Ana içeriğe atla

Koyunlar ve Siyaset

İşte gene bir Kurban Bayramı geldi ve yazlığımın balkonundan bir yandan yağmuru seyrederken (bahçeyi sulamaktan yırttım)bir yandan da kitap okuyorum. Tabi arada sosyal medya hesaplarımı da kontrol ediyorum (evet bağımlıyım)

Gene her Kurban Bayramı olduğu gibi tüm sosyal medyayı koyun ve koç resimleri kaplamış durumda. Kimi "zavallı koyunları kesmeyin besleyin"derken (tabi bir akşam önce yediği köfte sayılmaz o Mars'tan geldi) kimi de sürekli koyun resimleri eşliğinde bayram kutluyor.

Benimse bu koyun resimlerini her gördüğümde aslında onlara ne kadar benzediğimiz gelir. Tabii benzerlik dediğimde sürü psikolojisinden bahsediyorum.

Her birimiz kendimizi çok bağımsız özgür ve akılcı insanlar olarak görürüz ve tabii ki beyaz yünlü şirin bir koyundan daha gelişmiş olduğumuzu düşünürüz ama acaba gerçekten öyle mi ?

Elinizdeki cep telefonundan giydiğiniz kıyafetlere bir bakın bakalım etrafınızdakilerden ne kadar özgün ve farklısınız ?Telefonunuza bir program indireceğiniz zaman acaba kaç kişi indirmiş ve kaç yıldız vermişler hiç mi bakmıyorsunuz ? Bir kitapçıdaki çok satan kitaplar bölümü sizi ne kadar etkiliyor ? Herkesin heyecanla izlediği ve hakkında konuştuğu diziler ve programlarımı izliyorsunuz ? Kısacası hareketlerinizin ne kadarı etrafınızdaki sürüden pardon insanlardan bağımsız ?

İnsanlar mağaralarda Mamut eti kızarttığı günlerden beri topluluk halinde yaşamaya özen göstermişlerdir çünkü tek başına bir insanın doğada yaşama şansı fazla yoktur.

Diğer insanları taklit etmek hayatta kalma şansınızı oldukça arttırır çünkü eğer eski çağlarda yaşıyor olsanız ve zehirli olmadığı bilinen bir mantarı afiyetle yiyen kabilenize artistlik yapıp "bana ne ben kimsenin yemediği şu kırmızı olanlarından yiyeceğim" deseniz soyunuzu sürdürmenizin pek imkanı olmazdı.

İşte bu güdü binlerce yıl içinde değişmemiş ve "çoğunluğun yaptığında bir hayır vardır" ve "sürüden ayrılanı kurt kapar" felsefesi genlerimize kadar işlemiştir.

Bu çoğunluğa uyma dürtümüzü satış pazarlama ve propaganda uzmanları tepe tepe kullanırlar. Son yıllarda sakalın size çok yakıştığını düşünen bir erkekseniz veya upuzun bir çizmenin sizi müthiş gösterdiğine inanan bir bayansanız bunların sizin özgür seçimleriniz olduğuna umarım inanmıyorsunuzdur.

Seçimlere giderken sürüye ait olma dürtünüzü kullanmak isteyen en önemli kesimlerde siyasi partiler olacaktır.

Oyunuzu almak en önemli amaçları olan bu arkadaşlar her gün önünüze falan feşmekan partinin önde veya geride olduğuna dair "Güvenilir" anketler koyacaklar. Yüzbinlerce insanın katıldığı söylenen miting görüntüleri ekranlarınızı süsleyecek. Okuduğunuz gazeteler falanca parti liderinin çok sempatik olduğunu ve etraflarındaki herkesin ona oy vereceğini belirten yazarların makaleleri ile dolacak. Kısacası her siyasi parti ve lideri "herkes bize oy veriyor hadi sende bize katıl" türküsünü size okuyacaklar .

Lütfen bu seçimlerde "herkes şuna oy veriyor bende vereyim bari" koyunsal felsefesinden kendinizi koruyup akıllı ve eğitimli bir insan olarak önünüzdeki seçenekleri ciddi bir şekilde değerlendirin ve ne yapacağınıza aklınızla karar verin. Unutmayın koyunların kaderi kafaları biraz okşanıp sevildikten sonra kesilerek kavurma yapılmaktır.

Yazıyı yazarken yağmurda dindi ben ufaktan güzel bir orman yürüyüşüne çıkayım sizde koyunları düşünmeye devam edin.

Yakın bir zamanda başlayacak "İkna Taktikleri" eğitimimde bu konuyu da derinlemesine işleyerek hem işinizde ve özel hayatınızda çeşitli teknikleri nasıl kullanabileceğinizi hemde kötü niyetli kullanımlardan nasıl korunabileceğinizi anlatacağım inşAllah.

Sevgilerimle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…