Ana içeriğe atla

Halkla İlişkilerin atası Ivy Lee ve modern yalanlar.

Ivy Ledbetter Lee (1877 – 1934) isimli Amerikalı beyefendi bir çok otorite tarafından Halkla İlişkiler sektörünün kurucularından birisi olarak kabul edilir (Edward Bernays üstadla beraber tabii ki ama o beyefendi hakkında sonraki yazımda detaylı bilgi vereceğim ama şimdi konumuz Ivy Lee) İsmi İngilizcede sarmaşık anlamına gelen Ivy bu isim benzerliğini kötüye kullanan bir takım terbiyesiz adamlar tarafından daha sonra "Poison Ivy" olarak lakaplandırılmıştır yani "Zehirli Sarmaşık". Kendisine bu hiç de sempatik olmayan lakabın neden takıldığını birazdan anlatacağım.

Ivy Lee beyefendi Princeton gibi çok baba bir üniversitede okuduğu yetmemiş gibi 1898 senesinde çok daha baba başka bir üniversite olan Harvard üniversitesi Hukuk fakültesine girmiştir.Tabi bu üniversitede okumak için ya çok zeki ya da çok zengin olmanız gerektiği için kendisinin paracıkları suyunu çekmiş ve burs alacak kadar da deha gösteremediği için okulunu bırakmak zorunda kalmıştır. Üniversitede okul gazetesine yaza yaza bu alandaki becerilerini geliştirdiği için okuldan ayrılır ayrılmaz New York Journal gazetesinde iş dünyası haberleri bölümünde muhabirlik yapmaya başlamış daha sonrada New York Times gazetesine transfer olmuştur. Muhabirlik yaparken aldığı düşük maaş ve gecesinin gündüzünün olmaması gibi sebeplerle kendisine daha rahat ve cebini dolduracak bir çalışma alanı aramış ve o zamanlar daha yeni yeni filizlenmeye başlayan ama kimsenin adını koymadığı "Halkla İlişkiler" sektörüne kendisi gibi işinden hoşnut olmayan tüm acar muhabirlere benzer şekilde yatay geçiş yapmıştır.

Arkadaşı George Parkerla beraber eski püskü bir ofis kiralamışlar ve dünyadaki ilk Halkla İlişkiler şirketlerinden birini ortaya çıkarmışlardır. Piyasaya ilk çıktıkları dönemde kendilerini "prensipli" ve "etik anlayışlara önem veren" eski profesyonel gazeteciler olarak tanıtan Ivy Lee ve ortağı bu özelliklerini birde deklarasyon yayınlayarak ilan etmişlerdir. Ivy Lee kısa zamanda kendisini piyasada sevdirmiş ve efsanevi zengin işadamı John D. Rockefeller'ı müşterileri arasına katmayı başarmıştır. İşte bu dönemde Rockefeller'a öyle bir hizmette bulunmuştur ki esas namını da bu aralar edinmiştir.

1913-1914 senelerinde Amerikanın Colorado bölgesinde kömür madeni işçileri kötü şartlarda çalışmaktan ve doğru dürüst para alamamaktan canlarına tak diyerek büyük bir greve gitmişlerdi. Rockefeller'in de bölgede bir çok kömür madeni bulunmaktaydı. Amerika Birleşik Maden İşçileri sendikası tüm işçileri örgütlemiş ve aylarca sürecek büyük bir grev başlatmıştır ve Rockefellerin madenleri her gün binlerce dolar zarar etmektedir. 14 ay süren grev süresince işçiler sürekli saldırılara maruz kalmış ve askeri kuvvetler işçilerin üzerine gönderilmiştir. Uzun süren bu grevin en kanlı günü 20 Nisan 1914 tarihinde yaşanmıştır. Colorado'nun şirin madenci kasabası Ludlowda meydana gelen bu elim olay yüzünden yaşananlar "Ludlow katliamı" olarak tarihe geçmiştir.

