Ana içeriğe atla

TELEVİZYON ZİHİNLERİ NASIL KONTROL EDER

Şu an televizyon karşısında değilseniz ve bu yazıyı okuyabiliyorsanız şanslısınız çünkü içinde bulunduğumuz saniyede milyonlarca insan evlerindeki ışıklar saçan kutunun karşısında hipnoz edilmiş bir şekilde sadece durmakla meşguller.

Bir Algı Yönetimi Eğitmeni ve temel olarak insanların algılarıyla farkındalıkları üzerine çalışan Profesyonel bir Koç olarak söyleyebilirim ki Televizyon dediğimiz alet icat edilmiş en müthiş algı kontrolü cihazlarından birisidir. İşin en güzeli de bu cihazı kimse sizin evlerinize zorla sokmuyor hatta zorla sokmak bir yana üzerine de bir ton para ödüyorsunuz. Konu hakkında bir kaç fikrimi sizinle paylaşmak isterim.

1) Televizyonun esas yaptığı iş insanların düşünce akışını etkilemektir. Düşünce akışınızı etkilemek için öyle ilginç teknikler kullanırlar ki insanlarda bağımlılık meydana getirirler. Yapılan araştırmalara göre ortalama bir insan günde en az dört beş saatini televizyon başında geçirmektedir. Bunun ne kadar korkunç bir rakam olduğunu anlamanız için basit bir soru sorayım. Eğer insanlar o beş saatlerini televizyon başında geçirmek yerine beş saat boyunca spor yapsalar,kitap okusalar veya bir şeyler öğrenebilecekleri sohbetlere katılsalar acaba şu anki durumları nasıl olurdu ? En yakınındaki ve çok sevildikleri söylenen insanlarla bile günde beş saat kaliteli zaman geçirdiğini hatırlayabilen var mı ?

2) Televizyon izlemek (siz buna Internet üzerinden videolar izlemeyi falan da ekleyin) yazı yazma becerisini oldukça düşürdü. Şöyle bir oturup düşüncelerinizi kağıda en son ne zaman döktünüz bir hatırlayın bakalım. İnsanların büyük çoğunluğu ne yazık ki bir kaç satırdan fazla anlamlı metinler yazma yeteneğine artık sahip değiller. Bunun en kötü etkisi de yazı yazmayan insanların düşünce yeteneklerinin giderek azalmasıdır.

3) Klasik beyin yıkama tekniklerinde kurban çeşitli fiziksel ve ruhsal işkencelerden geçirilir ve bunun sonunda artık kendisine her denileni kabul edecek ruhsal bir duruma girer. Böyle insanların boşaltılmış zihinlerinin en güzel göstergesi bomboş ve hissiz bakışlarıdır. Bu bakışın neye benzediğini merak mı ediyorsunuz ? Harika. O zaman cep telefonunuzun kamerasını ayarlayın ve televizyon izlerken yarım saat boyunca kendinizi videoya alın. İşte o videoda göreceğiniz bom boş ve ekrana kitlenmiş bakışlar işkenceyle beyni yıkanan bir insanın bakışlarının tıpa tıp aynısıdır. Televizyon insanları çok basit bir yöntemle aynı trans durumuna sokabilir.

4) Televizyon kontrollü bir ortamda insanları sahte duygusal durumlara sokar. Evinizin koltuğunda otururken bir kaç saat içinde dehşete düşebilir,sevinçten çıldırabilir ve üzüntüden ağlayabilirsiniz. Bu duygusal durumlara her girdiğinizde telkin edilme kapasiteniz artar çünkü insanlar duygusal durumlarda beyinlerini etkin kullanamaz ve kendilerine sunulan her türlü düşünceyi çok daha kolay kabul ederler. (Maçın en heyecanlı anında giren ve sinir olduğunuz reklamlar kesinlikle kaza eseri değildir)

5) Saniyede elli kareden fazla görüntüyü bir televizyonun zihninize sokması son derece kolaydır. Beyniniz aşırı yüklemeden dolayı sadece belli görüntülere odaklanır ve geri kalanını direkt olarak bilinç altınıza atar. Yani siz güzel bir aşk dizisi izlerken aslında zihninize bir kaç hafta sonra yapılacak bir referandumla alakalı telkinler veriliyor olabilir. Bazen beyniniz bu kadar ağır yüke dayanamaz ve kendini kapatarak dinlenmeye alır (Televizyon karşısında otururken bir anda uykuya daldığınız mutlaka olmuştur)

6) Beyin yıkama ve Algı Yönetiminin temeli tekrarlamaya dayanır. Bir mesajı ne kadar çok ve farklı şekillerde tekrarlarsanız o mesaj insanlar tarafından o kadar "doğru" olarak algılanır. Bundan yirmi sene önce insanların çoğunluğu tarafından müthiş radikal ve son derece yanlış olarak kabul edilen bir takım şeylerin bugün son derece normal kabul edilmelerinin sebeplerinden birisi de budur.

Bu konu hakkında çok daha fazla şeyler yazabilirim veya anlatabilirim ancak insanların algısı artık çok zayıfladı ve uzun yazıları kimse pek okumuyor. Bu sebeple kısa kesiyorum.

Toparlarsam..

Evinizin bir köşesinde masum şekilde duran ve büyük bir ihtimal o köşeye en son ve etkili modelini koyabilmek için bir ton para harcadığınız televizyonunuz sizin hayatınızdaki bir takım kararları verirken zihninizi olumlu veya olumsuz etkileyen en büyük araçlardan birisidir. Lütfen kullanırken kendiniz ve aileniz için son derece dikkatli olun.

Sevgilerimle

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…