Ana içeriğe atla

İzmirin sembollerinden biri olan Yeni Asır gazetesi tam 120 yaşına bastı haberiniz var mı ? Bir İzmirli olarak başka bir şehire gittiğim zaman püfür püfür esen deniz kokulu rüzgarı ve çıtır çıtır boyozu nasıl arıyorsam Yeni Asır gazetesini de öyle ararım. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi Yeni Asırın Türk basın tarihindeki yeri diğeri de benim şahsi tarihçemdeki önemi.

Yeni Asır 1895 senesinde Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Atatürkün dünyaya gözlerini açtığı Selanik şehrinde kuruldu. O dönemlerin Balkanları saran kanlı olaylarından payını aldı ve defalarca matbaası ateşe verildi. Normal bir gazeteyi kısa zamanda yok edecek bu yangınlara rağmen Yeni Asır her defasında yeniden başladı ve sanki küllerinden sürekli yeniden doğan bir anka kuşu gibi matbaa makinelerini çalıştırmaya devam etti.

Kurtuluş savaşımızın türlü zorluklarla kazanılmasından sonra imzalanan Lozan Barış Antlaşması neticesinde yerlerinden yurtlarından ayrılıp Türkiyeye göç eden yüz binlerce Türk insanıyla beraber o da Selaniği terk etti ve İzmire yerleşti. Yeni Asırın bundan sonraki hikayesi Cumhuriyetle yaşıt ve bir çok başarıyla dolu olan bir hikayedir.

Yeni Asır'ın Türkiyede basın alanında çığır açmış bir çok yeniliği getiren bir gazete olduğu Türkiye genelinde pek bilinmez hatta belki İzmirliler bile yeterince farkında değildir. Yeni Asır öncelikle ismindeki Yeni kelimesinin hakkını tam anlamıyla vermiş bir gazetedir. Bir kaç örnek vermem yerinde olur. Yeni Asır harf devriminden sonra Latin Alfabesiyle basılan ilk gazetedir. 1930 senesinde gene Türkiye de ilk olarak rotatif baskı,linotip ve entertip dizgi sistemine sahip gazete olmuştur.1967 senesinde teknoloji alanındaki üstünlüğünü gene kimseye bırakmamış ve ofset baskı düzenine geçen ilk gazete unvanı almıştır. Spor gazetesi kavramı Türkiye de pek bilinmezken ilk spor gazetesini çıkaran da Yeni Asır olmuştur. Bugün aldığımız gazetelerin içinden çıkmasını kanıksadığımız magazin eklerinin ilki olan Sarmaşık Yeni Asır tarafından çıkartılmıştır. Yeni Asırın imza attığı ilklerden Türkiye için en önem taşıyanı da bugün kendileri olmadan neredeyse hiç bir iş yapamayacağımız Bilgisayarların önemini fark etmek ve yaklaşan Bilgisayar çağını öngörüp 1980 senesinde Türkiye'deki tüm gazetelerden önce bilgisayarları gazete yayıncılığında kullanmaya başlaması olmuştur. Bu neredeyse ders kitaplarına girecek kadar önemli büyük bir başarıdır. Kısacası Yeni Asır tam 120 sene yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başarmış ama aynı zamanda da bir çok önemli yeniliğe imza atmış bir kuruluştur.

Yeni Asırın benim için ikinci önemli özelliğiyse şudur. 1990'lı yıllarda daha ergenlikten yeni çıktığım dönemlerde Yeni Asırın açtığı bir makale yarışmasını kazanmış ve stajyer muhabir olarak çalışmaya başlamıştım. O dönemlerde hayalimde gazeteci olmak vardı ama gazetecilik nedir diye sorsanız kafamda Amerikan filmlerinden kalma gerçek dışı imajlardan başka bir şey yoktu. Yeni Asırda geçirdiğim kısa stajyerlik dönemi benim için tam bir okul olmuştur. Gazeteciliğin ne kadar özveri gerektiren bir meslek olduğu,tek bir haber peşinde türlü zorluk ve tehlike içinde yemeden,içmeden koşturmanız gerektiği,normalde önünden bile geçmekten korkacağınız ortamlara sırf okuyucularınız gerçek bilgilere ulaşsın diye korkmadan daldığınız,sabahlara kadar gazete binasında kulağınızda polis telsizi haber beklediğiniz ve tek bir cümle haber yazmak için saatlerce buz gibi ayazda kaldırımlarda süründüğünüz müthiş özveri gerektiren bir meslekti gazetecilik. O dönemler yeni yeni başlayan özel televizyonculuk bünyesinde çalışan genç insanların omuzlarında bugünkülerden kat kat ağır kameralarla yüzlerce metre depar attıklarını ve gerçek gazeteciliğin masa başında değil sokakta yapıldığını çok iyi öğrenmiştim o günlerde. Hedeflerimden biri olan köşe yazarlığını daha sonra kısmen gerçekleştirmeme rağmen gazetecilik hevesim o işin benim harcım olmadığını anlamamla bitmişti. Dünyayı yeni yeni anlamlandırmaya başladığım o günlerde Yeni Asır benim için büyük bir tecrübe olmuştur. Gazetedeki stajyerliğimi gazeteciliği benden çok daha iyi yapacak birileri yerimi alsın diye kendi isteğimle sonlandırıp Yeni Asır binasından ayrıldığım gün halen hatırımdadır.

İşte tüm bu sebeplerle başta Yeni Asır genel yayın yönetmeni Şebnem Bursalı ve tüm çalışma arkadaşlarının bu mutlu yıl dönümlerini en içten dileklerime kutlamak isterim. İyi ki varsın Yeni Asır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…