Ana içeriğe atla

SESSİZ DÜŞMAN.

Herkesin televizyonda veya gazetede okuduklarıyla dünya siyaseti ve güç çatışmaları hakkında her şeyi bildiğini zannettiği; sürekli televizyon kanallarında bir takım bilgisiz ve cahil zevatın kendi taraftarı oldukları siyasi düşünce her neyse olayları kendilerini haklı ama rakiplerini suçlu çıkartacak şekilde yorumladıkları koca bir curcuna içinde aklıma İngiliz dalgıç komando Lionel Crabb geldi. Kendisinin hikayesi dünya üzerinde olan bitenlerin basit açıklamaları olmadığına dair harika bir örnektir. Lional Crabb 1909 senesinde İngiltere'nin başkenti Londranın varoş bir semtinde son derece fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ergenlik yıllarında bir çok işe girip çıktıysa da en sonunda gemici olmaya karar vererek ticari gemilerde çalışmaya başladı.

İkinci Dünya savaşının çıkmasıyla askere alınan Crabb İngiliz Deniz Kuvvetlerinde görev yapmaya başladı. İlk görev yeri Cebelitarık boğazındaki İngiliz üssüydü. Buradaki limanda bulunan gemilere sık sık o dönem İngiltereyle savaş halinde bulunan İtalyan dalgıçlar tarafından operasyon düzenleniyor ve uzakta demir atmış İtalyan donanmasından botlarla limana yaklaşan İtalyan dalgıçlar limanda bulunan İngiliz gemilerinin su altındaki kısımlarına manyetik mayınlar yapıştırıp kaçıyorlardı. Aynı hızda İngiliz dalgıçlarda bu mayınları söküp karaya getiriyorlardı. Crabb'in görevi dalgıçların getirdiği bu mayınları etkisiz hale getirmekti fakat zamanla kendisi de dalmayı öğrenip dalgıç olarak görev yapmaya başladı. Bu dönemde görev yapan İngiliz dalgıçlar oldukça ilkel şartlarda çalışıyorlar,palet veya tüp gibi ekipmanlar kullanamıyorlardı hatta bu tip ekipmanları ölü olarak ele geçirilen iki İtalyan dalgıcın ekipmanlarını almaları sayesinde ilk olarak kullanmaya başlamışlardı. Bu görevlerde dalış yetenekleri ve soğukkanlı tutumuyla kendisini gösteren Lionel Crabb 1943 senesinde Yüzbaşı rütbesine terfi ettirilerek İtalyanlardan ele geçirilen Livorno ve Venedik şehirlerindeki limanlarda bulunan ve İtalyanlar tarafından teslim olmadan önce bomba ve mayınlarla tuzaklanmış gemileri temizleme görevine atandı. Kendi özel dalgıç ekibiyle çalışan Crabb her gün dalış yaparak limandaki gemilerin su altında bulunan kısımlarını detaylıca inceliyor ve bulduğu mayınları imha ediyordu.

İkinci Dünya savaşı bittikten sonra Crabb,İngiliz Deniz Kuvvetleri tarafından Filistine gönderildi. O dönemler bağımsızlık peşindeki Siyonist gruplar İngilizlere karşı eylemler gerçekleştiriyordu ve Irgun isimli militan grup Gazze kıyılarındaki tüm İngiliz gemilerini mayınlamıştı. Crabbin görevi kendi ekibiyle bölgeye giderek tüm bu mayınları temizlemekti. Görevinin bitmesinden sonra 1947 senesinde ordudan terhis edildi. Bu dönemde Crabb üst seviye dalgıçlık becerilerini para karşılığı satan profesyonel bir dalgıç olarak özel şirketler ve İngiliz Deniz kuvvetlerinin çeşitli ihtiyaçları için para karşılığı dalış yapmaya başlamıştı. Crabb için dönüm noktası 1955 senesinde emekli olmuş gibi gözükerek aslında İngiliz İstihbaratı MI6 için çalışmaya başlamasıyla gerçekleşti.