O gün grevci işçilerin aileleriyle birlikte kaldığı ve kadınlı çocuklu 1200 kişinin yaşadığı çadırlı kampa başta Rockefeller olmak üzere büyük maden sahiplerinin Amerikan Devletine yaptığı "bu işi bitirin artık" baskısıyla askeri kuvvetler taarruz etmiştir. İşçiler ve askerler arasında saatler süren çatışmalar yaşanmış ve çatışmalardan korunmak için işçilerin eşleri ve çocukları çadırlara saklanmışlardır. Çatışmalar esnasında çadırlardan biri ateşe verilmiş ve içindeki 12 küçük çocuk korkunç bir şekilde yanarak can vermişlerdir. Rockefeller'e ait olan madenlerde çalışan işçilerin uğradığı bu saldırı ve yaşananların tüm Amerikada büyük bir tepki çekeceğini düşünen Rockefeller Hakla İlişkiler Danışmanlığını yapan Ivy Lee'yi çağırmış ve "kurtar beni" demiştir.

Bugün artık hepimizin aşina olduğu "basın bülteni" ve "basın açıklaması" yöntemlerini ilk ortaya çıkartan Ivy Lee o dönemin medyasındaki tüm bağlantılarını kullanarak müthiş derecede ikna edici hazırlanmış bir basın açıklamasını tüm Amerikaya yayınlamıştır. Bu basın açıklamasında askerlerin grevci işçilere saldırması ve kamp yerinde çıkardıkları yangınlar gerçeği tamamen gözlerden saklanarak masum çocukların öldüğü yangının Amerika Birleşik Maden işçileri sendikasının parayla tuttuğu provokatörler tarafından çıkartıldığı "koca yalanı" Amerikan kamuoyuna onlarca gazete üzerinden sunulmuştur. ( Bu arada bu yazdıklarım size tanıdık geliyor mu ?)

Bu kampanya o kadar başarılı olmuştur ki olanlardan habersiz bir çok insan bir süre sonra grev yapan işçileri suçlamaya başlamıştır. Kısacası bu müthiş kampanya sonucunda işçilerin kötü çalışma şartlarını ve maaşlarını düzeltmeye yanaşmayan ve aylarca işçilere her tür saldırıyı kışkırtan Rockefeller Madencilik şirketi ve 20 Nisan 1914 tarihindeki saldırıyı gerçekleştiren askeri birliklerin sorumluğu tamamen gözlerden saklanmış bunun tam tersine kemikleri kırılıp kan revan içinde kalan ve çocukları cayır cayır yanan maden işçileri suçlu olarak tanıtılıp "anarşist" olmakla itham edilmişlerdir.

Tabi bu büyük başarıdan sonra Ivy Lee tüm Amerikada şirketlerin başları belaya girdiği zaman koştuğu önemli adamlardan biri haline gelmiştir. Becerikli Halkla İlişkiler dehası Ivy Lee'nin "başarıları" bununla sınırlı değildir tabii. 1921 senesinde Rockefellerin büyük desteğiyle kurulan ve bugün bile dünya siyasetine büyük etkisi olan "Council on Foreign Relations" yani CFR örgütünün ilk üyelerinden birisi olan Ivy Lee yavaş yavaş diplomasi alanında da çalışmalara başlamıştır ve en ünlü müşterilerinden birisi de bizzat ve şahsen Nazi Almanyası lideri Adolf Hitlerdir.

Nasıl oluyor bu iş derseniz şöyle olmuştur.

Rockefellerin sahibi olduğu ve dünyadaki petrol kuyularının pek çoğunun sahibi Standart Oil şirketi bir çok farklı alanlarda yatırımları olan bir şirketti. 1930 senesinde Almanyada bir alkol tekeli kuracak kadar kimyasal ürünler sektörüne yatırım yapmışlardı ve ortak oldukları Alman firması da I.G Farben şirketiydi. Hitler Almanyada başa geçip tekrardan büyük bir askeri güç olmak için tüm para musluklarını açacağını söyledikten sonra paranın kokusunu alan Rockefeller elinin altındaki en akıllı ve işbilir adamlardan biri olan Ivy Lee'yi Almanyaya göndermiştir. Bizzat Hitler ve en yakın adamı Goebbels'le saatler süren bir toplantı yapan Ivy Lee bir çok iş bağlamıştır. Bunlardan en önemlisi ve İkinci Dünya savaşı sonrası Amerikan Devleti tarafından sümen altı edilen işlerden birisi Rockefeller'e ait Standart Oil şirketinin Almanyada büyük petrol rafinerileri inşaa etmesi ve tüm savaş boyunca bu rafinerilerin Alman ordusuna pek çok ürün üretmesidir. Bu rafineriler karşılığında nakit para alması o dönemler Almanyaya konan ambargo yüzünden yasak olan Standart Oil para yerine Alman tersanelerinden bir çok gemi ve çok değerli antika müzik aletleri almıştır. Savaş öncesi dönemde ve gizlice de savaş sırasında Rockefellerin büyük paralar kazandığı bu ticaretin temellerini işte Ivy Lee Hitlerle yaptığı o toplantıda atmıştır. Amerika Almanyayla savaşa girince bu ilişkiler Amerikan Devletinin dikkatini çektiği için Ivy Lee çok ciddi baskı altına alınmış ve ölümü de biraz bu baskılar yüzünden olmuştur.

