Ana içeriğe atla

Benzerlik ve Siyaset.

İnsanlar genel olarak kendilerine benzettikleri kişilere sempati duyarlar. Siyaset alanında bu kural hedeflenen kitleye "ben size benziyorum ve sizlerden biriyim" imajı verilerek kullanılır.

Başarılı siyasetçilere baktığımız zaman bu algıyı çok iyi kullandıklarını görürüz.

Hedef kitleniz köylülerse köy kökeniniz öne çıkartılır. İşçilerse güzel bir işçi tulumu ve baretle poz vermeniz harika olacaktır. Oylarını almak istediğiniz memurlara hem geçmiş devlet tecrübeniz hem de alçakgönüllü kılık kıyafetiniz gerekli mesajları verecektir.

Keza ağırlıklı olarak dindar bir kitleye hitap ediyorsanız camilerde namaz kılarken,tespih çekerken görüntülenmeniz veya konuşmalarınızda sürekli dini atıflarda bulunmanız sizi o kitleye sempatik gösterecektir.

Ailenin önem taşıdığı ülkelerde eşiniz ve çocuklarınızla mutlu aile pozları ve eşinizin kılık kıyafetide bonus puanlardır. Bekarsanız işiniz daha zor tabii.

Giyiminizden konuşma şeklinize hatta yemek yerken kaşığı tutma stilinize kadar hedeflediğiniz kitleye benzer mesajlar vermeniz gerekir. Siyasetçilerin hiç bir görüntüsü ve konuşması plansız olamaz. Mutlaka her hâliniz ve tavrınızla hedeflediğiniz kitleye uygun bir görüntü vermeniz lazımdır.

İnsanların geneli fikirlere değil o fikirleri söyleyen insanların tavırlarına ve görüntülerine göre oylarını verirler. Dünya'nın en doğru şeyini bile söylerken eğer sizi dinleyenlere ters gelecek bir imaj ve görüntü içinde olursanız kimse sizi dinlemez.

Bu sıralar etrafınız hepsi de "ben sizden biriyim" mesajını üzerinize yollayacak siyasetçilerle dolacak. Kimi size saz çalacak kimi de mahallenize gelip tahta sandalyeli kahvelerinizde çayınızı içecek. Burada dikkat etmeniz gereken önünüze konacak imaj ve görüntünün ne kadarının gerçek ne kadarının kurmaca olduğudur. Pazarda karpuz seçerken bile görüntüyle yetinmez karpuzu elinize alıp bir kaç şaplak patlatırsınız.

Lütfen pazarda gösterdiğiniz ciddiyetin daha fazlasını oyunuzu verirken gösterin ve size sunulan görüntüleri dikkatlice sorgulayın.

Not: İkna taktikleri eğitimimde bu konular çok derinlemesine ve örneklerle işlenecektir.

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…