1956 senesinde Sovyetler Birliği lideri Kruşçef ve Başbakan Bulganin diplomatik bir ziyaret çerçevesinde Sovyet donanmasına ait Ordzhonikidze kruvazörüyle İngiltere'ye gelmişlerdi. Portsmouth limanına demir atan savaş gemisi İngiliz İstihbaratının ilgisini üzerine çekmişti ve özellikle yeni bir teknolojiyle üretilen pervanesi hakkında bilgi edinmek istiyorlardı. Bu sebeple geminin pervanelerini incelemesi için Lionel Crabb görevlendirildi ve 19 Nisan 1956 gecesinde Portsmouth limanının karanlık sularına bu amaçla daldıktan sonra bir daha ortaya çıkmadı. Kendisinin dönmediğini gören ve Crabb'le birlikte göreve giden MI6 ajanı dalgıç denizden geri çıkmayınca hemen sahte isimlerle kaldıkları otel odasına geri dönerek tüm kişisel eşyalarını otel kayıt defteriyle beraber alarak ortadan kayboldu. Lionel Crabb'e ne olduğu konusunda bundan sonraki bilgiler net değil. İngiliz Deniz Kuvvetlerinin Crabb'in ailesine verdiği resmi açıklamaya göre Crabb Deniz kuvvetleri dalgıçları için yeni geliştirilen bir ekipmanı denerken su altında boğulmuş ve cesedine ulaşılamamıştı. Yani o dönemlerde bu son derece sıradan bir deniz kazasıydı ve Crabb'in ailesi bu açıklamayı kabul etmişti ki zaten kendisinin İngiliz İstihbaratıyla olan ilişkilerini bilmiyorlar ve onun hala Deniz Kuvvetlerine dışarıdan hizmet verdiğini sanıyorlardı.

Şimdi gelelim aslında ne olduğu hakkında ki teorilere .

Emekli İngiliz ajanı Harry Houghton yazdığı "Portland Operasyonu" isimli kitapta Sovyet donanma komutanlarının Ordzhonikidze kruvazörü İngiltere'de limanda beklerken İngiliz istihbaratı tarafından dalgıçlar gönderilebileceğini öngördüklerini ve bu sebeple altı adet Sovyet su altı savunma komandosunu geminin altında nöbet beklemeleri için konuşlandırdıklarını yazdı. Bu dalgıçlar geminin altında çelik kablolara tutunmuş şekilde hareketsiz bekliyorlar ve geminin alt kısmını sürekli gözlüyorlardı. Oksijeni biten dalgıç yerini diğer arkadaşına bırakıyordu. Lional Crabb'in geldiğini gören Sovyet dalgıçlar kendisine ani bir pusu atıp kıskıvrak yakalamışlar ve oksijen borusunu kapatarak bayılttıkları Crabb'i gemiye götürmüşlerdi.. Burada gemide bulunan KGB personeli tarafından sorguya alınan Crabb sorgulama sırasında hayatını kaybetmişti. Bir İngiliz ajanını sorgu sırasında diplomatik ziyaret için gelen bir geminin içinde öldürdüklerinin büyük bir skandal yaratacağını düşünen KGB Crabbin cesedini tekrar suyun altına indirmiş ve geminin alt tarafına özel bir şekilde bağlamıştı. Buna göre diplomatik ziyaret bitip gemi Sovyetler Birliğine geri dönmek için limandan çıktığı zaman Crabbin cesedi suyun içine salınacaktı. Ceset bulunduğu zamanda Ruslar çoktan evlerinin yolunu tutmuş olacaklardı. Harry Houghtona göre Crabbin cesedi Sovyet gemisinin ülkesine dönmesinden 14 ay kadar sonra bulunabilmişti sebebi de cesedin su altında bir yere takılmış olmasıydı. Emekli ajan Houhgton, Lionel Crabb'in görevinin geminin altına özel olarak dizayn edilmiş ufak bir mayın bağlamak olduğunu yazdı. İngilizlerin en merak ettiği şey Sovyetlerin en son teknoloji sonar sistemlerine sahip olup olmadığıydı. Son model sonarların frekansına duyarlı şekilde hazırlanan mayın eğer Ordzhonikidze kruvazörü dönüş yolunda sonarlarını çalıştırırsa ve son model bir sistem kullanıyorlarsa patlayacaktı. Gemiye çok ciddi zarar vermeyecek şekilde dizayn edilmiş mayın sadece gemiyi yavaşlatacaktı ve gemiyi takip eden İngilizler geminin hızındaki düşüşten sonar sistemlerinin yeni olduğunu anlayacaklardı. Eğer eski bir sonar sistemi varsa mayın patlamayacak ve bir kaç gün sonra kendi kendine suyun içine düşerek imha olacaktı.

