Ana içeriğe atla

Yarınlarda mutlu olmak var (UMUT)

Dünyanın en hızlı yelkenlisi eğer rüzgâr olmazsa bir kayıktan bile değersizdir, dünyanın en hızlı arabası deposunda benzini yoksa sizi on metre ileri bile götürmez, dünyanın en güçlü bilgisayarı eğer elektrik yoksa çay bardağınıza sehpa olmak dışında pek bir işe yaramaz. Kısacası her türlü sistem enerjisi olduğu müddetçe görevlerini yapabilirler ama enerjileri yoksa varlık amaçlarını yerine getiremezler. İnsanın kullandığı enerjinin ismine de umut denir. Tüm dünya umut üzerine döner dersek çok da abartmış sayılmayız. Umut yaptığımız işlerin gelecekte olumlu sonuçlar vereceğine dair inancımızdır ve biz insanların enerjisini sağlayan da işte bu döngüdür. Bunun tam tersi olarak umutsuzlukda bizi koca bir çuval patatesten daha yararsız bir kütleye çeviren bir negatif bir döngü yaratır.

Şöyle bir etrafınıza ve kendinize bakarsanız aslında yaptığınız pek çok işin arkasındaki enerji biriminin umut olduğunu göreceksiniz. Öğrencileri her sabah okula götüren güç derslerinde başarılı olup diploma aldıkları zaman kuracakları güzel hayatları düşündüren umuttur. Mahallenizdeki esnaf her sabah kepenklerini kendilerine gelecek müşterileri ve kazanacakları paraları umut ederek açarlar. Her tür iş kolu, her günün sabahına yapacakları işleri ve kazanacakları değerleri umut ederek başlar. Genç aşıklar ileride kuracakları yuvayı umut ederek bir ton zorluğun altına girerler, siyasetçiler kazanacakları oylar,edinecekleri güç ve yapacakları icraatleri düşünerek dağ bayır demeden propaganda çalışmalarına girişir,gazeteler ertesi sabah birilerinin onları okuyacaklarını düşünerek matbaalarda basılır,yazarlar düşüncelerinin karşılık bulacağını umarak sabahlara kadar klavye başında dirsek çürütürler... Kısacası her türlü eylemin ve hareketin temeli umut denilen enerji birimidir.

Umudunu kaybetmek ve enerjisiz kalmak yani depresyon denilen olguda bunun tam tersidir. İnsanlar yapacaklarının hayatlarını ve dünyayı değiştirmeyeceğini düşündükleri zaman içlerine çekilir ve enerjisiz bir şekilde kaskatı kesilirler. Belki birkaç hap yutmaları geçici olarak iyi hissetirsede temelde umutlarını kaybetmiş insanlarda haplar ve ilaçlar uzun vadede bir işe yaramaz.

Büyük insanlar her zaman en zor şartlarda bile umutlarını koruyabilmiş kişilerdir. Mesela Hz.Musa yanındaki binlerce insanla dev gibi bir denizle, arkasından gelen ve onları kılıçtan geçirmeye niyetli koca bir Mısır ordusu arasında sıkıştığı zaman bile umudunu korumuştur, Hz.Muhammed küçücük bir mağarada saklanırken ve dışarıda kendisini öldürmeye yeminli katiller her tarafı fellik fellik ararken umudunu koruyabilmiştir. Napolyon sürgün edildiği adadan tekrar Fransaya döndüğü ve gizlice karaya çıktığı vakit onu tutuklamaya gelen askerlerle yüz yüze kaldığı bir anda umudunu ve enerjisini korumuş ve birkaç hafta sonra tekrar tahta oturabilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ülkenin her tarafı işgal edilmiş, elde yok avuçta yok bir durumda İstanbul boğazındaki düşman zırhlılarına bakarken “geldikleri gibi giderler” umutlu cümlesini kurabilmiştir.

Kısacası tüm tarih çok zor şartlar altında umutlarını koruyabilen ve zafere ulaşan insanların hikâyesidir.

O zaman başarı formülüde kendiliğinden ortaya çıkmış bulunmakta. Öncelikle her ne yapıyorsanız yapın başarılı bir hedef doğrultusunda ve yaptıklarınızın sizi mutlu bir sonuca götüreceğini umut ederek hareket etmeniz lazımdır. Bu şekilde her türlü olumsuz durumu aşabilecek enerji seviyesine de ulaşabilirsiniz. Tüm çevrenizi kendiniz gibi olumlu ve umutlu insanlarla, filmlerle, şarkılarla ve kitaplarla doldurmalısınız. Bunun tersi her tür kötümser olgudan da yangından kaçar gibi kaçmanız lazımdır. Umutla beklemek değil, Umutla eyleme geçmek kelimelerini hayatınızın bir parçası haline getirmeniz gereklidir. Çünkü umut ve eylem birbirinden ayrılmaz parçalardır. Umut enerjisi olmadan eylem olmaz, eylem ve hareket olmadanda umut enerjisi çok fazla varlığını sürdüremez.

Aslında koçluk dediğimiz olguda insanların kendi negatif düşüncelerini sorgulayarak olumluya yönlendirme ve bu umutlu durumdan edinilen enerjiyi planlı eylemlere kanalize etmedir.

Kısacası hedefini belirle + umut et + eyleme geç + umudunu koru = başarı diyebiliriz

Bu ufak yazıyı beni sık sık içine düştüğüm kötümser düşünceler ve enerjisiz halimden çıkartıp tekrar hedeflerime yönelik rotaya sokmasını bilen değerli eşim Gülcan hanıma ithaf etmek istiyorum.

Hepinize bol umutlu ve eylemli günler dilerim.

Sevgilerimle

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…