Ivy Lee'nin günümüze en büyük etkisi şirketlerin medya ve basınla olan ilişkilerinde halen kullanılan prensipler ve iş yapma şekillerini ortaya çıkarmasıdır.

Şirketlerin medyayı istediği bilgilerle donatmasına yarayan "basın bültenleri" ve "basın açıklamaları" tekniklerini Ivy Lee geliştirmiştir. Bugün Global şirketler ve basın arasındaki ilişkiler öyle bir hale gelmiştir ki bir çok yolsuzluk,kaza ve insanların mağdur olduğu hatalar konusunda insanlar medyadan "gerçekleri" değil ancak firmaların halkla ilişkiler departmanlarının hazırladığı "yumuşatılmış bilgileri" öğrenebilmektedir.

Ivy Lee'nin ortaya koyduğu taktiklerden en önemlilerinden biri de "acımasız kapitalist iş adamı" imajının yumuşatılmasıdır. Mesela Rockefeller 1900'lü yılların başında Amerikada "robber baron" denilen yani bir ton hile ve hurdayla servet edinmiş bir işadamı imajına sahipti ve kendisi de bir çok özel konuşmasında "basit insanların kendisi hakkındaki düşüncelerinin umurunda bile olmadığını" belirtmişti. Ivy Lee büyük işadamları ve politikacılar için dışarıya verdikleri imajın her şey olduğunu ilk farkedenlerden biri olarak Rockefeller'i imajını olumlu bir hale getirme konusunda teşvik etmiştir. Mesela Kömür işçilerinin grevi ve yaşanan korkunç olaylar sonrasında Rockefelleri işçileri bizzat ziyaret etmek ve hallerini hatırlarını sorarken çekilen görüntülerini basına vermek konusunda ikna etmişti. Servetinin bir kısmını fakirlere bağışlama görüntüsü vermesinin de onun çok işine yarayacağını öne süren Lee, Rockefeller Vakfının kurulmasına da ön ayak olmuştu.

Kısacası yapılanların değil dışarıya verilen görüntünün önemli olduğuna ilk uyanan Ivy Lee'dir

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZARA İŞİNİN ALTINDAKİ FARE YENİĞİ

Önce haberimize bir bakalım.

http://www.hurriyet.com.tr/unlu-markanin-elbisesinden-fare-cikti-40280304

Efendim habere göre Amerikada ünlü bir markadan kendine elbise alan Amerikalı hanım kızımız kendini bir kaşıntı alınca elbiseyi kontrol etmiş ve şok geçirip bayılmış çünkü efendim elbisenin astarından minik ve ölü bir fareciğin pençeleri gözüküyormuş.Tabi hemen kıyameti koparmış ve ünlü firmayı dava etmiş. Firmada panik olmuş ve durumu inceleyeceklerini söylemiş.

Dikkat ederseniz haberde firma kimdir,nedir hiçbir bilgi yok.Haberdeki resimdeki marka kısmı da itinayla kapatılmış.

Şimdi işin daha bir detayı için size aynı olayı anlatan yabancı bir haber link'i veriyorum

http://gothamist.com/2016/11/14/zara_rat_dress_lawsuit.php

Bu verdiğim linkteki haber olayı daha da açıklığa kavuşturuyor ve bahsedilen firmanın hanımların ülkemizde de çok sevdiği Zaranın Amerika bayisi olduğunu anlıyoruz.

Şimdi benim takıldığım esas nokta firma değil, paylaştığım resimden de görebileceğiniz gibi söz konus…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…