Soğuk Savaşın bitmesinden sonra 2007 senesinde BBC ve Daily Mirror gazetesine bağlı muhabirler Eduard Koltsov isimli emekli bir Sovyet denizaltı komandosuyla röportaj yaptı. Koltsov kendisinin "Barakuda" isimli özel bir denizaltı komando ekibinde görevli olduğunu ve bu kapsamda 1956 senesinde Ordzhonikidze kruvazöründe bulunduğunu söyledi. Gece İngiliz dalgıcı Crabb'i farkettiklerini ve su altına indikleri zaman kendisinin geminin altına bir mayın yerleştirmeye çalıştığını gördüklerini belirten Koltsov kendisinin Crabb'e arkadan ani şekilde şekilde saldırarak elindeki bıçakla önce oksijen tüpünün borusunu sonrada boğazını kestiğini ve cesedini suyun içinde bırarak gemiye geri döndüğünü anlattı. Bu başarısı için kendisine verildiğini söylediği Kızıl Yıldız Nişanını ve Crabbs'in boğazını kestiğini iddia ettiği bıçağını da gazetecilere gösterdi.

Crabb hakkındaki teoriler bununla sınırlı değil tabi. 1961 senesinde İngiliz parlementosu tarafından Deniz Albay J.S Kerans'a hazırlatılan raporda farklı fikirler ortaya kondu. Buna göre Crabb yakalandıktan sonra öldürülmemiş ve Moskovada KGB tarafından idare edilen Lefortovo hapishanesinde mahkum numarası 147 rakamından başka hakkındaki tüm bilgiler ve kimliği yeryüzünden silinmişti. Burada KGB uzmanları tarafından çeşitli psikolojik tekniklerle beyni yıkanmış ve Sovyetler Birliği tarafına geçmişti. Sovyet Su Altı komandolarının eğitilmesinde kendisinden yararlanılmış ve Sovyet Karadeniz Filosu bünyesinde kendi emri altındaki özel bir dalgıç biriminin başında Albay rütbesiyle görev yapmıştı. Gerçekten çok ilginç bir teori. Crabb hakkında anlatılan teorilerin en ilginci de 2006 senesinde Mail on Sunday gazetesinde çıkan haberde ortaya atıldı. Buna göre İngiliz iç istihbarat örgütü MI5 o dönemler dış istihbarat birimi MI6 için çalışan Lionel Crabb'in çifte ajan olduğunu farketmiş ve Sovyetler Birliğine bir takım gizli bilgilerle beraber iltica etme hazırlıkları yaptığını ortaya çıkarmıştı. Tanınan ve madalyalı bir savaş kahramanı olan Crabb'in böyle bir ilticası İngiltere için müthiş bir utanç olacağı için onu ortadan kaldırmaya karar vermişti. Buna göre Ordzhonikidze kruvazörü görevi tamamen uydurmaydı. Bu görevde Crabb'in yanına yardımcı olması için verilen ajanın esas görevi Crabb'i öldürmekti ve aslında suya bir kişi değil iki kişi olarak dalmışlardı. Crabb'in yanındaki ajan suyun altında onu tuzağa düşürmüş ve öldürmüştü.

Tabi tüm bu egzotik teorilerin üstüne 2007 senesinde İngiliz su altı dalgıçlığı uzmanı Rob Hoole yazdığı kitapta olaya çok farklı bir bakış getirdi. Buna göre ortada bir istihbarat operasyonu falan yoktu. Ordzhonikidze kruvazörü'nün pervanesine uzaktan bakmak için suya dalan Crabb yaşının ve aşırı alkol içmesinin oluşturduğu sebepler yüzünden suyun altında bayılarak hayatını kaybetmişti.

Şimdi toparlıyorum. 1956 senesinde İngilterenin Portsmouth limanının karanlık sularında kaybolan bir tek İngiliz dalgıcın bile başına ne geldiğinin aradan elli sene geçmiş olmasına ve Soğuk Savaşın bitmesine rağmen halen net olarak bilinemediği bir dünyada, Suriyede,Irakta,Fransada ve dünyanın bir çok yerinde şu an yaşanan olayların ne olduğunu gazete ve televizyonda kendisine "sunulan" bir kaç haber okuduktan sonra anladığını zanneden ve kendilerince "müthiş" analizler yaptığını sanan insanların hem kendilerini hem de diğer insanları kandırmaları gerçekten çok garip bir durum. Olaylar hakkında kararlarınızı verirken duygularınızı daha az ama aklınızı daha fazla kullanmanızı tavsiye ederim.

Sevgilerimle

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…