürülmesi için yeterli sebep teşkil edebileceği geri ve bambaşka bir kültürde yaşayan bir kadına söylerken çok dikkatli olmanız gerekir. Ona iyilik yapıyorum derken öldürülmesine sebep hazırlıyor olabilirsiniz. Kısacası ülke gerçeklerinin farkında olmadan ve önü arkası düşünülmeden yapılan her şey yarardan çok zarar getirir.

Toparlamam gerekirse. Koçluk mesleği bilimsel temellere dayanan ve doğru kullanılırsa son derece kuvvetli tekniklere sahip bir alandır. Ancak ülkemizde her şeyde yaptığımız gibi sulandırılmış, doğru dürüst alt yapısı olmayan yüzlerce insana son derece basit eğitimler karşılığında su gibi dağıtılan sertifikalarla her taraf “koç” doldurulmuş ve insanların ilgileri ve güvenleri zamanla azalmaya başlamıştır. Bu alanda Türkiye’de doğru şekilde eğitim veren ve koçluk mesleğini hakkıyla yerine getiren toplasanız bir avuç insanı ya bulur ya da bulamazsınız. Bu sebeple karşınıza müthiş imajları, süslü ofisleri ve renkli sertifikalarıyla bir “koç” çıkar ve size “ gel bana hayatın değişsin” derse mutlaka iyice inceleyip tanımadan kararınızı vermeyin derim.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…