Ana içeriğe atla

Dünyaca ünlü Amerikan ekonomi dergisi Fortune her sene dünyanın en büyük şirketlerini özel bir hesaplama tekniğine tabii tutarak sıralar. Fortune 500 denilen bu sıralama bir şirketin total başarısının tüm dünyaya güzel bir ispatı ve o listeye giren şirketler için büyük bir onur meselesidir.

Amerika'daki Fortune dergisinin yaptığı bu güzel uygulamayı bir süredir Türkiye'de yayınlanan Fortune Türkiye dergisi de sürdürmekte ve Fortune Türkiye 500 listesi yayınlamakta. Listenin tamamını görmek isteyenler bu linke bakabilir. http://www.fortuneturkey.com/fortune500-2013

Resimde gördüğünüz belgeden de anlayabileceğiniz gibi Fortune Türkiye 500'ün son listesinde 33.sırada Teknosa şirketi bulunmakta. Şimdi diyeceksiniz ki ne var bunda. Listeyi incelerseniz Teknosa şirketinin aldığı sıralamanın hemen altındaki şirketler arasında koca koca üretim devleri ve çok eski geçmişe sahip büyük firmalar bulunuyor. Teknosa'yı geride bıraktığı firmalarla kıyaslarsanız dev gibi fabrikaları ve uzun bir geçmişleri olmadığını görürsünüz. Çok değil bundan 14 sene önce kurulmuş Teknosa tamamen elektronik perakende sektöründe olmasına rağmen bir çok devi arkasında bırakıp 33.sırayı almışsa bu bence büyük bir başarıdır.

Bu başarının sebeplerini finansçılar ve işin uzmanları size bir çok rakamlar koyarak açıklayabilir ancak ben kendi gözlemlerimle konu hakkındaki fikrimi dile getirmek isterim.

Teknosa ilk açıldığı zamanlarda mahallemizdeki eski püskü dükkanlardan elektronik eşya almaya alışmış benim gibi insanlar için çok büyük bir değişim getirmiyordu. İşte yüzlerce elektronikçi dükkanından birisi olacaktı sadece. Ancak aradan yıllar geçtikçe Teknosa kendini öyle bir konumlandırdı ki elektronik bir cihaz almak için hadi gidelim dediğimiz tek yer bir de bakmışız Teknosa olmuş. Neredeyse her semtte bulabileceğiniz bir Teknosa şubesi mutlaka vardı ve aradığınız pek çok kaliteli ürünü aşağı yukarı standart fiyatlarla bulabiliyordunuz. Tabi isminin sonundaki SA eki'de insana ayrı bir güven veriyordu.

Teknosanın bence en başarılı tarafı yüz yüze satış personelleridir. Bir şekilde piyasadaki en iyi yüz yüze satış uzmanlarını mı işe alıyorlar yoksa özel bir eğitimlerimi var bilmiyorum ama bu güne kadar çeşitli tekniklerle bana ürün aldıran veya ürün almama ramak bıraktıran en başarılı satışçıları Teknosada gördüm. Pazarlama ve ikna teknikleri kendimin de özel çalışma alanı olduğu için bu satış personellerinin kullandığı pek çok tekniği kavrayabiliyorum ama bu onlara karşı duyduğum sempatiyi azaltmıyor.

"Arkanda Teknosa gibi bir marka varken satış yapmakta iş mi canım" diyenlerdenseniz bütün gün yüzlerce insanın girip çıktığı ve müthiş yoğun bir dükkanda,size düşünebileceğiniz her tür soru ve ön yargıyla gelen aksi bir müşteriye ufacık bir televizyonu satmayı deneyin bakalım. İşte o zaman bu işin ne kadar zor bir iş olduğunu anlayabilirsiniz. Hatta bir keresinde bana son model diz üstü bilgisayarları tanıtan bir Teknosa satış elemanı üst kattaki sinirli bir müşterinin eline geçirdiği koca bir vantilatörü aşağı sallaması ve zemine çarpan cihazın çıkardığı canhıraş gürültüye dönüp şöyle bir göz ucuyla baktıktan sonra hiç teklemeden ve heyecanlanmadan sanki her gün tepesinden bir vantilatör atılıyormuş gibi bana satış yapmaya devam etmişti. (Evet bu soğukkanlı hareketten sonra o diz üstü bilgisayarı aldım tabii hem de bu kararımın psikolojik arka planını bile bile)

Tabi bir firmanın Forbes Türkiye listesinde 33.sırayı alması için sadece iyi satış elemanları olması yetmez. En tepedeki genel müdüründen en ücra şubesindeki kasa elemanına kadar tam bir takım çalışması gerektirir böyle büyük başarılar ve anladığım kadarıyla Teknosa bu takım ruhunu oturtmayı iyi başarmış. Bu vesileyle Teknosa genel Müdürü Mehmet Necil Oyman ve tüm takım arkadaşlarına tebriklerimi sunmak isterim. Türkiye gibi zor bir piyasada bu tür başarılara imza atmak hiç de kolay işlerden değildir.

Bir dahaki Forbes 500 listesinde Teknosa'yı daha üst sıralarda görmek dileklerimle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BAŞARISIZ BİR İNSAN OLMANIN DOKUZ YOLU

Sevgili Dostum,

Yıllardır seni daha başarılı bir insan yapmak için uğraşıp duruyorum. İşimi gücümü bırakıp sana güzel güzel yazılar yazıyorum ama okumuyorsun ve "hocam çok uzun yazıyorsunuz" diye bana mesajlar atıyorsun.

Tamam kardeşim diyorum ve sana kısacık kısacık resimli paragraflar yazıyorum bu sefer de "ee hani burada bir şey yazmıyor bana ne yapacağım tam anlatmamışsın" diye bana kızıyorsun. Bu sefer sana ulaşabilmek için minnacık minnacık uyandırıcı tweetler atıyorum onları da laf sokmalı ve esprikli söz değil diye beğenmiyor ve benim yerine trolleri takip ediyorsun.

Bu iş yazıyla olmuyor, gel bak sana eğitim düzenledik ve sadece bir akşam yemeği parasına bir günde sana otuz kitaplık bilgi vereceğim, üstelik benimle tanışıp istediğin soruyu da sorabilirsin diyorum "size şimdi para mı vereceğiz,hep paragözsünüz zaten" diyorsun (sanki cebindeki telefonla ayağındaki ayakkabıyı sana bedava verdiler de biz paragöz olduk).

Hele öyle sana "bak,ben …