Ana içeriğe atla

BALMAIN İZDİHAMI VE LÜKS TÜKETİMİN PSİKOLOJİSİ.

Bugün sosyal medyaya hepinizin bildiği gibi son derece eğlendirici görüntüler düştü. Hala izlemeyen varsa önce linki paylaşayım bir baksınlar. https://www.youtube.com/watch?v=EIiTFBoHdNc

Görüntülerin ilginç tarafı son derece lüks bir Fransız moda markası olan Balmain firması için düzenlenen bir organizasyonda hepsi de birbirinden elit ziyaretçiler ki aralarında ünlüler de bulunmakta raflarda ne görürlerse kıtlıktan çıkmış gibi yağmalamaları hatta bazen birbirlerini ezmeleriydi.

Konu hakkında gün boyu çeşitli yorumlar yapıldı ancak benim asıl ilgilendiğim tarafı bu tür lüks ürünlerin müşterilerinde böylesi derin bir saplantıya varabilecek tutkuyu oluşturma yöntemleri oldu. Algı yönetimi konusunda tam da bu alanlarda eğitim veren biri olarak konu üzerindeki düşüncelerimi paylaşmak isterim.

1) Lüks ürünler kullanıcılarında özel bir psikolojik durum yaratacak şekilde konumlandırılır. Bu ürünleri giyerken,sürerken veya kullanırken sanki bulunduğunuz sosyal sınıfın bir üstüne geçmiş gibi hissedersiniz ve bu sizi çok kuvvetli bir duygusal duruma sokar.

2) Bu ürünler o toplumdaki en zengin,şöhretli ve imrenilen kişilerin bu ürünleri bizzat kullanmasıyla lanse edilirler. Milyon dolarlar kazanan başarılı ve ünlü bir insanın giydiği ceketten kullandığı otomobile kadar içinde bulunduğu her durum bu ürünler için doğal bir reklam platformu oluşturur. Bu sebeple magazin haberlerinin en güçlü gizli reklam verenleri bu lüks markalardır. (Ali Ağaoğlu'nun saati gibi haberleri hatırlayın)

3) Toplumda statü,güç ve prestij sahibi olmak çoğu insanın en derinlerinde yer alan kuvvetli bir dürtüdür. Lüks ürün markaları sizin bu dürtünüzü gıdıklamak için özel yöntemler kullanırlar. Kısacası size kolay yoldan ve ekstra çaba harcamadan prestij sahibi olmayı vaad ederler.

4) Lüks ürünler çeşitli teknikler kullanarak ürünlerine sahip olunmasını zorlaştırır. Mesela bir Ferrari dükkanına girerek parayı bastırıp oradan lüks arabanızla ayrılamazsınız. Bazen aylarca beklemeniz gereken uzun bir bekleme listesine adınız yazılır ve zorlu bir süreç sonunda o arabaya sahip olabilirsiniz. Bazı ürünlerde "kısıtlı üretim" adı altında dünyada sadece bir kaç bin kişinin sahip olabileceği serileri piyasaya sürerler. Tüm bunlar sizde sanal bir "seçkinlik" duygusu oluşturmak için yapılır. Seçkin olmanın hissettirdiği ruh hali insanların çok zor karşı koyabildikleri bir duygudur.

5) Hangi sektörde iş yaparsanız yapın mutlaka sizin sattığınız ürün veya hizmetten daha az kalitede olan bir şeyleri sizden çok daha yüksek fiyata satan birileri vardır. Bunu yapabilmelerinin nedeni sattıkları ürün veya hizmetin değerini olduğundan daha fazla gösterebilme başarılardır. Bunu da insanların algılarını yönlendirerek yaparlar. Algı yönetimi dediğimiz şey işte tam da burada devreye girer. Unutmayın sattığınız ürün veya verdiğiniz hizmetin değeri veya kalitesi tamamen insanların onu algılama şekline bağlıdır.

6) Lüks ürünler öncelikle "kaliteli" imajı yaratmak zorundadır bu sebeple üretimlerinde hiç bir masraftan kaçınmazlar. Bundan sonra yaptıkları şey temel olarak dünyanın her yerinde kolaylıkla bulunabilen bir ürünü yepyeni bir ambalaj ve algıyla sunmaktır. Örnek olarak ucuz bir bayan çantasıyla Prada model çok pahalı bir bayan çantası arasında teknolojik veya pratik açıdan pek bir fark yoktur. Fark Pradanın o bayan çantasına yüklediği "seçkinlik,başarı ve güç" kavramlarındadır.

Toparlayacak olursak. Eğer şu anda pazarladığınız bir ürün veya hizmeti pahalı ve lüks bir meta haline dönüştürmek istiyorsanız çeşitli algı yönetimi teknikleri kullanarak seçkinlik,başarı,güç ve bir üst sosyal sınıfa dahil olma gibi insanlarda kuvvetli psikolojik etkiler yapan olguları ürününüze yüklemeniz lazımdır. Bunu yapmanın pek çok farklı yöntemi bulunur.

Eğer istenirse ve belli bir takım teknikler doğru şekilde uygulanırsa sıradan bir ekmek somunu bile lüks bir restoranda insanların yemek için sıraya girdikleri ve çok ciddi rakamlar ödedikleri özel bir "gurme ürüne" dönüştürülebilir.

Nasıl mı ? Eh onuda eğitimlerimize gelenlere veya danışmanlık isteyenlere anlatalım.

Sevgilerimle

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…